Jail türkçesi Jail nedir

Jail ile ilgili cümleler

English: Ali could go to jail for this.
Turkish: Ali bunu için hapse gidebilir.

English: Ali has been in jail before.
Turkish: Ali daha önce hapishanede bulundu.

English: Ali hanged himself in his jail cell.
Turkish: Ali hapishane hücresinde kendini astı.

English: Ali could go to jail for three years.
Turkish: Ali üç yıllığına hapse gidebilir.

English: Ali escaped from jail through a tunnel.
Turkish: Ali tünelden geçerek hapishaneden kaçtı.

Jail ingilizcede ne demek, Jail nerede nasıl kullanılır?

Jail bird : Tutuklu. Hapishane kuşu. Hapishanede olan kimse.

Jail cell : Hücre. Hükümlünün tutulduğu oda. Hapishane hücresi.

Jail delivery : Hapishaneden çıkma.

Jail fever : Tifüs. Salgın halinde olan tifüs.

Jail sentence : Hapis cezası.

Jailer : Gardiyan. Zindancı.

Jailbird : Mahpus. Hapishane gediklisi. İp kaçkını. Hapishane kuşu.

Jailed : Hapsedilmiş. Kapatılmış. Hapse atılmış. Tutuklanmış.

Break jail : Cezaevinden firar etmek. Hapishaneden kaçmak. Hapisten kaçmak.

Jailbreaks : Hapisten kaçma. Firar. Firar etme. Hapisten firar etme. Hapishaneden kaçma.

İngilizce Jail Türkçe anlamı, Jail eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Jail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commit to prison : Hapse göndermek. Cezaevine göndermek. Hapishaneye yollamak. Hapse mahkum etmek. Hapishaneye göndermek. Cezaevine yollamak.

Bastille : 14. yüzyılda paris'te inşa edilen ve 17.-18. yüzyıllarda eyalet hapishanesi olarak kullanılan hisar. Hapishane hisarı. Cezaevi kalesi (adını 14'üncü yüzyılda yapılmış ve 1789'da yıkılmış olan bastille isimli paris'teki bir hisardan almaktadır).

Send up : Taklidini yapmak. Yukarı fırlatmak. Hapse yollamak. Kafa bulmak. Dalga geçmek. Yükseltmek. Artırmak. Havaya atmak.

Bridewell : Islahhane. Islahevi.

Cooped : Kapamak. Kooperatif. Tıkmak. Kümese sokmak. Kümes. Kafeslemek.

Gaol : Delik.

Prison : Tevkifhane. Zindan. Mahpushane. Hapsetme. Tutukevi. Delik.

Coop up : Kapalı bir yerde tutmak. Bağlamak. Kapatmak. Kapamak. Kafeslemek. Kapamak (bir şeyi kapamak). Özgürlüğünü sınırlamak. Kümese sokmak. Tıkmak.

Framing : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çerçeveler sistemi. İskelet. Karkas. Filmi gösterici, bakımlık, kurgu aygıtı ya da film yayın aygıtında resmin pencereye tam olarak çakışmasını sağlayacak biçimde geçmek. Ahşap çatkı. İskelet (binaya ait). Çerçeveleme. Çatı. Çerçeve.

Jail synonyms : put behind bars, holding cell, correctional institution, clap into gaol, imprisonment, calabooses, oversights, confine, gratings, hoosgow, caged, remand, cage, put away, impound, auspices, coolers, immure, framework, lockup, duresses, confinement, lag, apprehend, penitentiaries, grid, surveillance, prisoning, imprisoning, arrests, pull in, custody, encloses.

 

Jail zıt anlamlı kelimeler, Jail kelime anlamı

Free : Muaf. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Erkin. Serbestçe. Serbest bırakmak. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Beleş. Serbest. Hiçbir biçimde herhangi bir koşula bağlı olmayan, özgür olan. Bedava.

Jail ingilizce tanımı, definition of Jail

Jail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A building for the confinement of persons held in lawful custody, especially for minor offenses or with reference to some future judicial proceeding. A kind of prison. To imprison.