You see türkçesi You see nedir

  • Anladığın gibi.
  • Şimdi.
  • Yani.
  • Anladın mı.
  • Senin anlayacağın.
  • Anlayacağın.
  • İşte.
  • Gördün mü?.
  • Gördüğün gibi.

You see ile ilgili cümleler

English: Ali isn't happy here. Can't you see that?
Turkish: Ali burada mutlu değil. Bunu göremiyor musun?

English: And if you see Tom, say hello to him for me.
Turkish: Ve Tom'u görürsen, Ona benim için selam söyle.

English: "Did you see my cat?" "No." "Liar, you're still chewing!"
Turkish: "Kedimi gördün mü?" "Hayır." "Yalancı, hala çiğniyorsun!"

English: Answer me this. Did you see her there?
Turkish: Bunu bana yanıtla. Onu orada gördün mü?

English: "Did you see yesterday's soccer game?" "Of course I did!"
Turkish: "Dünkü futbol maçını izledin mi" "Tabii ki izledim!

You see ingilizcede ne demek, You see nerede nasıl kullanılır?

You : Sen. Sizi. Seni. Genellemelerde kullanılır. Sizler. Size. Siz. Sana.

See : Dikkat etmek. Gereğini yapmak. Farkına varmak. Bakmak. Anlamak. Seyretmek. Papalık. Piskoposluk. Görüşmek. Uğurlamak.

Pay as you see : Paralı yayın yapan televizyon.

Pay as you see television : Tecimsei televizyonun kapalı yayınına dayanan, ancak abonelerin izleyebileceği izlenceleri evlerdeki almaçlara eşeksenli kablolarla dağıtan televizyon dizgesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Paralı televizyon.

 

You all : Başkasını veya başkalarını da temsil eden bir kişiye hitap ederken kullanılan you (sen) zamiri. Sizler. Hepiniz. You (sen) zamirinin iki veya daha fazla kişiye hitap edilirken kullanılan çoğul hali. Siz.

You and me : İkimiz. Sen ve ben.

You amuse me : Beni eğlendiriyorsun. Beni neşelendiriyorsun. Beni güldürüyorsun.

İngilizce You see Türkçe anlamı, You see eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak You see ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On the double : Bir koşu. Koşar adım. Yellim yelalim. Fırtına gibi. Çok çabuk. Derhal. Hemen.

In a word : Tek kelimeyle. Kısacası. Sözün özü. Bir kelimeyle. Sözün kısası. Kısaca söyleyecek olursak. Kısaca. Hulasa.

Id est : İ.e. Demek ki. That is (yani).

You know : Bilirsin işte. Bildiğin belli. Anlarsın ya. Bilirsin. Biliyorsun. Farkındasın. Anlarsın işte. Hani.

At the moment : Şu anda. Bu noktada. Bu saatte. Şimdilik. Bu anda. Şu an.

Nows : Acilen. Derhal. Artık. Hemen. Şu an. Halen. Şimdiki zaman. Şu anda.

Namely : Olarak adlandırılan. Şöyle ki. Yani anlayacağın.

So to speak : Adeta. Deyim yerindeyse. Tabir caizse. Tabiri caizse. Öyle de denebilir.

At work : Geçerli olan. Çalışırken. İş başında.

Anon : Çok geçmeden. Hemen. Derhal. Yakında. Bir an önce.

You see synonyms : here you are, now, at present, for the moment, that is, to wit, at the present time, just now, that is to say, just, in other words, now that, erelong, nominately, presently, lo, hereby, scil, geddit, in a sense, there, nowadays, at once, ie, oho, here, scilicet, viz, in short.