Justifications türkçesi Justifications nedir

Justifications ingilizcede ne demek, Justifications nerede nasıl kullanılır?

Justification gap : Bloklama boşluğu.

Defence of justification : Mazeret savunması. Ahlaki olarak yasal olmayan bir kural uygulayan veya emre itaat eden kimsenin cezai mesuliyetten serbest bıkılma.

Full justification : Bloklama. Sağlı-sollu hizalama.

Left justification : Sol hizalama. Metnin tamamını sol tarafa sıraya koyan kelime işleme fonksiyonu.

Line justification : Satır bloklama.

Vertical justification : Dikey yaslama. Düşey bloklama.

Justification : Mazeret. Gerçekleme. Sayfanın sağından taşmama. İspat. Yaslama. Gerekçelendirme. Sayfa yanaştırma. Doğrulama. Savunma.

Unjustification : Bir metnin bozukluğunu düzeltme. Kenarı kıvırma veya düzeltme eylemi.

Justificative : Defending. Supporting. Excusing. Serving to justify. Haklı çıkaran.

With justification : Haklı olarak. Özürlü gösterme.

İngilizce Justifications Türkçe anlamı, Justifications eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Justifications ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pretexts : Mazeret göstermek. Bahane üretmek. Bahane uydurmak. Bahane. Kulp. Bahaneler üretmek. Kaçamak. Vesile.

 

Motived : Saik. Sevk-i ilahi. Etkilemek. Güdü. Neden. Motive etmek. Yönlendirmek. Devindirici. Motif.

Justification : Bir çıkarım ya da savın bilinen belgeler yoluyla bilgilerimize uygunluğunu gösterme. Gerçekleme. Yaslama. Haklı çıkarma.

Defending : Koruma. Savunan.

Explanation : İzah. Tanımlama. Aydınlatma. Yorum. Açıklama. Anlamlandırma. Mana. Neden, yasa vb. aracılığıyla incelenen konunun özünü aydınlatmayı amaçlayan bilimsel inceleme aşaması ya da biçimi. Bir olay ya da bir kavramı örtük ve kapalı yönleriyle çözümleyerek, tüm içerimlerini sayıp dökerek açıklığa kavuşturma. Anlam.

Reason : Düşünüp taşınmak. Akıl. Bulmak. Düşünmek. Kanıtlamaya çalışmak. -den sonuç çıkarmak. Us. Neden. Sebeb. Muhakeme etmek.

Alibiing : Suç işlendiğinde başka yerde olduğunu kanıtlama. (sanığın) suçun işlendiği sırada başka yerde bulunduğunu belirten iddia. Suçun işlenmesi anında başka yerde olma. Özür. Suç anında başka yerde olduğu iddiası. Suç mahallinden başka yerde.

Backfield : Savunma sahası. (futbol) defans oyuncusu. Defans alanı. Geri alan oyuncusu. Geri saha. Savunma oyuncusu. Defans.

Warranty : Belli bir süre içinde malın işlevini yerine getirmediği durumda yenisiyle değiştirileceği, ücretsiz onarılacağı ya da parasının iade edileceği gibi konularda satıcının alıcıya verdiği güvenceyi gösteren belge. Güvence belgesi. Kefalet. Ruhsat. Yetki. Güvence. Garanti süresi. Hak.

Substantiation : Gerçekleme. Tasdik etme. Gerçekleştirme. İspat etme. Realize etme. Kanıtlama. Teeyyüt.

 

Justifications synonyms : acquittal, motive, corroborations, correction, proof, demo, proving, exculpations, avowal, confirmations, confirmation, arguments, circumstance, preamble, demonstrations, affirmation, evidence in support, apologies, advocating, warranties, testimony, rationale, pretext, defense, alibi, substantiations, corrections, main reasons, grounding, leading motives, advocacies, backfields, essoin.