İnatçı nedir, İnatçı ne demek

İnatçı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Ayak direyen, inat eden, anut, muannit, direngen

"İnatçı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Akşam ezanı sokaktaki çocukların inatçı, oyunbozan çığlıklarını bastırıyor." - İ. Aral

İnatçı hakkında bilgiler

İnatçı, Kartal Tibet'in yönetmenliğini yaptığı, başrollerini Kemal Sunal ve Asuman Arsan'ın Paylaştığı 1988 yapımı Türk filmidir.

Baraj projesinde kamulaşmaya gidilecektir. Sarı kavak ve uzun kavak köyleri kamulaştırmanın içine girmektedir. Sözde bu durum gizliliğini korumalıyken komisyonda görevli olan biri bu bilgiyi bir holdinge satar ve o holdingdeki biride duyduğunu başka bir holding'e satar. Böylece iki holding köylülerin topraklarını ucuz fiyata alıp devlete pahalı fiyata satma niyetle uzun ve kısa kavak köylerinin yollarını tutarlar. Bu arada köyde inatçılığı ile bilinen Bayram Kemal Sunal vardır. Bayram diğer köyün ağasının kızına aşıktır. Kızda ona aşıktır. Ancak bayram çok inatçıdır ve her ayın ilk Cuma günü kızı istemeye gelirler. Ağa kızını yine vermez ve sertçe davranır. Bunun üzerine Bayram ben senin kızını istemiyeceğim artık sen beni istemeye geleceksin diye kehanet tutar. Holding temsilcileri gelir ve her biri ağa ile muhtarın mallarını ucuz fiyata almaya çalışırlar.Bu arada birbirleriyle yarışırlar. Başkalarını kandırabilselerde Bayram'ı kandıramazlar ve ağa yavaş yavaş Bayram'ın kehanetine yaklaşmaktadır.

 

Kemal Sunal-Bayram

İnatçı ile ilgili Cümleler

  • İnatçı olmak sana yardımcı olmayacak.
  • Ali özür dilemeyecek kadar çok inatçı.
  • Ben inatçıyım.
  • İnatçı olduğumu bilirsin.
  • Senin bok inatçılığın insanları hasta ediyor.
  • Ben sadece senin kadar inatçı olabilirim.
  • İnatçı bir aptal olma.
  • Tom'un inatçı olduğunu düşünüyorum.
  • Sanırım Mustafa inatçı.
  • İnatçı yanım babamdan gelmedir.
  • İnatçı bir öksürüğüm var.
  • İnatçılıklarını sürdürüyorlar.
  • İnatçı olduğumu düşünüyor musun?
  • Fransız'ın bu kadar kaba, inatçı ve kibirli olması beni şaşırttı.

İnatçı anlamı, tanımı:

İnat : Bir konuda direnme, ayak direme, diretme, direnim. İnatçı. Birine karşı çıkma, karşı düşünce ileri sürme.

İnatçı keçi : Çok inat eden kimse.

İnatçılık : İnatçı olma durumu, direngenlik, inatlık, anutluk, muannitlik.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Basamak. Vücudun belden aşağı bölümü. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Halk edebiyatında uyak. Göl ayağı.

 

Direy : Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü, fauna. Bu hayvanların tanımını yapan eser.

Anut : İnatçı.

Muannit : İnatçı.

Direngen : İnatçı.

Kartal : Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş (Aquila). İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.

Yönetmen : Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör.

Diğer dillerde İnatçı anlamı nedir?

İngilizce'de İnatçı ne demek? : adj. stubborn, obstinate, stiff necked, heady, inflexible, difficult, set, balky, cantankerous, contrary, contumacious, cussed, Die Hard, dogged, dour, fractious, froward, hard-bitten, hard headed, hard mouthed, headstrong, indocile, insistent

n. obstinate person, stickler, sticker, Die Hard, bullet head, mule

Fransızca'da İnatçı : têtu/e, obstiné/e, opiniâtre, buté/e, entêté/e, forte tête, persistant/e, récalcitrant/e, tête de fer

Almanca'da İnatçı : adj. stur, hartnäckig, beharrlich, eigensinnig, halsstarrig, starrsinnig, aufsässig, bockig, rechthaberisch, verstockt, widerborstig, erbittert, störrisch, unerbittlich, zäh, hektisch

Rusça'da İnatçı : n. упрямец (M)

adj. упрямый, неуступчивый, ершистый