Carrie türkçesi Carrie nedir

  • Bir kadın adı.
  • Kadın ismi.

Carrie ile ilgili cümleler

English: Ali always carries a map and compass in his bag.
Turkish: Ali her zaman çantasında bir harita ve pusula taşır.

English: Ali always carries a camera with him wherever he goes.
Turkish: Ali nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.

English: This is Carrie Underwood's latest album.
Turkish: Bu, Carrie Underwood'un en son albümüdür.

English: Ali and Mary carried the injured man to the side of the road.
Turkish: Ali ve Mary yaralı adamı yol kenarına taşıdılar.

English: A samurai in the Edo era carried two swords.
Turkish: Edo Döneminde bir ​​samuray iki kılıç taşıdı.

Carrie ingilizcede ne demek, Carrie nerede nasıl kullanılır?

Carried : (yapılan bir oylama sonucunda) kabul edildi veya edilmiştir!. Nakledilmiş. Nakletmek. Sevketmek. Çekmek. Taşınmış. Menzili olmak. Kaldırmak. Elde etmek. Getirmek.

Carried away : Heyecanlı. Son derece arzu dolu.

Carried on his back : Taşıma. Yükü sırtına alma. Sırtına yükleme. Ağırlığı arkasında taşıma.

Carried out : Yerine getirilmiş. Gerçekleştirme. Yerine getirme. Uygulanma. Yapılmış. Uygulanmış. Yapma. Gerçekleştirilmiş. Yerine getirilme. Başarılmış.

Carried out a project : Bir görevi tamamlama. Bir planı gerçekleştirme.

 

Carrier bag : Poşet. Taşıma çantası. Saplı naylon çanta. Taşıma torbası. Torba taşıyıcı. Satın alınan şeyleri taşımak için plastik yada kağıt çanta.

Carrier channel : Taşıyıcı kanalı.

Carried the burden : Ağırlığı taşıma. Sorumluluğu üzerine alma.

Carrier current : Bir iletim yolunun taşıma sığasını artırmak için, taşınacak sıktıkta akım ile kiplenen, daha yüksek sıklıkta dalgalı akım. bir iletim yolu değişik sıklıkta birçok taşıyıcı akımı birden kaldırabilir. Kuran partör. Kuranportör. Taşıyıcı akım.

Carried out his plan : Planladığı şeyi yapma. Planını gerçekleştirme. Planını uygulama.

İngilizce Carrie Türkçe anlamı, Carrie eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carrie ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shore : Dayanak. Payanda. Sahil. Kenar. Yaka. Kanıtlamak. Desteklemek. Kıyı. Payanda vurmak. Destek olmak.

Pack : Deste (iskambil). Sargı. Yığın. Bavuluna koymak. Valiz toplamak. Paket. Ambalajlamak. Kütle. Sarmak. -i denk etmek.

Alberta : Kanada'da bir vilayet. Virginia eyaletinde yerleşim yeri. Minnesota eyaletinde şehir. Alabama eyaletinde şehir.

Bring down : Azaltmak. (yönetimi) düşürmek. Düşürmek. Sürdürmek. Yıkmak. Değerini düşürmek. Vurup indirmek. Yaralamak. İndirmek. Aşağıya indirmek.

[#amber Ambers] : Bal rengi. Samankapan. Bir kadın ismi. Kehribar. Kehribar rengi. Amber.

Adda : Kuzey italya'da bir nehir.

Akiko : Abd'de mark crilley tarafından yaratılan çizgi roman serisi.

Agnes : Küçük kızların koruyucu meleği. Saint agnes. 13 yaşında şehit olduğu söylenen hıristiyan romalı.

 

Althea : Gülhatmi.

Carrie synonyms : set ashore, plump in, come, agatha, roll up, hit, land, pull in, alices, take, attain, amelia, amy, have, adele, adeline, drive in, alexa, alexandra, draw in, amber, andrea, get, alma, put down, get in, amyss, abigail, flood in, reach, alona, alice, feature.

Carrie zıt anlamlı kelimeler, Carrie kelime anlamı

Leave : Kalkmak. Bırakmak. Bakımına bırakmak. Müsaade. Ayrılmak. Vazgeçmek. Ruhsat. Sorumluluğuna bırakmak. İzin. Çıkmak.

Pull out : Sökmek. Uzamak. Park yerinden çıkmak. Dışarı çekmek. Yola çıkmak. Yarışdışı bırakma. Çıkarmak. Ayrılmak. Çıkmak.

Lack : Yoksun kalmak. Yoksun olmak. Eksiklik. Eksik olmak. Olmamak. -sizlik çekmek. -den yoksun olmak. İhtiyacı olmak. Yokluk. Olmayış.