Carries türkçesi Carries nedir
- Sevketmek.
- Satışa sunmak.
- Sağlamak.
- Götürmek.
- Büyülemek.
- İletmek.
- (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek.
- Başarmak.
- Taşıyıcılık yapmak.
- Taşımak.
- Yayımlamak.
- Elde etmek.
- Çakmak.
- Nakletmek.
- Kaldırmak.
- Çekmek.
- Bulundurmak.
- Başarı kazanmak.
- Menzili olmak.
- Üzerinde bulundurmak.
- Getirmek.
- Geçirmek.
Carries ile ilgili cümleler
English: Ali usually carries a pocketknife.
Turkish: Ali genellikle bir çakı taşır.
English: Ali always carries a camera with him wherever he goes.
Turkish: Ali nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.
English: Ali always carries a map and compass in his bag.
Turkish: Ali her zaman çantasında bir harita ve pusula taşır.
English: Ali picked Mary up the same way a man carries his new bride across the threshold and gave her a kiss on the cheek.
Turkish: Ali yeni gelinini eşikten taşıyan bir adamla aynı şekilde Mary'yi kaldırdı ve onu yanağından öptü.
English: Ali usually carries a sketch pad.
Turkish: Ali genellikle bir karalama defteri taşır.
Carries ingilizcede ne demek, Carries nerede nasıl kullanılır?
Carries on his shoulders : Ağırlığı omuzlarında taşıyan. Omuzlarında taşıyan.
Carries out faithfully : Güvenilir bir şekilde işi tamamlamak. Sadık bir şekilde gerçekleştirmek.
Miscarries : Çocuk düşürmek. Yanlış yere götürülmek. Suya düşmek. Başarısız olmak. Düşük yapmak. Ters gitmek. Başaramamak. Bebek düşürmek. İstenilen sonucu vermemek (plan).
Carrie : Bir kadın adı. Kadın ismi.
Carried : Çekmek. Menzili olmak. (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi veya edilmiştir!. Satışa sunmak. Geçirmek. Kaldırmak. Sağlamak. Yayımlamak. Nakletmek. Çakmak.
Carried out a project : Bir planı gerçekleştirme. Bir görevi tamamlama.
Carrier : Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri. Nakliye şirketi. Nakliyeci. Telefon operatörü. Port bagaj. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığa yol açan mikrobu taşıyan. Hamal. Kurye. Taşıyan. Ulak.
Carried out his duty : Sorumluluklarını yerine getirme. Yükümlülüklerini yerine getirme.
Carrier bag : Saplı naylon çanta. Torba taşıyıcı. Satın alınan şeyleri taşımak için plastik yada kağıt çanta. Poşet. Taşıma torbası. Taşıma çantası.
Carried out his plan : Planladığı şeyi yapma. Planını gerçekleştirme. Planını uygulama.
İngilizce Carries Türkçe anlamı, Carries eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Carries ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Cleared : Berraklaşmak. Kapatmak. Açıklamak. Dağılmak. Aydınlatmak. İlişkisiz. Temize çıkarmak. Aşmak. Ödemek.
Notch up : Kazanmak. Ulaşmak. Puan kaydetmek. Kazanç kaydetmek. Erişmek.
Adduced : (örnek) vermek. Getirip göstermek. Göstermek (kanıt). Vermek örnek. Kanıt göstermek. Örnek vermek. Delil göstermek. (delil) göstermek. Vermek (örnek).
Absorbs : Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Kavramak. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Devralmak. İşgal etmek. Sönümlemek. Yutmak. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Emmek. Karşılamak (masrafı).
Axe : Balta. Kısma. Kovmak. Sepetlemek. Kısmak. İşten kovma. Enstrüman. Baltalamak. Balta ile kesmek.
Launches : Denize indirmek. Başlamak. Girişmek. (gemi) denize indirmek. Çıkmak. Atmak. Fırlatmak (roket). Başlatmak. Mızrak gibi atmak.
Promulgates : Resmen ilan etmek. Duyurmak. Yaymak. Kamuya ilan etmek. Kamuya açıklamak. Yürürlüğe sokmak. Yaymak (inanç veya düşünce vb'ni). İlan etmek. Yayınlamak.
Forward : Yeni adrese yollamak. Göndermek. Yollamak. Öndeki. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Yönlendirme yapmak. Küstah. Şımarık. Cüretkar. Gelişmiş.
Offer for sale : Satışa çıkarmak. Satılığa çıkarmak.
Bewitches : Büyü yapmak. Afsunlamak. Kendine bağlamak. Aklını almak. Cezbetmek.
Carries synonyms : starting gate, starting stall, movable barrier, wing, broadcasts, betaken, consign, accommodate, dam, crossest, emits, annul, becharm, consigning, joined, carry off, have in stock, freighted, bring off, guide, propel, acquires, jetty, attained, brought off, flash, be crowned with success, impediment, achieve, attract, captivates, impel, roadblock.
Carries zıt anlamlı kelimeler, Carries kelime anlamı
Unmarried : Subay. Evlenmemiş. Bekar. Boydak.
Carries antonyms : unmated.

Bu kısımda Carries kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Carries ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Carries anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Carries ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.