See about türkçesi See about nedir

See about ile ilgili cümleler

English: On a clear, dark night, we can see about 6,000 or so stars in the sky.
Turkish: Açık, karanlık bir gecede gökyüzünde yaklaşık 6.000 ya da daha fazla yıldız görebiliriz.

English: I'll ask the super to see about the leak in the front hallway.
Turkish: Bina yöneticisinden ön koridordaki sızıntıyı görmesini isteyeceğim.

English: On a clear, dark night, our eyes can see about 6,000 or so stars in the sky.
Turkish: Açık, karanlık bir gecede gözlerimiz gökyüzünde yaklaşık 6.000 ya da daha fazla yıldız görebilir.

English: He promised to see about my broken watch.
Turkish: Bozuk saatimle ilgileneceğine söz verdi.

English: Ali asked Mary to see about getting front row seats at the Lady Gaga concert.
Turkish: Ali Mary'den Lady Gaga konserinde ön sıra koltuklardan almanın bir yolunu bulmasını istedi.

See about ingilizcede ne demek, See about nerede nasıl kullanılır?

See : Piskoposluk. Yolcu etmek. Farketmek. Anlamak. Dikkat etmek. Yerinde görüm. Farkına varmak. Görmek. Kavramak. Gereğini yapmak.

About : Aksi yöne. Etrafında. Sıralarda. Ötede beride. Tahminen. Aşağı yukarı. -den ne haber?. Dair. Buralarda. Baresinde.

See a joke : Bir espriyi anlamak. Bir şakayı görmek. Bir şakayı idrak etmek.

 

See a patient : Hasta bakmak.

See a thing through : Bir girişimi başarmak. Bir işi başarmak. Tuttuğunu koparmak.

See a wolf : Sesini kaybetmek.

See action : Savaş görmek.

İngilizce See about Türkçe anlamı, See about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak See about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Take an interest in : Yakınlaşmak. Alaka göstermek. İlgi göstermek. Alaka duymak.

Attack : Sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem. Dil uzatmak. Çatmak. Girişmek. Saldırmak. Kesin sonuç almak için tarafların kurduğu, oyunu karşı taraf alanına aktaran düzen. Eleştirmek. Vurmak. Hücum etmek.

Come at : Ulaşmak. Varmak. -e varmak. Saldırmak. Üstüne üstüne gelmek. Vermek. Üstüne gelmek. Üstüne yürümek. -e erişmek.

Be in the race to stay : Pers etmemek. Cebelleşmek. Bırakmamak. Kalmak için çabalamak.

Deal with : Ticaret yapmak. İlgili olmak. İdare etmek. Gerekeni yapıp üstesinden gelmek. -e değinmek. Muhatap olmak. Ele almak. Alışveriş yapmak.

Be at war with : Mücadele etmek. Savaş halinde olmak.

Attacks : Çatmak. Hücum etmek. Dil uzatmak. Girişmek. Aşındırmak. Tutulmak. Taarruz etmek. Hamle yapmak. Yakalanmak.

Behold : Dikkat etmek. Farkına varmak. Görmek. Gözlemlemek. Seyretmek. Dikkatle bakmak.

Beat about : Aramak. Endişeyle aramak. Rota değiştirmek. Sıkıntıyla aramak. Aranmak. Bakınmak. Aranıp durmak.

Bend over backwards : Aşırı çaba sarfetmek. Çok çaba harcamak. Aşırı önlem almak. Aşırı çaba sarf etmek. Çok uğraşmak. Elinden geleni yapmak. Çırpınmak. Varını yoğunu ortaya koymak. Çok hevesli olmak.

 

See about synonyms : agonises, agonise, take notice of, contended, cares for, care for, be occupied with doing, look after, touch, engage in, concern oneself with, be in charge, beheld, be occupied in doing, attended, beholding, cast a glance, be in charge of, attacked, attend on, get to grips with, cope with, beholds, attends, watch, agonize, coping with, be interested in, contend, see to, attend, attend to, administer to.