Kalafa nedir, Kalafa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Büyük alan.

Büyük ev.

Yıkık dökük, yıkıntı.

Kalafa ile ilgili Atasözü veya Deyim

kalafata çekmek : gemiyi onarmak için karaya çekmek Mecaz anlamı azarlamak, paylamak.

Kalafa tanımı, anlamı

Kala : Kaldığında

Kalafat etmek : İki şeyi tutturmak, perçinlemek.

Kalafat ipi : Kalafatlı ekte erimiş kurşunun boru içine akmaması için kullanılan, katranlanmış kendir.

Kalafat keskisi : Kır döküm boruların mufları içine kalafat ipini sıkıştırmakta kullanılan aygıt.

Kalafatlanmak : Kalafatlama işi yapılmak. Onarılmak, çekidüzen verilmek.

Kalafatlı : Kalafatı olan. İri yarı, gösterişli (insan için). İriyarı, gösterişli. Zonguldak kenti, Çaycuma ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kalafatsız : Kalafatı olmayan. Çok şişman, biçimsiz kimse.

Kurşun kalafatlı ek : Kır dökümden pissu borularının, erimiş kurşun ile birleştirilmesi.

Kalafat : Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. Aşağısı dar, yukarısı geniş bir tür yeniçeri başlığı. Onarma, tamir etme. Osmanlı Devleti'nde vezir veya yüksek mevkide devlet adamlarının giydikleri bir başlık.

Kalafat kalemi : Kalafatçının kalafat yapımında veya onarımında sökme, kesme, açma işlerinde kullandığı araç.

 

Kalafat yeri : Gemi ve kayıkların onarıldığı yer.

Kalafatçı : Gemi ve kayıklarda kalafatlama işini yapan kimse. Kalafat yapan ya da satan kimse.

Kalafatçılar : Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri.

Kalafatçılık : Kalafatçının yaptığı iş.

Kalafatlama : Kalafatlamak işi.

Kalafatlamak : Geminin kaplamasını kalafatla onarmak. Onarmak, çekidüzen vermek.

Kalafatlanma : Kalafatlanmak işi.

Yıkık dökük : Harabeye benzeyen, harabeye dönmüş.

Yıkıntı : Yıkılma, yıkım, mahvolma. Ruhsal bakımdan yıkılma, yıkım, mahvolma. Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları, enkaz. Virane.

Yıkık : Yıkılmış olan, harap, viran.

Diğer dillerde Kaladana anlamı nedir?

Almanca'da Kaladana ne demek ? : kaladana