Kapu nedir, Kapu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Harmanda tahıl toplamaya yarayan hayvanla çekilen kapı büyüklüğünde bir araç, sıyırgı.

Kapu ile ilgili Cümleler

  • Kaputu açın.
  • Ali arabanın kaputunu açtı.
  • Ali arabasının kaputuna oturdu.
  • Hava o kadar sıcak ki bir arabanın kaputunda yumurta pişirebilirsiniz.
  • Arabanın motor kaputunda bir şey var.
  • Kaputu nasıl açarım?
  • Ali arabanın kaputunda oturuyordu.

Kapu ile ilgili Atasözü veya Deyim

kaput etmek : kâğıt oyununda karşısındakini tek sayı alma imkânından yoksun bırakmak.

kaput gitmek (veya olmak) : kâğıt oyununda hiçbir sayı alamamak hiçbir sınavı verememek.

Kapu tanımı, anlamı

Kapu bağlamak : Kapıyı kapatmak

Kapu bağlanmak : Kapı kapanmak.

Kapu basturuğu : Kapıyı kapamak için arkasına konan ağaç.

Kapu damağı : Kapının açılıp kapanmasını sağlayan ağaç mandal.

Kapu değesi : Kapıyı kapamak için arkasına konan ağaç.

Kapu geçmek : Baştan savmak, atlatmak, ihmal etmek.

Kapu korusu : Kapının arkasına konan ağaç sürgü.

Kapu kuzusu : Büyük kapı kanadındaki küçük kapı.

Kapu yapmak : Kapı kapamak.

Kapu yaşmağı : Kapı pervazı.

Kapucalık : Camlı dolap, vitrin.

Kapuçalıh : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı.

Kapud : Fransızca kökenli capote: Sırta giyilen kalın asker elbisesi, yağmurluk.

 

Kapudan : Kaptan.

Kapudane : Osmanlı donanmasında koramirallığa denk bir aşama.

Kapukaya : Sivas şehri, Karacaören bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kapuköy : Trabzon kenti, Maçka ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kapulanmak : Yerleşmek, işe girmek.

Kapulca : Taneleri küçük bir cins buğday, kaplıca.

Kapullu : Ankara şehri, Kırbaşı nahiyesine bağlı bir bölge. Karabük ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kapumahmut : Sivas ili, İmranlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Kapunun yukarı kaşı : Kapı üstündeki saçak, damlalık.

Kapurcak : Tahta kutu. Tahıl konmak için yapılan kapaklı tahta kutu. [Bakınız: kapıncak].

Kapurçak : Gelincik otu. [Bakınız: kaburcak].

Kapurtu : Koşu.

Kapusalak : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı.

Kapusalık : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı.

Kapuşmak : Koşmak.

Kaput epididimidis : Epididimisin başı.

Kaput femoriste epifiz ayrılması : Buzağı, tay, kedi, köpek ve domuzlarda uyluk kemiğinin epifizinin yerinden ayrılması.

Kaput humeri : Kol kemiği başı.

Kaput mandibula : Alt çene kemiğinin eklem başı.

Kaput mediyale : M. gastrocnemius'un, condylus medialis femoris'in proksimaliyle aşil tendosu arasında uzanan iç yan başı. M. triceps brachii'nin iç yan başı.

Kaput ossis femoris : Uyluk kemiği başı.

Kaput vertebra : Omur başı.

Kapuyu almak : Kapıda durmak, kapıyı işgal etmek.

Kapuyu bozmak : Kapıyı açmak.

Kapuzbaşı : Kayseri şehrinde, Yahyalı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Oyma kapu : Bazı büyük kapıların ortasındaki küçük kapı.

 

Uğrun kapu : Binanın asıl kapısından başka göze çarpmayan bir yerindeki kapı, gizli kapı.

Askeri kaput : Askerlerin giydiği kalın kumaştan üstlük.

Kapuçin : Latin çiçeği.

Kapuçino : Kremalı, sütlü İtalyan kahvesi.

Kapuska : Etle pişirilmiş lahana yemeği.

Kaput : Asker paltosu. Kötü, bozuk, işe yaramaz. İskambilde el vermeden yenme. Prezervatif. Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak.

Kaput bezi : Amerikan bezi.

Kaputluk : Kaputların konulduğu yer. Kaput yapmak için kullanılan (kumaş).

Kapuz : Kanyon. İçine girilmeyen sık orman.

Diğer dillerde Kaptür miyopati anlamı nedir?

İngilizce'de Kaptür miyopati ne demek ? : capture myopathy