Pleas türkçesi Pleas nedir

Pleas ile ilgili cümleler

English: "Could you please buy me a book?" "What kind of book?"
Turkish: "Lütfen bana bir kitap alır mısın?" "Ne tür bir kitap?"

English: "Let him be jealous if he pleases!" "So what?"
Turkish: "İstediği kadar kıskansın!" "Ne olacak yani?"

English: "I figured it out. I'm not that stupid, you know." "Oh, please. Mary has obviously told you everything."
Turkish: "Bunu farkettim. O kadar aptal değilim, biliyorsun." "Ah, lütfen. Mary sana her şeyi açık açık söyledi."

English: "Mom, please can I have a biscuit?" "No, you can't; you shouldn't eat between meals."
Turkish: "Anne, bir bisküvi alabilir miyim lütfen?" "Hayır, alamazsın; öğünler arasında yememen gerekir"

English: "Do you mind if I use your phone?" "No, please go ahead."
Turkish: "Telefonunuzu kullanmamın bir sakıncası var mı?" "Hayır, lütfen devam edin."

Pleas ingilizcede ne demek, Pleas nerede nasıl kullanılır?

Court of common pleas : Medeni hukuk mahkemesi.

Pleasant : Hoş. Latif. Sıcak. Canayakın. Gökçe. Yakın. Güzel. Samimi. İç açıcı. Tatlı.

Pleasanter : Hoş. Tatlı. Şirin. Sevimli. Güzel. Keyifli.

Pleasantest : Tatlı. Güzel. Hoş. Keyifli. Sevimli. Şirin.

Pleasantly : Hoş bir şekilde. Hoşça. Hoş. Güzel. Bülbül gibi.

 

Please name this volume : Bu oyluma bir ad vein. Bu oyluma bir ad verin.

Please the eye : Gözü okşamak. Göze hoş görünmek.

Pleasantries : Şaka. Neşe. Şakacılık.

Pleasantness : Hoşa gitme. Güzellik. Memnuniyetlik. Tatlılık. Zevk. Memnuniyet. Hoşluk. Hoşa giden şey.

Please name this disk : Bu diske bir ad verin.

İngilizce Pleas Türkçe anlamı, Pleas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pleas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pretext : Kulp. Bahane üretmek. Bahaneler üretmek. Kaçamak. Mazeret göstermek. Vesile. Bahane uydurmak.

Advocacy : Yasal savunma. Aktif destek. Taraf tutma. Avukatlık. Yan tutma. Tarafını tutma. Müdafaa. Taraftarlık. Tarafgirlik.

Cases : Kılıf. Davalar. Kutu. Kap. Kasa. Kovan. Neden. Valiz. Durum. Çanta.

Claim : Sahip çıkmak. Alacak. İstek. Hak. Hak talebinde bulunmak. Talep etmek. Almak. Herhangi bir işlem sonucu doğan akçalı hak. Talepte bulunmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Ravish : Esritmek. Esretmek. Zevk vermek. Kirletmek. Gaspetmek. Kalbini çalmak. Kaçırmak. Mest etmek. Kendinden geçirmek. Tutkun etmek.

Entreaties : Niyaz. Yalvarış. Yakarış. Üsteleme. Dilek. Yakarı.

Action : Amel. Hareket biçimi. Çalışma. Başla. Etki. Bir durumu değiştirme ve daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Olaylar dizisi. Olayların gelişimi. Devinim.

Allegations : İddia. Özür. İleri sürme. Sav.

Implorations : Ciddi bir şekilde yakarma. Rica etme. Yakarış. İstek. Dilek.

Cop out : Kaypaklık etmek. Oyuna gelmek. Suçunu itiraf etmek. Kaçamak yapmak. Ötmek. Sözünden caymak. Lafı dolaştırmak. Sorumluluktan kaçmak. Yan çizmek.

 

Pleas synonyms : endear, caviled, evasion, enthral, intercessions, guise, guises, lawing, beggings, conjurations, like, cause, justifications, allegation, cloak, backfields, actions, accusation, blind, instances, begging, invocation, advocation, cavils, mand, apology, pretexts, argument, market, instance, petition, alibis, satisfy.

Pleas zıt anlamlı kelimeler, Pleas kelime anlamı

Dissatisfy : Tatmin edememek. Doyuramamak. Memnun etmemek. Memnun edememek. Bir şeyden memnun olmamak. Tatmin etmemek. Küstürmek. Hoşnut etmemek.

Dislike : Sevmemek. Beğenmemek. Nefret etmek. Hoşa gitmeme. Hoşlanmamak. Hoşlanmama. Antipati duymak. Hoşuna gitmemek. Beğenmeme.

Disenchant : Büyüden kurtarmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Büyüsünü bozmak. Gözünü açmak. İnancını yitirmek. Aklını başına getirmek. Sihirini gidermek. Düş kırıklığına uğratmak. Sihrini gidermek.

Pleas antonyms : displease.