Jail cell türkçesi Jail cell nedir

  • Hücre.
  • Hükümlünün tutulduğu oda.
  • Hapishane hücresi.

Jail cell ile ilgili cümleler

English: Unfortunately, our father is not in heaven, but in a jail cell.
Turkish: Ne yazık ki babamız cennette değil, bir hücrede.

English: Ali hanged himself in his jail cell.
Turkish: Ali hapishane hücresinde kendini astı.

Jail cell ingilizcede ne demek, Jail cell nerede nasıl kullanılır?

Jail : Hapse atmak. Hapsetmek. Cezaevine kapatmak. Nezarethane. Tutuklamak. Nezaret. Hapishaneye kapatmak. Hapishane. Kodes. Hapis.

Cell : Isı, ışık, kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yük-süren kuvvet kaynağı. Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi. Petek gözü. Ünite. Bölme. Göz. Gözcük. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kimyasal erkeyi elektriksel erkeye çeviren ve birkaç voltluk akım verebilen üreteç; kuru pil. Göze.

Jail bird : Tutuklu. Hapishane kuşu. Hapishanede olan kimse.

Jail delivery : Hapishaneden çıkma.

Jail fever : Tifüs. Salgın halinde olan tifüs.

Jail sentence : Hapis cezası.

İngilizce Jail cell Türkçe anlamı, Jail cell eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jail cell ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Celling : Göz. Oda (manastır vb içinde). Ünite. Göze. Pil. Oda. Cep. Küçük oda.

 

Cells : Göz. Pil. Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi. Petek gözü. Oda (manastır vb). Hücreler.

Cellular : Hücre ile ilgili. Hücreye ait, hücreyle ilgili, hücresel. Cep telefonu. Gözenekli. Hücresel. Selüler. Gözenekli olan. Ajurlu. Gözelerden dizilmiş biçimde bir yapı gösteren.

Cabin : Kamara. Tahta kulübe. Kulübe. Kümültü. Kabin veya kamarada yaşamak. Pilot kabini. Baraka. Uçakta öndeki özel bölüm. Tahdit etmek.

Cabining : Kümültü. Tahta kulübe. Kabin. Kulübe. Tahdit etmek. Küçük bir yere kapamak. Baraka. Kamara. Kabin veya kamarada yaşamak.

Cabins : Kulübe. Kabin. Uçakta öndeki özel bölüm. Kamara.

Cellula : Selüla. Organizmanın canlılığını kendi başına sürdürebilen, bölünüp çoğalabilen ve dışarıdan aldığı maddeleri özümleyebilen en küçük birimi. çekirdek ve sitoplazmadan oluşan hücre içerisinde canlılığını sürdürebilen organeller bulunurlarsa da bunların yaşaması hücrelerin canlılığını devam ettirmesine bağlıdır. Küçük oda.

Cellule : Selül. Kanat çatısı. Hücrecik. Gözecik.

Closets : Küçük oda. Alafranga helataşı. Gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi). Dolap. Bir odada özel görüşmek. Klozet. Tuvalet. Hela. Helataşı.

Alcove : Niş (duvarda bulunan). Yüklük. Çardak. Küçük bölüm. Hücre gibi ve kapısız ufak oda. Cumba. Kayalar arasında nehir çukuru. Köşe. Kameriye.

Jail cell synonyms : cell, closeting, alcoves, cadre, bull pen, compartment, sweatbox.