Carrier türkçesi Carrier nedir

  • Nakliye şirketi.
  • Hamal.
  • Port bagaj.
  • Nakliyeci.
  • Telefon operatörü.
  • Portör.
  • Taşıyıcı.
  • Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri.
  • Ulak.
  • Taşıyan.
  • Kurye.
  • Kızak.
  • Taşıma işletmecileri için kullanılan jenerik isim.
  • Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığa yol açan mikrobu taşıyan.

Carrier ile ilgili cümleler

English: How many aircraft carriers does the US Navy have?
Turkish: Amerikan donanmasında kaç tane uçak gemisi var?

English: An aircraft carrier can only be destroyed with a tactical nuclear weapon.
Turkish: Bir uçak gemisi ancak bir taktik nükleer silahla yok edilebilir.

English: The mail carrier delivers mail from door to door.
Turkish: Posta taşıyıcı postaları kapıdan kapıya dağıtır.

Carrier ingilizcede ne demek, Carrier nerede nasıl kullanılır?

Carrier bag : Saplı naylon çanta. Taşıma çantası. Taşıma torbası. Poşet. Torba taşıyıcı. Satın alınan şeyleri taşımak için plastik yada kağıt çanta.

 

Carrier based aircraft : Uçak gemisinde üslenmiş uçak.

Carrier channel : Taşıyıcı kanalı.

Carrier current : Taşıyıcı akım. Kuran partör. Kuranportör. Bir iletim yolunun taşıma sığasını artırmak için, taşınacak sıktıkta akım ile kiplenen, daha yüksek sıklıkta dalgalı akım. bir iletim yolu değişik sıklıkta birçok taşıyıcı akımı birden kaldırabilir.

Carrier current relay : Taşıyıcı akım rölesi.

Carrier filter : Taşıyıcı süzgeci.

Carrier frequency : Taşıyıcı yinelenim. Televizyon yayınlarında resim ve ses taşıyıcı dalganın yinelenimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Taşıyıcı dalga frekansı. Taşıyıcının frekansı. Taşıyıcı frekans.

Carrier mobility : Taşıyıcı devinirliği. Taşıyıcı hareket yeteneği. Taşıyıcı devingenliği.

Carrier noise : Taşıyıcı gürültüsü.

Carrier line : Taşıyıcı hattı.

İngilizce Carrier Türkçe anlamı, Carrier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carrier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hauler : Malları taşıyan şirket. Karayolu taşımacısı. Taşıyan kimse. Çekici.

Conveyers : Nakledici. Konveyör.

Arrester : Eklatör. Kesici. Tutuklayan kimse. Durdurucu. Tutucu. Tutuklayan kişi.

Gantry : Tomografi cihazında hastanın girdiği oyuk bölüm. tüp ve dedektör sistemi bu boşluğun çevresinde bulunur. öne ve arkaya 30º eğilebilir. Sinyal iskeleti. Makas köprüsü. Gantri. Ayaklı çerçeve sehpa. Fıçı kızağı. Füze montaj kulesi. Makas köprüsü (tren). Rampa.

Vectors : Hastalık vektörleri. Vektör.

 

Haulier : Karayolu taşımacısı. Çekici.

Veal : Süt danası. Buzağı eti. Dana eti. Süt danası eti. Vajina. Yalnız süt veya yapay sütle beslenen, canlı ağırlığı 140-160 kg gelen danalardan elde edilen açık pembe renkli et.

The bearer : Mesnet. Tabut taşıyan kimse. Hamiline. Tabut taşıyıcı. Hamil. Destek. Tabut taşıyan. Bu mektubu veya haberi veya harfi taşıyan kimse.

Holder : İçine bir şey konulan nesne. Sahip. Bir ortaklık veya mal üzerinde payı olan kişi. hisse senedini satın alarak elinde bulunduran kişi. Tutacak. İçinde bir şey saklanabilen kap. Eldeci. Kap. Kulp. Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

Deliveryman : Kargo görevlisi. Dağıtıcı. Dağıtımcı. Kargocu.

Carrier synonyms : combat ship, arrester hook, attack aircraft carrier, despatch rider, dispatch rider, chute, luggage rack, coaster, delivery boy, operator, carriers, skycaps, despatchers, deliverers, bearing, summoners, summoner, bobsled, catcher, bringer, conveyors, chock, traveler, trundler, haulers, drags, conveyer, traveller, coolie, warship, expressage, operators, beeret.

Carrier ingilizce tanımı, definition of Carrier

Carrier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, carries or conveys. A messenger.