Kulübe nedir, Kulübe ne demek
Kulübe; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev.
- Hayvanlar için yapılmış barınak

- Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak.
- Alçak gönüllülük göstermek amacıyla "ev" anlamında kullanılan bir söz.
"Kulübe" ile ilgili cümle
- "Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı." - Halikarnas Balıkçısı
- "Köpek kulübesi."
- "Nöbetçi kulübesi."
Kulübe hakkında bilgiler
Kulübe ya da baraka, genel olarak barınma için yapılmış basit ve küçük yapılara denir. Günümüzde tuvalet, güvenlik vb. amaçlarla yapılmış olan daha düzenli yapılar için de kulübe deyimi kullanılmaktadır.
Bölgede bulunan materyallerin izin verdiği ölçüde yapısında farklı ve ucuz parçalar kullanılabilir. Örneğin, buzdan, deriden, tüylerden, samandan, palmiye yapraklarından ve/veya çamurdan çabukça yapılabilirler. Kalıcı olarak ve bir eylem amaçlı yapılanları için metal, tahta gibi parçalar daha düzenli olarak yerleştirilir.
Genellikle geçici olarak sığınma amaçlı yapılsa da bazı kabileler kulübe benzeri yapılarda hayatlarını geçirirler.
Kulübe ile ilgili Cümleler
- "Favori kitapların ne,Tom?" " Mustafa Sawyer'ın Maceraları ve Mustafa Amca'nın Kulübesi."
- Burak Tuğba'yı öldürmek için kulübeyi ateşe verdi.
- Kulübe girmek istiyorum.
- Kulübe hoş geldiniz.
- Kulübede yaşayan adam kör.
- O bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.
- Bir köpek kulübesini tamir etmek için babamın çekicini ödünç aldım.
- Kulübe ateşe verildi.
- Bu köpek kulübesi Mustafa tarafından yapıldı.
- Kulübe katılmak istiyorsan, önce bu başvuru formunu doldurmalısın.
- O küçük bir köpek kulübesi inşa etti.
- Kulübe gidelim.
- Kulübe gitmeden önce evde önceden içelim, çünkü biraz para tasarruf etmek istiyorum.
- Bahçede bir köpek kulübesi var.
Kulübe kısaca anlamı, tanımı:
Saman : Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları.
Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niceliği az olan. Geri aşamada. Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Kısık, parlak olmayan (ses). Değersiz, önemsiz. Yaşı daha az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse.
Basit : Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Kolay. Süssüz, gösterişsiz. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.
Cankurtaran kulübesi : Dağ geçitlerinde tipiden veya soğuktan korunmak için sığınak olarak yapılmış kulübe.
Telefon kulübesi : Şehir veya mahallelerin belli yerlerinde telefon edilebilecek özel yer, telefon kabini.
Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek : İçinde bulunduğu duruma uygun düşmeyen düşler kurmak.
Kerpiç : Bu tuğladan yapılmış. Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla.
Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste.
İlkel : Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Basit, karmaşık olmayan. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif.
Beklemek : Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Oyalanmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Ummak. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Aramak, istemek. Süre tanımak, acele etmemek.
Görevli : Resmî görevi olan kimse, memur. Görevi olan, vazifeli.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Barınak : Barınılacak yer, melce.
Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Oranla, göz önünde tutulursa. Hakkında. Uğruna, yoluna. Ant deyimleri yapan bir söz. Süre belirten bir söz. Neden ve sonuç belirten bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. -den dolayı, -den ötürü. Özgü, ayrılmış.
Diğer dillerde Kulübe anlamı nedir?
İngilizce'de Kulübe ne demek? : n. hut, hovel, box, booth, cabin, cote, cottage, crib, hutch, kiosk, kiosque, lodge, shack, shanty, shed
n. club
n. chanty
Fransızca'da Kulübe : baraque [la], cabane [la], bicoque [la], cahute [la], case [la], édicule [la], loge [la]
Almanca'da Kulübe : n. Bude, Häuschen, Häusel, Hütte
Rusça'da Kulübe : n. хижина (F), лачуга (F), будка (F), киоск (M), ларек (M), конура (F)

Bu kısımda Kulübe nedir? Kulübe ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kulübe tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kulübe hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.