Jotted türkçesi Jotted nedir

  • Not düşülmüş.

Jotted ile ilgili cümleler

English: Ali jotted something in his notebook.
Turkish: Ali dizüstünde bir şey kaydetti.

Jotted ingilizcede ne demek, Jotted nerede nasıl kullanılır?

Jotter : Not defteri.

Jotters : Not defteri.

Jotting : Not düşme. Not etme.

Jottings : Not düşme. Not etme.

Every jot and tittle : En ufak her şey.

Jotham parable : Jotham alegorisi. Monarşiye karşı olan alegorik hikaye.

Jots : Parça. Kaydetmek. Nebze. Not almak. Yazmak. Zerre.

Jotham : Erkek ismi (ibranice).

Jota : Üç defa daha hızlı ispanyol halk dansı. Hızlı ispanyol dansı.

Jot : Nebze. Parça. Kaydetmek. Yazmak. Not almak. Zerre.

İngilizce Jotted Türkçe anlamı, Jotted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jotted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Specked : Küçük noktalarla işaretli. Noktalı. Benekli. Puanlı. Alacalı. Lekeli.

Speckled : Benekli. Puanlı. Ala. Çilli. Benek benek. Alacalı. Alaca. Küçük noktalarla işaretli. Kumlu.

Craftsman : Hirfet. Esnaf. Sanatçı. Yığın. Usta. Ehl-i hiref. Kalifiye işçi. Zanaatçı. Sanatkar. Zanaatkar.

Artificer : Esnaf. Askeri makine ustası. Mucit. Zanaatkar. Sanatçı. Askeri teknisyen. Zanaatkar asker. Sanatkar.

Journeyman : Kalfa. Günlük işçi. Yövmiyeli işçi. Usta. Kalitesiz işçi. Ustabaşı. Usta oyuncu.

 

Patterned : Desenli. Örneğe göre yapmak. Örnek almak. Numune olarak yapılmış.

Ceramicist : Çömlekçi. Seramikçi. Persolen veya kilden objeler meydana getiren kimse. Seramik yapan kimse.

Flecked : Noktalı. Benekli. Puanlı. Çizgi çizgi olmak. Çilli. Küçük noktalarla işaretli. Beneklerle kaplı.

Thrower : Atan kimse. İbrişim büken kimse. Çömlekçi ustası. Atıcı.

Stippled : Noktalarla yapmak. Noktalarla resim yapmak. Noktalı. Küçük noktalarla işaretli. Benekli. Puanlı. Nokta nokta boyanmış.

Jotted synonyms : artisan, ceramist.

Jotted zıt anlamlı kelimeler, Jotted kelime anlamı

Plain : Yalın. Sade bir biçimde. Yalın bir dille. (sürekli) şikayet etmek. Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Sadelik. Sade. Açıklık. Düzlük.

Full : Doluluk. Tam. Komple. Yıkayıp büzmek. Dolu. Kalın. Çırpmak. Tok. Yıkayıp çektirmek.