Köre nedir, Köre ne demek
Köre; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Tahıllarda görülen sürme hastalığı.
Karınca kümesi.
Kuru egzama, temriye.
Yuva: Karınca köresi.
Üzüm türü.
Köre ile ilgili Cümleler
- Desene ben tüm isteklerimi nefsimin hepsini körelteceğim siz hayvanlar gibi yaşayacaksınız ben bunun için gelmedim dünyaya.
- Duygularım köreldi.
- Fransızcam köreliyor.
- Yani şüphelendiği müşterilerin yolunu kesmiyor, uzaktan uzağa onları takip etmekle nefsini köreltiyordu.
- Benim Fransızcam da oldukça köreldi.
- Ateşi köreltme.
- Fransızcam biraz körelmiş.
- Duygularım biraz köreldi ama onu görsem içim ısınmaz mı?
- Şimdi duygularım körelmiş olabilir bu yüzden önce arkadaş olmak istiyorum.
- Duygularımı yitirmek istemem ama bu ara köreldiğinin farkındayım.
- Duygularım eskisine göre köreldi.
Köre ile ilgili Atasözü veya Deyim
köre renkten bahsolunmaz : bir şeyin niteliği hakkında bilgisi olmayan kişiye, o şeyin sözü edilmez anlamında kullanılan bir söz.
nefsini köreltmek (veya körletmek) : beden isteklerinden herhangi birini üstünkörü gidermek, nefsini yatıştırmak.
Köre kısaca anlamı, tanımı
Cinsel örgen köreltme : Cinsel birleşmeyi önlemek için kadın ve erkek cinsel örgenlerini bu işi göremez duruma sokma kılgısı
Deneysel körelme : Uyaranın uzun süre uygulanmaması ya da yinelenmemesi sonunda buna bağlı koşullu tepkinin yitmesi.
Gizil körelme : Yaklaşma tepkilerinin gösterilmediği durumlarda ödül verilmemesi nedeniyle, daha önce ödüllenmiş bir durum karşısında da denek hayvanının yaklaşma tepkileri göstermekten vazgeçmesi.
İkincil körelme : Koşullu bir tepkinin deneysel körelmesi sonucu olarak benzerliği olan başka bir koşullu tepkinin de gücünü yitirmesi.
Körebe yansıtma yöntemi : Deneğin gözleri bağlı olarak kalemini bir tabaka kâğıt üzerinde dilediği yönde ve biçimde gezdirmesi. (Bu ölçerde deneyci ortaya çıkan biçim ve çizgileri yorumlamaya çalışır.).
Körebi : Diken, çalı kesmeye yarayan yarım ay biçiminde küçük balta, keski.
Köregen : Güzel.
Körek : Kapı kilidi, kapı mandalı. Baldıran otu. Baldıran otunun kurumuş gövdesi.
Köreke : İğ, kirmen. Yumuşak taş. Güveyi.
Körekem : Bursa şehri, Söğütalan nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Köreken : Güveyi. Kütahya şehri, Tavşanlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
Körekmek : Bağ, bahçe bakımsızlıktan kurumaya yüz tutmak. Bir şey işe yaramaz hale gelmek. Bir ailenin şansı azalmak, kötüye gitmek. Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Kaynak, suyu azalarak kurumaya yüz tutmak.
Körelemek : [Bakınız: kötelemek]. Yenmek, kötü duruma getirmek. Ateş yanmaya yüz tutmak. Bir şeyi hızla kaldırıp atmak, fırlatmak, yuvarlamak, itelemek. Tutup fırlatmak, atmak.
Körelme oranı : Koşullu öğrenmede, pekiştirilmiş tepkelerin pekiştirilmeyen tepkelere oranı.
Körelmeg : Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Bıçak, balta gibi şeylerin ağızlan kesmez olmak, körlenmek.
Körelmiş organ : Ata türde bulunandan daha küçük ve basit yapıda olan yapı, organ vb.
Köreltebilme : Köreltebilmek işi.
Köreltebilmek : Köreltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Köreltici göz kamaşması : Bir süre, herhangi bir nesnenin görülmesine engel olacak derecede güçlü gözkamaşması. bk. göz kamaşması.
Köremez : Çiğ sütle, yoğurt karıştırılarak pişirmeden yapılan bir çeşit yiyecek. Ayranla pişmiş süt karıştırılarak yapılan yiyecek. İçine ekmek doğranmış ayran. Koyun ya da keçiden sağılarak içilen çiğ süt. Koyulaşmış koyun ve keçi sütü. Keçinin erkeği, teke. Koyu. İçine ekmek doğranmış şekerli süt. Ayran ya da yoğurt karıştırılmış süt. Süt içine kavrulmuş buğday atılarak yapılan yemek. (Güzelyurt Hekimhan Malatya.). Yoğurtla sütü karıştırarak yapılan yemek. (Gökmenler Gedikli, Çatak, Kızılağaç Saimbeyli Adana).
Körepe : Çalışamaz duruma gelmiş kişi. Diken, çalı kesmeye yarayan yarım ay biçiminde küçük balta, keski. Dahra.
Köreş : Sevimsiz insan ya da hayvan. Kör gibi bakan.
Körez : Ucu aşınmış nal çivisi. İçilmiş sigara artığı, izmarit. İnce, silik ve bozuk olduğundan okunamayan yazı. Yaz geceleri derelerden ve dağlardan esen serin yel. Sevimli, şirin, güzel. Sönük, donuk, az pırıltılı (ateş, ışık vb.). Köpekle tazının birleşmesinden doğan melez yavru. Az ışık veren lamba. Küçük taş. Karınca yuvası. Manisa kenti, Kula ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Körez yanmak : Işık ya da ateş sönük ve cansız yanmak.
Körezi : İnce, silik ve bozuk olduğundan okunamayan yazı. Soluk (renk için). Sönük, donuk, az pırıltılı (ateş, ışık vb.).
Körezimek : Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Eskimek, kötüleşmek, yıpranmak, eski değerini kaybetmek. Ateş sönmeye yüz tutmak, körelmek.
Körezimin : Düşkün, âciz.
Körezlemek : Hayvanın nalını eski çiviyle çakmak. Bir şeyi hızla kaldırıp atmak, fırlatmak, yuvarlamak, itelemek.
Körebe : Gözleri bağlı olan ebenin, oyuna katılan öteki çocukları yakalamaya çalıştığı çocuk oyunu.
Köreliş : Körelme işi.
Körelme : Körelmek işi. Bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur.
Körelmek : Keskinliğini yitirmek. Değer, önem ya da yeteneğini yitirmek. Ateş veya ışık sönecek duruma gelmek. Bir organ beslenemeyerek küçülmek, dumura uğramak. Soyu tükenmek. Suyu çekilmek.
Köreltme : Köreltmek işi.
Köreltmek : Körelmesini sağlamak. Yeteneğini kaybettirmek. Dumura uğratmak.
Köreşe : Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka.
Diğer dillerde Kör yılansıgiller anlamı nedir?
İngilizce'de Kör yılansıgiller ne demek ? : snakelike lizards

Bu kısımda Köre nedir? Köre ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Köre tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Köre hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.