See türkçesi See nedir

  • Piskoposluk.
  • Uğurlamak.
  • Farkına varmak.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Gereğini yapmak.
  • Farketmek.
  • Geçirmek.
  • Bakmak.
  • Seyretmek.
  • Dikkat etmek.
  • Anlamak.
  • Papalık.
  • Kavramak.
  • Görüşmek.
  • Yolcu etmek.
  • Yerinde görüm.
  • Görmek.

See ile ilgili cümleler

English: "Did you see my cat?" "No." "Liar, you're still chewing!"
Turkish: "Kedimi gördün mü?" "Hayır." "Yalancı, hala çiğniyorsun!"

English: "Do you want to see my magic wand?" "You have a magic wand, Tom? Really?" "Yes, I'm a wizard!"
Turkish: Sihirli değneğimi görmek ister misin?" "Sihirli bir değneğin mi var, Tom? Gerçekten mi?" "Evet ben bir bir sihirbazım."

English: "Did you see yesterday's soccer game?" "Of course I did!"
Turkish: "Dünkü futbol maçını izledin mi" "Tabii ki izledim!

English: "I didn't see that you were online." "Yes, I was in invisible-mode.'
Turkish: "Online olduğunu görmedim ki" "Evet, görünmez modundaydım.'

English: "I have a terrible tooth-ache." "You'd better see a dentist at once."
Turkish: "Korkunç bir diş ağrım var" "Hemen bir dişçiye gitsen iyi olur"

See ingilizcede ne demek, See nerede nasıl kullanılır?

See a joke : Bir espriyi anlamak. Bir şakayı idrak etmek. Bir şakayı görmek.

See a patient : Hasta bakmak.

See a thing through : Bir girişimi başarmak. Bir işi başarmak. Tuttuğunu koparmak.

 

See a wolf : Sesini kaybetmek.

See about : Uğraşmak. Bakmak. İle ilgilenmek.

See also : Ayrıca bkz.

See eye to eye with somebody : Tamamen aynı fikirde olmak. Aynı görüşte olmak.

See eye to eye : Aynı kanaatte olmak. Aynı fikirde olmak. Göz göze bakmak. Her konuda anlaşmak. Tamamen aynı fikirde olmak. Aynı ağızı kullanmak.

See each other : Görüşmek.

See double : Biri iki görmek. Çift görmek. Şeşi beş görmek. Çatal görmek. Sarhoş olmak.

İngilizce See Türkçe anlamı, See eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak See ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in charge : Sorumlu olmak. Başkanlık yapmak. Sorumlusu olmak.

Descrying : Keşfetmek. Ayırt etmek. Çıkarmak. Seçmek.

Apperceived : İdrak etmek.

Sending off : Göndermek. Oyundan ihraç etmek. Oyundan çıkarmak. Teşyi etmek. Postalamak. Birisini uğurlamak. Oyundan atmak. Yollamak.

Carries : Menzili olmak. Sağlamak. Üzerinde bulundurmak. Yayımlamak. Kaldırmak. Başarmak. Getirmek. Çakmak. Nakletmek.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

Cruises : Gezinmek. Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Ağır ağır gitmek. Gemiyle gezmek. Gemi ile dolaşmak. Yol almak. Turistik gemi yolculuğu. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Gemi gezisi.

 

Communicate : Bitişik olmak. Birbirine açılmak (odalar). Komünyon vermek. İçini dökmek. Nakletmek. Dertleşmek. Bildirmek. Anlatmak. Bağlantılı olmak. Bulaştırmak.

Allegation : Bahane. İddia. İthamname. Mazeret. İtham. Özür. İleri sürme. Sav. Suçlama.

Speed : Yön belirtmeden verilen, birim zamanda alınan yol niceliği. Hız vermek. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hız. Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği. bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği. Hız kazandırmak. Hızlandırmak. Hız sınırını aşmak. Amfetamin. Bir duyarkatın ışıktan etkilenme, ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneğini anlatan genel terim.

See synonyms : get a look, lay eyes on, get word, get a line, annulment, argued, perceive, confers, papacy, catch on to, beware of, ascertaining, absorb, abetment, the vatican, argue, canvasses, attends, beware, poperies, hear, ascertain, seeing off, beholds, awakens, find out, deal a blow, be wary of, awoken, bite, american law of corporation, bid somebody godspeed, episcopates.

See zıt anlamlı kelimeler, See kelime anlamı

Disrespect : Nezaketsizlik. Saymamak. Saygısızlık. Saygısızlık etmek. Saymazlık. Saygısızlık yapmak. Hürmet etmemek. Kabalık etmek. Hürmetsizlik. Kabalık.

Exclude : Saymamak. Kovmak. Dışarıda bırakmak. Dahil etmemek. İçeri almamak. Kapsamdan çıkarmak. Hariç tutmak. Önlemek. Hesaba katmamak. Dışlamak.

Esteem : İtibar. Düşünmek. Gözüyle bakmak. Kanı. Addetmek. Değer vermek. Rağbet. Saygınlık. İtibar etmek. Takdir etmek.

See antonyms : disesteem, respect.

See ingilizce tanımı, definition of See

See kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, he sees distinctly. To descry. To behold. To view. In poker and similar games at cards, to meet (a bet), or to equal the bet of (a player), by staking the same sum. To have the power of sight, or of perceiving by the proper organs. A place where sovereign power is exercised. A seat. To possess or employ the sense of vision. A site. To perceive by the eye. To have knowledge of the existence and apparent qualities of by the organs of sight.