Jumpy türkçesi Jumpy nedir

Jumpy ile ilgili cümleler

English: Why are you so jumpy?
Turkish: Neden bu kadar ürkeksin?

English: Ali seems a little jumpy, doesn't he?
Turkish: Ali biraz ürkek görünüyor, değil mi?

English: I'm not jumpy.
Turkish: Sinirli değilim.

English: I don't know why you're all so jumpy.
Turkish: Neden hepinizin bu kadar ürkek olduğunu bilmiyorum.

Jumpy ingilizcede ne demek, Jumpy nerede nasıl kullanılır?

Jump a chapter : Bölüm atlamak. Bir kısım atlamak.

Jump a claim : Başka birine ait olan araziyi almak. Haksız olarak toprak parçası almak.

Jump a class : Okulda iki seviye ilerlemek. Sınıf geçmek. İki sınıf terfi etmek (bir okul yılını tamamen atlayarak).

Jump a hurdle : Engelden atlamak.

Jump a train : Trene atlamak.

Jump bail : Kefalet hakkını kötüye kullanıp kaçmak. Kefaletle serbest bırakılan birinin mahkeme huzuruna çıkmaması.

Jump at a conclusion : Acele hüküm vermek.

Jump ball : Askıda kalmış. Hava atışı. Hakemin, karşılıklı takımdan iki oyuncunun arasında topu havaya atarak, duran oyunu yeniden başlatması. Cembol.

Jump at : Atlamak. Can atmak. Balıklama atlamak. Düşünmeden kabul etmek. Üzerine atlamak. Çatmak. Fırsattan hemen faydalanmaya bakmak. Hemen kabul etmek. Dünden razı olmak.

 

Jump across : Karşıya atlamak. Karşısına atlamak.

İngilizce Jumpy Türkçe anlamı, Jumpy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Jumpy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ardent : Çabalı. Şevkli. Gayretkeş. Parlak. Hevesli. Sıcak. Coşkun. Işıl ışıl. Kızgın.

Mousey : Fare gibi. Mahçup. Çekingen. Mahcup. Fareler basmış.

Fraught : Endişeli. Rahatsız edici. Kaygılı. Dolu. Endişe verici. Yüklü. Hileli kullanım.

Tense : Gerginleştirmek. Zaman. Sıkı. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Stresli. Gerilmiş. Germek. Stres içinde.

Excitable : Kabili tenbih. Uyarılgan. Müteheyyiç. Uyarılabilir. Kolay heyecanlanır. Kolay heyecanlanan. Uyarılabilme yeteneği olan.

Bristlier : Kıllı. Öfkeli. Kıl gibi. Terbiye. Sert. Kılımsı. İdare edilmesi güç.

Bristliest : Kıl gibi. Sert. Kıllı. Kılımsı. Öfkeli. İdare edilmesi güç. Terbiye.

 

Jittery : Çok sinirli. Asabi. Siniri tepesinde. Korku içinde.

High strung : Çok sinirli. Asabi.

Jumpy synonyms : jumpiest, declamatory, frenetic, fainthearted, mousier, intense, drawn, fevered, angrier, anxious, distracted, nerviest, atwitter, angry, ablaze, edgiest, on pins and needles, bumpy, aglow, choleric, farfetched, excited, disconcerting, fussiest, adrenalised, jumpier, hangdog, bristly, fearful, jolty, mousiest, afraid of his own shadow, aggravated.

Jumpy zıt anlamlı kelimeler, Jumpy kelime anlamı

Relaxed : Gevşemiş (kişi). Rahatlamış. Gevşek. Gevşemiş. Yumuşamış.

Smooth : Yumuşak. Kolay. Huzur veren. Tatlı. Yumuşatmak. Düz. Sistirelemek. Mükemmel. Hoş. Yatıştırmak.

Jumpy ingilizce tanımı, definition of Jumpy

Jumpy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Characterized by jumps. Jumping, or inducing to jump. Hence, extremely nervous.