Cell türkçesi Cell nedir

  • Akımsaklarda iki voltluk elektrik gücü taşıyan bölümlerden her biri.
  • Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap.
  • Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplazma kitlesinden oluşan, sitoplazma içinde çeşitli hayali olayları yürüten çekirdek, endoplazmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilamentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplazma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği.
  • Bir dağılım çizelgesinde bir sıranın bir dikeçle kesiştiği yer ya da iki değişkenin karşılıklı değerlerinin belirlendiği altbölüm. bk. çizelge.
  • Göz.
  • Oda (manastır vb içinde).
  • Göze.
  • Oda (manastır vb).
  • Kimyasal erkeyi elektriksel erkeye çeviren ve birkaç voltluk akım verebilen üreteç; kuru pil.
  • Gözcük.
  • Ünite.
  • Toplumdan kaçan kimsenin kapandığı evi.
  • Hücre.
  • Kimyasal erkeyi elektrik erkesine dönüştüren düzenek.
  • Oda.
  • Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Cep.
  • Küçük oda.
  • Bağımsız olarak işlev görebilen en küçük canlı birimi, dokular, organlar ve kan dolaşımını oluşturan birimler.
  • Pil.
  • Ayrışık reaktörde, madde bileşimli ve benzer geometrik şekilli bölge birimi.
  • Petek gözü.
  • Bölme.
  • Isı, ışık, kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yük-süren kuvvet kaynağı.
 

Cell ile ilgili cümleler

English: A nerve cell responds to a slight stimulus.
Turkish: Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.

English: "Have you seen my cell phone?" "It's on the table."
Turkish: "Cep telefonumu gördün mü?" "Masanın üstünde."

English: A message on the answering machine:"Please call me back! Until 18.00 you will reach me on my cell phone, after that on the landline."
Turkish: Telesekreterde bir mesaj: "Lütfen beni sonra ara. 18.00'e kadar cep telefonumdan, ondan sonra ise sabit hat üzerinden bana ulaşabilirsin.

English: Ali answered his cell phone.
Turkish: Ali cep telefonunu yanıtladı.

English: "Seen my cell phone?" "On the table!"
Turkish: "Cep telefonumu gördün mü?" "Masanın üzerinde!"

Cell ingilizcede ne demek, Cell nerede nasıl kullanılır?

Cell address : Hücre adresi. Bir elektrik devresindeki bir hücrenin yerini belirleyen bir harf ve bir sayı kombinasyonu.

Cell adhesion molecules : Hücre adhezyon molekülleri.

Cell anus : Hücre anüsü. Kimi tek hücrelilerde besin artıklarının hücreden atıldığı açıklık, sitopig.

Cell battery : Pil.

Cell biology : Hücre bilimi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hücre biyolojisi. Hücrenin yapı, görev, çoğalma gibi özelliklerini inceleyen biyolojinin bir dalı. sitoloji, hücre biyolojisi. Hücrenin yapı, görev, çoğalma gibi özelliklerini inceleyen bir bilim dalı, sitoloji.

Cell contents : Bir elektronik devresinin içindeki bir hücrenin içerdiği bilgi. Hücre içeriği.

 

Cell conversion : Hücresel konversiyon. Hücresel değişim.

Cell culture : In vitro şartlarda tek hücre kültürü kapsayan hücrelerin devam ettirilmesi veya yetiştirilmesi. Hücre kültürü. Hücre ekimi. Dış ortamda veya laboratuvar koşullarında hücrelerin üretilmesi işlemi. Göze ekimi. Doku ekimi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Cell capacity : Hücre sığası.

Cell connector : Eleman köprüsü. Köprü. (akü) eleman köprüsü. Akımsaklarda iki bölme arasında elektriksel bağı sağlayan iletken. Bölme köprüsü.

İngilizce Cell Türkçe anlamı, Cell eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cell ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alcoves : Çardak. Cumba. Oyuk. Yataklık. Kayalar arasında nehir çukuru. Niş (duvarda bulunan). Kameriye. Girinti. Yüklük.

Cabins : Uçakta öndeki özel bölüm. Kulübe. Kamara. Kabin.

Fibre : Telcik. Sinir. Tel. Fiber. Karakter. İplik. Yapı. Doku. Karakter sağlamlığı. Kişilik.

Chamber : Uğraştırıcı olma. Hakimin özel odası. Boşluk. Büro. Özel bir amaç için ayrılmış oda. Meclis. Özel oda. Oda vermek.

Bull pen : Kodes. Yedek oyuncu kulübesi. Yedek oyuncu klubesi. Hapishane.

Archesporium : Spor üreten hücreler yaratan hücre (botanik terimi).

Pouch : Yanakların elmacık kemiğinden çene kemiğine kadar olan ve ağız boşluğu hizasına gelen kısmı. Avurt. Kese. Yutmak. Poş. Göz altında oluşan torbamsı şişlik. Gözaltı torbası. Torbalanmak. Torba.

Cell membrane : Göze zarı. Hücrezarı. Hücre zarı. Hücre çeperi. Hücrenin dış çeperi. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºa kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 a° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler halinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri halinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. plazma zarı, sitoplazmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma.

Room : Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Fırsat. Apartman. Oturmak. Meydan. Olanak. Kalmak. Neden. Ç.daire. Yer.

Plant cell : Bitki hücresi.

Cell synonyms : flagellated cell, animate thing, cell organ, vegetative cell, kupffer's cell, akaryocyte, formative cell, karyon, cytomembrane, sex cell, reproductive cell, beta cell, parthenote, sertoli's cell, acaryote, embryonic cell, cell organelle, cytol, leydig's cell, disseverance, cubbyhole, bulkheads, battery, the cabinet, leydig cell, organism, mother cell, blinker, eyelets, cuddy, living thing, cytoplasm, cabining.

Cell zıt anlamlı kelimeler, Cell kelime anlamı

Cellular : Cep telefonu. Gözeli. Hücresel. Gözesel. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Hücre ile ilgili. Selüler. Hücreli. Gözelerden dizilmiş biçimde bir yapı gösteren. Ajurlu.

Voltaic cell : Elektrik hücresi. Galvanik pil. Değişlik metalleri üşerli bir çözelti içine batırmakla elde edilen ilk elektriksel erke üreteci. Volta gözesi. Volta pili.

Electrolytic cell : Elektrolitik hücre. Elektriksel göze.

Cell ingilizce tanımı, definition of Cell

Cell kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To place or inclose in a cell. A very small and close apartment, as in a prison or in a monastery or convent. The hut of a hermit.