Pretexts türkçesi Pretexts nedir

Pretexts ingilizcede ne demek, Pretexts nerede nasıl kullanılır?

On the pretext of : Bahanesi ile. Bahanesiyle.

On the pretext that : Bahanesiyle. Bahane ederek.

Under the pretext of : Bir şeyin arkasına saklanarak. Bahanesi ile. Bahanesiyle.

Find a pretext : Bahane bulmak. Bahane uydurmak.

Pretext : Mazeret göstermek. Vesile. Bahane üretmek. Bahane uydurmak. Bahane. Kulp. Kaçamak. Mazeret. Bahaneler üretmek.

Pretender : Talip. Tahta hak iddia eden sahtekar. İsteyen kimse. Hak iddia eden kimse. Davacı. Hak iddia eden. Tahta talip olan.

Pretence : Numara. Rolüne girme. Oyun. Bahane. Yalan. Rol. Yalandan yapma. İddia. Hile.

Preteen : On oniki yaşında. 8-12 yaş arası çocuk. On-on iki yaş arası çocuk. 9-12 yaş arası çocuk.

Pretenders : Tahta hak iddia eden sahtekar. Hak iddia eden. İsteyen kimse. Davacı. Hak iddia eden kimse. Talip. Tahta talip olan.

Pretend to the throne : Tahtta hak iddia etmek.

İngilizce Pretexts Türkçe anlamı, Pretexts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pretexts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pretence : İddia. Yalan. Yalandan yapma. Rolüne girme. Hile. Rol. Numara. Oyun.

 

Pleas : Yalvarma. Rica. Savunma. Dava. Talep.

Evasive : Baştansavma. Kaçamaklı. Cevap vermekten kaçan. Kaçamak yapmaya meyilli. Yan çizen (bir işte). Baştan savmaya yarayan. Hile oluşturan. Baştan savma. Hileyle kurtulmaya eğilimli.

Handholds : Sap. Tutamaç. El ele tutuşma. Tutacak. Elinden tutma.

Holders : Elinde bulunduran kimse. Duy. Sevke tabi personel. Tutacak. Hamil. Sahip. Tutan şey. Aktif sahipleri. Kap.

Inducement : Tahrik. Kandırma. Bir bilgi alışveriş sürecinde bilgi verenin katılımını sağlamak üzere, özellikle yazışmalı bir soruşturuda kendilerine soru çizinliği gönderilmiş olanların çizinliği yanıtlayarak geri göndermelerini kolaylaştırmak üzere kullanılan ve güdüleyici öğelerle yaratılan benimseme durumu. İkna. Sebep. Neden. Rüşvet. Güdü. Birini kandırmak için verilen şey.

Guise : Dış görünüş. Kılık. Giysi. Kisve. Kılıf. Maske. Gösteriş. Biçim. Aldatıcı görünüş.

Equivocation : Oyalama. Kaçamaklı söz. Kelime oyunu. Eşbiçimli. Belirsiz konuşma.

Excuse : Affetmek. Hoşgörmek. Muaf tutmak. Özür. Mazur göstermek. Bağışlamak. Affeylemek. Haklı çıkarmak.

Matter : İçerik. Önem taşımak. Yazılı belge. Konu. Önemli olmak. Dert. Aksilik. Neden. Bilinçten bağımsız olarak var olan ve bilinçte yansıyan nesnel gerçekliği anlatan bir felsefe kavramı.

Pretexts synonyms : give an excuse, pleaded, escapade, equivoke, feign an excuse, cavils, casual, opportunity, alibis, offer an excuse, pretext, putoff, evasion, handhold, backdoor, pretense, alibiing, color, getaway, plea, concoct an excuse, allegations, pleads, inducements, escapades, means, equivocations, find a pretext, make an excuse, apology, equivokes, essoin, handle.