Prison türkçesi Prison nedir
- Tutukevi.
- [#hapis Hapishane].
- Mahpushane.
- Hapsetme.
- Zindan.
- Hukuk alanında kullanılır.
- Cezaevi.
- Hapis.
- Kodes.
- Delik.
- Tevkifhane.
Prison ile ilgili cümleler
English: Ali died in prison in 2013.
Turkish: Ali 2013'te hapiste öldü.
English: After a lengthy trial, the woman was sentenced to 5 years in prison for involuntary manslaughter.
Turkish: Uzun bir duruşmadan sonra, kadın kasıtsız adam öldürmekten beş yıl hapse mahkûm edildi.
English: Ali didn't want to see Mary in prison for a crime she didn't commit.
Turkish: Ali işlemediği bir suçtan dolayı Mary'yi hapishanede görmek istemiyordu.
English: Ali escaped from prison about a year ago.
Turkish: Ali yaklaşık bir yıl önce cezaevinden kaçtı.
English: Ali died in prison ten years ago.
Turkish: Ali on yıl önce cezaevinde öldü.
Prison ingilizcede ne demek, Prison nerede nasıl kullanılır?
Prison breaker : Hapishane kaçağı. Cezaevi firarisi. Hapisten kaçan tutuklu. Hapishane kaçkını. Firari.
Prison education : Cezaevi eğitimi. Cezaevinde yaşayan hükümlülere iyi birer yurttaş olmak için gerekli genel bilgileri kazandırmak, ceza sürelerinin bitiminde onların hem kişisel hem de iş ya da meslek yönünden topluma kolayca uymalarını sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikleri kapsayan eğitim.
Prison school : Cezaevi okulu. Bir cezaevinin içinde örgütlenen ve o cezaevinde bulunan hükümlülerin eğitimiyle görevlendirilmiş olan okul.
Prison teacher : Cezaevi öğretmeni. Belli bir programa göre cezaevindeki suçlulara ders vermek ve onları eğitmekle görevli öğretmen.
Served prison sentence : Hapiste kalma cezasını bitirmiş.
Be released from prison : Serbest bırakılmak. Cezaevinden tahliye edilmek. Cezaevinden salıverilmek. Hapishaneden bırakılmak.
Put in prison : Hapse göndermek. Tutuklamak. Hapse atmak. Cezaevine göndermek. Hapsetmek.
Commit to prison : Hapsetmek. Hapse mahkum etmek. Hapse göndermek. Hapishaneye yollamak. Hapishaneye göndermek. Cezaevine göndermek. Cezaevine yollamak.
Languish in prison : Hapiste çürümek. Hapishanede çürümek.
Be sent to prison : Hapse girmek. Hapse atılmak.
İngilizce Prison Türkçe anlamı, Prison eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Prison ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abduction : Kız kaçırma. Dışaçekim. (kas) dışarı çekme. Kaçırma. Kaçırma (bir kimseyi). Adam kaldırma. Dışaçekim (tıp veya medikal terimi). Adam kaçırma. Uğrulama.
Coolers : Soğuk içecek. Soğutucu.
Goal : Hedef. Kale. Murat. Ayaktopu oyununda oyuncuların topu içine sokmaya çalıştıkları, 2,44 m. yükseklikte birbirine koşut iki dikey direk ile bunların üzerine bindirilmiş 7,32 m. uzunluğundaki yatay bir direkle sınırlanmış, arka ve yan yüzeyleri ağla kapatılmış oylum. Erek. İdeal. Sayı. Amaç. Gol.
Incarceration : Enkarserasyon. Tutuklama. Sıkıştırma. Boğma. Kapatma. Hapsedilme, sıkışma, boğulma, bir organ veya organ parçasının belli bir bölgede hapsedilmesi veya sıkışması. Sıkışma. İnkarserasyon.
Cavum : Boşluk, boş yer, kovuk, oyuk, çukur. Satır başı boşluğu. Kavum. Boşluk oyuk.
Dark place : Aydınlatılmamış yer. Karanlık yer. Loş yer.
Boring : Bayıcı. Boğucu. Sondaj. Tuzsuz. Sıkıcı. Bıktırıcı. Can sıkıcı. Usandırıcı. Bıktıran.
Blowout : Şölen (argo terim). Patlama. Eğlence. Patlak. Lastik patlağı. Kolay galibiyet. İnceleme. Araştırma. Lastikteki patlak. Lastik patlaması.
Abetment : Tahrik etme. Suça teşvik. Azmettirme. Suç ortaklığı. Suça katılma. Tahrik ve teşvik. (suça) yardımda bolunmak. Yardakçılık etme. Kışkırtma.
Imprisonments : Hapsedilme. Hapislik. Tutukluluk. Hapis cezası. Mahpusluk.
Prison synonyms : prison house, correctional institution, act of witness, lockup, bagnio, penitentiary, eyeholes, bore, den, holes, gaols, administer an oath, cooped, chokey, cavities, calaboose, black hole, bores, impoundage, absente, house of detention, prisoning, confinement, hole, blowouts, eye, cavity, imprisonment, detention camp, slammer, bagnios, cooler, aggravating circumstances.
Prison ingilizce tanımı, definition of Prison
Prison kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To restrain from liberty. To shut up in, or as in, a prison. To imprison. Confinement, restraint, or safe custody. Hence, a place or state o&?. To confine. A place where persons are confined, or restrained of personal liberty.

Bu kısımda Prison kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Prison ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Prison anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Prison ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.