Kısı nedir, Kısı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Acı, sıkıntı: Yaratan, kısıda olanlara yardım eder.
Teknik terim anlamı:
[Bakınız: kısu].
Kısı ile ilgili Cümleler
- Hangi kısım yanlış?
- Bir kısım gezgin New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.
- Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.
- Kısıtlı bir alandasın.
- Kısır döngüyü kırmalısın.
- Bir kısım Turist New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.
- Onlar beni kapana koyacaklarını sanadursunlar.
- Farkı yaratan kısım işte bu.
- Sosyal medya gençlerin sözel iletişim becerilerini kısıtlıyor olabilir.
- O en kötü kısımdı.
- Ben senin kısıtlamana hayranım.
- Bazı insanlar kendini kapana kısılmış gibi hissetti.
- Anlattıklarının önemli kısımlarını anlayamıyorum.
- O en zor kısım.
Kısı ile ilgili Atasözü veya Deyim
kapana düşmek (veya girmek veya kısılmak veya koymak veya tutulmak veya yakalanmak) : içinden çıkılmaz bir duruma düşmek, ele geçmek.
kısıntı yapmak : tutumlu davranmak azaltmak.
kuyruğu kapana kısılmak (veya sıkışmak) : çok zor duruma düşmek.
Kısı tanımı, anlamı
Çıkış kısıntıları : Güvenlik, tarih ve sanat yapıtlarının yurt dışına çıkışının önlenmesi ya da ekonomik zorunluluklar gibi nedenlerle, kimi malların yurttan çıkışlarının, sayı ve değer bakımlarından sınırlanması
Dağılan kısım : Sübyenin damlacık biçimindeki sıvı evre kısmı.
Dağıtıcı kısım : Dış evre.
Doğrusal kısımlı eğri : Eşdeğerlik noktasından uzakta yapılan ölçümlerden ekstrapolasyonla dönüm noktasının bulunduğu bir titrasyon eğrisi; reaksiyon yönünün ürünler lehine az olduğu durumlarda kullanılır.
Doğrusal kısıtlayıcı : Değişken değerleri ya da sıklıklar üzerine yüklenen doğrusal koşul.
Giriş kısıntıları : İnsan, hayvan ve ürünlerin hastalıklardan korunması, mali ve ekonomik zorunluluklar ya da güvenlik gibi nedenlerle, kimi malların yurda girişine, miktar ve değer bakımından konan kısıtlama.
Gönüllü dışsatım kısıtlamaları : Genellikle dışalımcı bir sanayileşmiş ülke ile çoğunlukla emek yoğun mal dışsatımı yapan az gelişmiş ülke arasında, siyasi ve iktisadi baskıyla gerçekleştirilen anlaşma gereği dışsatım üzerine konulan, yeni korumacılık akımı kapsamındaki bir tür kota. krş pazar payı düzenleme anlaşmaları, Çok Elyaflı Tekstil Anlaşması.
Günlük kısıtlama : Görevlinin izinsiz görevine gelmemesi ya da geç gelmesi nedeniyle aylık ücretinden yapılan günlük kısıtlama.
Kapana kısılma etkisi : Ücretlerin düşük ve işlendirme koşullarının istikrarsız olduğu ikincil emek piyasasında çalışanların kötü iş koşullarını benimseyerek becerilerini geliştirme konusunda çaba harcamayacaklarını ve bu piyasada kalacaklarını ileri süren yaklaşım.
Kısı kısı : Köpekleri kızdırma, kışkırtma ünlemi.
Kısıcak : Daracık.
Kısıcılı meme : Püskürtme sırasında yukarı kalkarak istenen fışkırma özelliklerini sağlayan tek delikli meme.
Kısık kalmak : Büyüyememek.
Kısıklı : Bitlis ili, Reşadiye bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Hakkâri ili, Yüksekova belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kahramanmaraş ilinde, Yenicekale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Kısıktaş : İki dağ ve tepe arasındaki dar geçit, boğaz.
Kısıltı veya kısıltılı ses : Az ötümlü ses.
Kısıltılı açınık : Sönük bir solukla çıkarılan ö açınığı.
Kısımık : Cimri, pinti.
Kısımlı sıfat : Birkaç, birçok, bazı gibi tümün az veya çok bir kısmım anlatan sıfat.
Kısımlı yönetir : Bazı dillerde, örnekleyin fransızcada, bizim belirsiz nesne (nekre) dediğimiz hale kargılık olabilen yönetik.
Kısımlık : Bölümlük.
Kısımuk : Cimri, pinti.
Kısıntılık : İki ev ya da duvar arasında yağmur sularının akması için açılan dar yol : Gece karanlıkta kısıntılıktan zor geçtim, adeta boğulacaktım.
Kısıntısız : Kısıntıya dayanmayan, kısıntısı olmayan.
Kısır almak : Asmaların üzüm vermeyecek filizlerini yolmak.
Kısır ay : Temmuz ayı.
Kısır bulut : Yağmur yağdırmayan beyaz bulut.
Kısır sınıf : Fizyokratlara göre iktisadi artık yaratmadığı düşünülen zanaat ve ticarette etkinlik gösteren sınıf.
Kısırgalanmak : Esirgemek, bir şeyi vermekten çekinmek.
Kısırgamak : Esirgemek, bir şeyi vermekten çekinmek.
Kısırık : Pısırık. Konut yapımlarında keresteler arasına sıkıştırılan ağaç parçaları. (Beyceli Fatsa Ordu).
Kısırkanmak : Kıskanmak.
Kısırkaya : İstanbul şehri, Sarıyer ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Kısırlanmak : Oyalanmak.
Kısırlar : Muğla ilinde, Milâs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Kısırlaşma : Kısırlaşmak işi.
Kısırlaştırma : Kısırlaştırmak işi, vasektomi. Hayvanlarda, özellikle erkeklerde eşey organlarının çıkarılması ya da faaliyetini bir süre durdurmak için gereken işlemin yapılması. Kastrasyon. Erkekte hayvanlarda testislerin, dişi hayvanlarda ise yumurtalıkların ameliyatla çıkarılması veya diğer bir yöntemlerle görev yapamaz hâle getirilmesi, eneme, hadım etme, iğdiş etme, kastrasyon. (karşılık: kastrasyon),Ameliyatla eşeylik organlarını çıkartıp eşeylik bezlerinin gelişmesine engel olma.
Kısırlaştırmak : Üreme organlarını ameliyatla döl veremez duruma getirmek, hadım etmek.
Kısıru : Zorla, zorlayarak.
Kısıt altına almak : Kısıtlamak.
Kısıtlanış : Kısıtlanma işi.
Kısıtlanma : Kısıtlanmak işi.
Kısıtlayabilme : Kısıtlayabilmek işi.
Kısıtlayabilmek : Kısıtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Kısıtlayıcı : Bir veri kümesinde dış koşullar nedeniyle konulan sınırlama, Eş anlamlısı: kısıt. Verilen bir sorunda aranan çözümün sağlaması gereken ek koşul.
Kısıtlayış : Kısıtlama işi.
Kısıtlı aracı : Kendi adına alım ve satımda bulunamayan ancak alıcı ile temsilci arasındaki pay ve borç belgitleri alım ve satımına aracı olan kişi.
Kısıtlı iç dönme : Özdeciklerin bir kesiminin özgür dönmesinde ısınma ısısını etkileyen sınırlılık.
Kısıtlı tecim uygulaması : Bulgunun işletilmesi için verilen özel izinde, tecimle ilgili kimi sınırlamaların yapılması.
Kısıtlı yemleme : Ticari yumurtacı piliçlerde cinsel olgunluğun 19-20 haftalık yaşa göre ayarlanması veya yağlanma eğilimi olan damızlık etlik tavuklarda tüketilen yemin azaltılması esasına dayanan, benzer uygulamaların diğer hayvan türlerinde de yapıldığı yemleme programı, sınırlı yemleme.
Kısıtsız mal : Yurda girişi kısıtlanmamış ya da yasaklanmamış mal.
Kısıtsız mallar çizelgesi : Kısıtsız malları gösteren çizelge.
Kısıtsız rasgele örnekleme : [Bakınız: yalın rasgele örnekleme].
Kısıtsızlık : Başkalarına, görüşlerini belirtme ve seçim yapmalarında olanak sağlayan tutum.
Kısıverme : Kısıvermek işi.
Kısıvermek : Çabucak kısmak.
Kimyasal kısırlaştırıcılar : Böcek mücadelesi maksadıyla dişi ya da erkek böcekleri kısırlaştırmakta kullanılan tepa, metepa, tiotepa ve hempa gibi maddelerin genel adı. Kemosterilant.
Kredi kısıtlayıcı önlemler : Para sunumunu sınırlandırarak iktisadi etkinlikleri daraltmak amacıyla hükümet tarafından bankalarca uygulanan kredi faiz oranlarının yükseltilmesi, kredilerin kontrol edilmesi gibi kredi açmayı zorlaştıran önlemler.
Küçükler ve kısıtlılar vergi cezaları : Küçüklük ve kısıtlılıkları nedeni ile kendilerine ilişkin işlemler yetenekli ve yetkili kişilerce uygulananların yasalara aykırı her tür davranışlardan doğacak vergi cezalarının da küçük ve kısıtlılara değil bu işleri yönetenlere ilişkin olması.
Melanosit uyarıcı hormon salınımını kısıtlayıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ara hipofizden melanosit uyarıcı hormon salınımını inhibe eden bir hormon.
Miktar kısıtlaması : Ülke çıkarlarını, üretici veya tüketiciyi korumak amacıyla hükümet tarafından malın üretimi, tüketimi, dışalımı veya dışsatımının kısıtlanması. karşılığı kota.
Milyonda bir kısım : Eser miktarda mevcut çözünen bir türün derişimini ifade etmede kllanılan bir birim. Seyreltik sulu çözeltiler için ppm, mg çözünen/L çözelti ile eş anlamlıdır.
Nicelik kısıntıları : Mal giriş çıkışlarının, türlü nicelikler yönünden sınırlandırılması.
Paraziter kısırlık : Kimi parazitlerin büyüklükleri nedeniyle oluşturdukları mekanik etki veya salgıladıkları kimyasal maddeler nedeniyle konaklarında kısırlığa neden olması, paraziter kastrasyon.
Prolaktin salınımını kısıtlayıcı hormon : Hipotalamustan salınan, ön hipofizden prolaktin salınımını kıstlayan dopamin yapısında bir hormon, PIH, PRIH, prolaktin inhibe edici hormon, prolaktin inhibiting hormon, prolaktin release inhibiting hormon.
Soldan kısıtlanabilir öğe : (E,T) öbeksisinde gerektirmesini doğrulayan öğesi.
Yararlanılabilir kısım : Bir besin maddesinin sindirim kanalından emilen ve vücutta bir amaç için kullanılabilen kısmı.
Yoksulluk kısır döngüsü : Başlangıçta düşük gelir, düşük tasarruf ve düşük yatırım düzeyindeki bir az gelişmiş ülkenin süreç içerisinde kalkınmaya yönelik politikalar izlemediği takdirde yine benzer bir düşük gelir, düşük tasarruf, düşük yatırım ve düşük gelir düzeyinde kalacağını ileri süren ve R. Nurkse tarafından geliştirilen az gelişmişliği tanımlamaya yönelik kuram.
Hak kısıtlaması : Hak ihlali.
Kısık : Kısılmış olan. Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı). Kanyon. Boğuk, güçlükle çıkan (ses).
Kısıkça : Biraz kısılmış.
Kısıklık : Kısık olma durumu.
Kısılış : Kısılma işi.
Kısılma : Kısılmak işi.
Kısılmak : Hacmi, niceliği azalmak. Hafifçe kapanmak. Kaçıp kurtulma yolu kalmamak.
Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.
Kısımlama : Kısımlamak işi.
Kısımlamak : Tek elle avuçlamak.
Kısınma : Kısınmak işi.
Kısınmak : Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek.
Kısıntı : Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma.
Kısıntılı : Kısıntı yapılan.
Kısır : Üreme imkânı olmayan, döl vermeyen (insan ve hayvan). Ürün vermeyen (toprak). Haşlanmış bulgur, taze soğan, maydanoz ve baharatla yapılmış olan bir yemek türü. Verimsiz, yararsız, sonuçsuz. İçinde hiçbir üreme olayı geçmeyen (canlı hücre, çekirdek vb.), steril.
Kısır döngü : Bir önermeyi ikinci bir önermeyle ikinci önermeyi de dönüp birincisiyle tanıtlamaya çalışma yolu, fasit daire, döngü, kapsayıcı karşıtı. Aynı olumsuz sonucu veren, çözüm getirmeyen durumların tekrarlanması, sürdürülmesi.
Kısırgan : Esirgeyip vermeyen.
Kısırganma : Esirgeme.
Kısırganmak : Esirgeyip bir şeyi vermekten çekinmek.
Kısırlaşmak : Kısır duruma gelmek.
Kısırlık : Kısır olma durumu. Verimsizlik, akamet.
Kısış : Kısma işi.
Kısıt : Kişinin yurttaşlık haklarını kullanma yetkisinin yargı kuruluşları tarafından kaldırılması. Bunama, mahkûm olma vb. nedenlerden dolayı kanunun, bir kimsenin malını, parasını istediği gibi kullanmasına ve harcamasına engel olması, kısıtlılık, kısıtlama, hacir.
Kısıtlama : Kısıtlamak işi. Kısıt.
Kısıtlamak : Önceden verilmiş olan hak ve hürriyetlerin sınırlarını daraltmak, tahdit etmek. Sınırlamak, daraltmak. Birini yasal yoldan mallarını kullanmaktan yoksun bırakmak, kısıt altına almak, hacir altına almak.
Kısıtlanmak : Kısıtlama işi yapılmak.
Kısıtlı : Kısıtlanmış, kısıt altına alınmış, mahcur. Sınırlı.
Kısıtlılık : Kısıtlı olma durumu. Kısıt.
Para kısıtlaması : Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması, deflasyon. Piyasada likit para dolaşımını sınırlandırma.
Para kısıtlayıcı : Para kısıtlaması işlemini yapan kimse, deflatör.
Diğer dillerde Kısaltmaca anlamı nedir?
Fransızca'da Kısaltmaca nedir ? : braehylogie

Bu kısımda Kısı nedir? Kısı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kısı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kısı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.