Kalıb nedir, Kalıb ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Resim.

Mühür.

Kalıb ile ilgili Cümleler

    Kalı ile ilgili Cümleler

    • “Bana kalsa çok daha önce gelirdim buraya.”
    • “Bu heriften bıktım. Macit'ten kalır yeri yok.”
    • Yağmur nedeniyle evde kalıyoruz.
    • Para bir sorun olarak kalır.
    • Ali ve Mary kalıyorlar.
    • Bana kalırsa siz yanılıyorsunuz.
    • Kalın sis her şeyi gizledi.
    • Kalın sis, uçağı kalkıştan alıkoydu.
    • “Yalan söylüyorsun ha bire kalıbından utanmadan, sana inanmıyorum.”
    • Bu bir olasılık olarak kalır.
    • Petrol kalın bir borudan geçirildi.
    • Kalıp kalamayacağımı bilmiyorum.
    • “Hekimler epeyce çalıştılar, ilaç verdiler ise de fayda etmedi. Bir hafta sonra kalıbı dinlendirdi.”
    • Kalın sis uçağın kalkmasını engelledi.
    • Kalışının keyifli olduğunu umuyoruz.
    • Kalıyor musun, Tom?
    • “Kurtuluş Savaşı'nda bir ölüm kalım savaşı içinde idik.”
    • “Aklı yerinde ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım.”
    • “Lakin sonra mandalın gürültüsü, kanadın gıcırtısını duyunca hemen yerine donmuş, yatmış, kalıp kesilmişti.”
    • Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
    • “Sel gider kum kalır misali, türküler gidiyor, şiirler kalıyor.”
    • Diğer seçenekler kalır.
    • “Hoşça kalın, diyor aracın kapısından çıkarken.”
     
  • Dişlerinizin bir kalıbını alacağım.
  • Kalıbından utan!
  • “Hekimler epeyce çalıştılar, ilaç verdiler ise de fayda etmedi. Bir hafta sonra kalıbı dinlendirdi.”
  • “Aklı yerinde ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım.”
  • İnsan kalıbını kendi yapar.
  • Ali fırın eldiveni kullanmadan tart kalıbını fırından çıkardığında kendini kötü şekilde yaktı.
  • Sonra küçük Gerda, onun göğsüne dökülen, oradan kalbine nüfuz edip, buz kalıbını eriten ve orada saplanmış olan küçük cam parçasını alıp götüren sıcacık gözyaşlarını döktü.
  • Ali neredeyse hiç çikolata kalıbı almaz.
  • Bir insanı kalıba sokmanız mümkün mü?
  • “Yalan söylüyorsun ha bire kalıbından utanmadan, sana inanmıyorum.”
  • Döküm kalıbından temiz geldi.
  • Fizik öğretmenim kalıbının adamı değilmiş.
  • Sen kalıbının adamı değilmişsin.

Kalıb ile ilgili Atasözü veya Deyim

bin kalıba girmek : birbirine benzeyen birçok iş yapmak, sürekli olarak düşünce değiştirmek.

(bir şey, birinin) ağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamak : bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak.

kalıba dökmek : dökmecilikte erimiş madeni kalıbın içine akıtmak.

kalıba vurmak : biçimi bozulmuş bir şeyi düzeltmek için kalıba geçirmek.

kalıbı değiştirmek (veya dinlendirmek) : ölmek.

kalıbı kıyafeti yerinde olmak : görünüşü gösterişli olmak.

kalıbından utanmamak : dıştan görüntüsünün verdiği etkiyi hiçe saymak.

kalıbını basmak : bir şeyi güvenle doğrulamak.

 

kalıbının adamı olmamak : görünüşünden beklendiği gibi olmamak.

kalıptan kalıba girmek : çıkar sağlamak için her duruma uymak.

Kalıb kısaca anlamı, tanımı

Kalı : Halı

Çoğaltma kalıbı : (Heykel) Bir özgün heykelin birden çok benzetisi çıkarılmak istendiğinde yapılan çok parçalı kalıp. a. bk. kalıp.

Davranış kalıbı : Tek tek davranışları açıklamaya ve ortak bir tanımda toplamaya yarayan uyumlu davranışlar örüntüsü.

Eşdeğerlik kalıbı örneği : Eşdeğerlik kalıbının dizimsel değişkenlerini bu değişkenlerin birer değeriyle değiştirimi sonucunda elde edilen eşdeğerlik. Örnek:.

İkil önerme kalıbı : Bir önerme kalıbının ikillisi, asal ikillisine eşdeğer olan herhangi bir önerme kalıbı demektir. Bir önerme kalıbının ikilleri arasında asal ikillisi ile değillemeli ikillisi de yer alır.

İlksav kalıbı : Her örneği, sözedilen dilde ilksav olan önerme kalıbı.

Kanıtsav kalıbı : Her örneği, sözedilen dilde kanıtsav durumunda olan bir önerme kalıbı. Örnek: kümeler kuramının bir kanıtsav kalıbıdır.

Kaşık kalıbı : Sıkışık, birbirine geçmiş biçimde. Bacakları bitiştirip bir yana bükerek yere oturma biçimi: On gişilik sufra kaşık kalıbı oturuşla onbeş gişiyi alıyor.

Külçe kalıbı : İçine, erimiş metalin boşaltıldığı ve içinde katılaştığı, genellikle dökme demirden yapılmış kalkıp.

Kültür kalıbı : Belli bir kültürü oluşturan karmaşaların ve öğelerin bütünleşmesi; bir kültürün, çevresinde kutuplaştığı belirgin bir ana öğe; bir kültürün genel yön alışı ve niteliği.

Mantıksal ilksav kalıbı : Bir biçimsel dizgede, öncülsüz ilkel geçerli çıkarım kuralı. Örnek: Doğrusal eklemler mantığına ilişkin Hilbert-Ackermann mantıksal ilksav kalıpları.

Öbekleme ilksav kalıbı : Herhangi bir birli açık önermeyi gerçekleyen özbirey ya da kümelerden oluşan bir öbeğin var olduğunu dile getiren ilksav kalıbı.

Tasım kalıbı : Örnekleri tasım olan kalıp.

Tasımsal çıkarım genel kalıbı : Örnekleri tasımsal çıkarım olup özne-yüklem önermesi genel kalıplarından oluşan çıkarım kalıbı.

Ten kalıbı : Vücut şekli.

Tokaç kalıbı : Tokaçlama işleminde, yuvarlak biçim vermek için kullanılan kalıp.

Tutum kalıbı : Belli bir konudaki tutumların aralarında değişik biçimlerde örgütlenmelerinden oluşmuş kavramsal örüntü.

Yalın tasım kalıbı : Örnekleri yalın tasım olan kalıp. Bütün yalın tasım kalıplarının sayısı 256 ya eşittir. Bunlardan 15 i sıkı 9 u ise gevşek geçerlidir.

Baskı kalıbı : Kitap kapaklarına süslemeler basmak için kullanılan kalıp.

Basma kalıbı : Kitap, kumaş vb.nin baskısı için hazırlanan kalıp.

Buz kalıbı : Suyun belli biçimlerde donmasını sağlayan özel kap.

Pasta kalıbı : İçinde pasta hamurunun pişirildiği değişik biçimlerdeki kalıp.

Silme kalıbı : İnce madenî plaka üzerine oyulan ve taş yüzeyinde silme işlemini ayarlamaya yarayan alet.

Yüz kalıbı : İnsan yüzüne alçı dökülerek alınmış kalıp.

Diğer dillerde Kalemucu kaplama anlamı nedir?

Osmanlıca Kalemucu kaplama : piramit kaplama