See each other türkçesi See each other nedir

See each other ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary don't see each other very often.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerini çok sık görmüyorlar.

English: Ali and Mary don't see each other anymore.
Turkish: Ali ve Mary artık birbirlerini görmüyorlar.

English: Ali and Mary seemed to be very happy to see each other again.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerini tekrar gördüklerine çok mutlu gibi görünüyordu.

English: Ali and Mary never see each other nowadays.
Turkish: Ali ve Mary bu günlerde asla birbirlerini görmüyorlar.

English: Ali and Mary probably won't see each other for a while.
Turkish: Ali ve Mary bir süre için birbirlerini göremeyecekler.

See each other ingilizcede ne demek, See each other nerede nasıl kullanılır?

See : Piskoposluk. Kavramak. Yerinde görüm. Papalık. Gereğini yapmak. Yolcu etmek. Görmek. Geçirmek. Bakmak.

Each : Tanesine. Herbir. Her biri. Her (bir). Her birine. Herbirisi. Her bir. Teker teker. Adam başına. Her.

Other : Özge. Geçen. Diğeri. Sonraki. Başka biçimde. Bundan başka. Gayri. Öteki. Öbürü. Özgesi.

Each other : Birbirine. Birbirine göre. Birbiri. Birbirlerini. Birbirini. Yekdiğerini.

Argued with each other : Dövüştüler. Birbirileriyle tartıştılar. Birbirileriyle kavga etiler.

 

Facing each other : Karşı karşıya.

Kiss each other : Öpüşmek.

From each other : Birbirlerinden. Birbirinden. Bir kimsenin ahbapları veya arkadaşlarından.

Damaging each other : Birbirini inciten. Birbirine zarar veren. Birbirinin değerini düşüren.

Cross each other : Karşılaşmak.

İngilizce See each other Türkçe anlamı, See each other eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak See each other ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confer with : -den öğüt istemek. Danışmak. Müzakere etmek. -ile danışmak. -ile görüşmek.

Approaches : Benzemek. Andırmak. Başvurmak. Ulaşmak. Yaklaşmak. Girişmek. Yanaşmak. Girişler. Varmak.

Argue : Karşı gelmek. Kandırmak. Becelleşmek. İspatı olmak. Göstergesi olmak. Savunmak. Tartışmak. Belli etmek. İtiraz etmek.

Consult : Müracaat etmek. Başvurmak. Danışmanlık vermek. Akıl danışmak. Düşünmek. Danışmanlık etmek. Danışmanlık yapmak. Bakmak. Sormak.

Canvasses : Sipariş toplamak. Gözden geçirmek. Branda bezi. Tartışmak. Propaganda yapmak. Kamuoyu yoklaması yapmak. Yelken bezi. Kaputbezi. Reklam yapmak.

Argued : İtiraz etmek. Göstergesi olmak. Belli etmek. Münakaşa etmek. Kandırmak. Karşı gelmek. Savunmak. İkna etmek. Tartışmak.

Confer : Ödül ile onurlandırmak. Danışmak. Vermek. Sunmak. Müzakere yapmak. (onur veya ödül) vermek. Müzakere etmek. Bir ünvanı tevcih etmek. Bahşetmek.

Arguing : Karşı gelmek. Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. İspatı olmak. Savunmak. Belli etmek. İtiraz etmek. İddia etmek. İkna etmek. Kandırmak. Tartışma.

Canvass : Sipariş toplamak. Soruşturmak. Reklam yapmak. Gözden geçirmek. Kamuoyu yoklaması yapmak. Oy toplamak. Tartışmak. Propaganda yapmak. Anket yapmak.

 

Canvassed : Tartışmak. Soruşturmak. Anket yapmak. Sipariş toplamak. Oy toplamak. Reklam yapmak. Kamuoyu yoklaması yapmak. Gözden geçirmek. Seçmenleri dolaşarak oy istemek.

See each other synonyms : approach, argues, confer on, confers, conferred, approached.