Kavra nedir, Kavra ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Büyük eğe.

Kavra ile ilgili Cümleler

  • Bu oldukça basit bir kavram.
  • Tanrı kavramı, varlığımızı bilgisizliğini yatıştırmak için kurulmuş bir düştür.
  • Çocuk, babasının öldüğünü kavrayabilecek durumda değildi.
  • Bu zor bir kavram değil.
  • Ali kavrayışını gevşetti.
  • Sanırım zaman kavramını yitirdim.
  • Kavramı anlıyor musun?
  • Sanırım bu kavrama aşinasın.
  • Kavram değişti.
  • Bu kavram gülünç.
  • Ali dümeni kavradı.
  • Kavram şaşırtıcı.
  • Pürüzlülük, kavraması kolay ama ölçmesi zor bir kavramdır.

Kavra kısaca anlamı, tanımı

Alttan kavrayan dişli : Kesişmeyen dingillerde gücü aktarmak için kullanılan dişli türü

Askılık kavram : Demokrasi, hoşgörü, yetkeci kişilik gibi birden çok bileşeni bulunan ya da çokboyutlu olan kavram.

Bireysel kavram : Bir adın içlemi. Bireysel kavram tamdurumlar kümesinden evrene kurulan bir izergedir.

Bireysel kavram soyutlayıcısı : A adından, bu adın içlemi olan bireysel kavramı göstren deyimini oluşturan sıfırlı içlemsel izerge soyutlayıcısı.

Çiftağırşaklı kavrama : Devinimi, hız kutusu dingiline bağlı iki ağırşakla ileten kavrama.

Deneysel kavram : Bilimsel gözlem ve karşılaştırmalar yoluyla en az iki nesnede varlığı görülen ve ancak deneysel bulgularla saptanabilen bir özelliği gösteren kavram.

 

Düz kavrama : Asılma aracını avuçlar içe (yüze) dönük olarak kavrama.

Elçim elçim kavramak : Ekini orakla biçerken sapları sol el ile kavramak. (Amasya).

Eşhızlı kavrama : Hız değiştirildiğinde yeni bağlanacak dişlilerin aynı hızla dönmesini sağlayarak, çarpmadan doğacak aşınma ve gürültüyü önleyen kavrama düzeneği.

Karın kavraması : Karın ağrısı.

Karışık kavrama : Asılma aracını, biri tersten, öteki yüzden ellerle kavrama.

Karnı kavramak : Mide, bağırsak sancılanmak.

Kavrah : İçi çürük, boş(ağaç), bk. kavran.

Kavraklamak : İki elle tutmak : Ahmet sopayı kavrakladı.

Kavral gitmek : Gidivermek, çabuk gitmek.

Kavralamak : İki elle bir şeye sarılıp tutmak, kavramak.

Kavralanmak : Çabalamak, kaşınmak : Bitten kavralanıp duruyor.

Kavram çekirdeği : Kelimenin ifade ettiği ilk ve asıl anlam. Mesela baş, ayak, kaş, kol, boğaz, göz gibi organ adları değişik kavramları karşılayacak biçimde genişlediklerinden, bu kelimelerin temel anlamları yani kavram çekirdekleri organ adı olmalıdır. bk. temel anlam, asıl anlam, sözlük anlamı.

Kavram yeri : Koyun keçi gibi hayvanların semizliğini, zayıflığını anlamak için elle kavranılan yer, boş böğür.

Kavrama ağırşağı : Motor düzentekeri ile baskı ağırşağı arasında sıkışarak, devinimi bağlı olduğu hız kutusu giriş dingiline aktaran yassı, yuvarlak parça.

Kavrama ağırşak yayı : Kavrama ağırşağının göbeği çevresinde sıralanmış olan titreşim emici sarmal yaylardan her biri.

Kavrama ayaklığı : Kavramayı çalıştıran. ayaklık.

Kavrama ayaklık boşluğu : Kavrama ayaklığının, basıldıktan sonra kavramayı ayırmaya başlayıncaya değin bağımsız olarak gittiği yol.

 

Kavrama ayırma yatağı : Kavramanın boşaltılması sırasında, dönen kavramayı durağan ayaklık düzeneğine iliştirmeye yarayan yuvarcıklı yatak.

Kavrama çatalı : Baskı ağırşağını geri çekerek kavramayı ayırmaya yarayan, bir ucu çatal biçiminde kol.

Kavrama kayması : Kavramanın tam olarak tutmaması ve kaymaya yol açması durumu.

Kavrama kolu : Kavrama ayaklığının bağlı olduğu, kavramayı çalıştırmaya yarayan kol.

Kavrama kutusu : Kavramayla düzentekeri barındıran, hız kutusunu motor gövdesine bağlayan, bir yanı geniş, öteki yanı dar koruyucu kutu.

Kavrama tabanı : Bağlama ve ayrılma sırasında dü-zenteker ve baskı ağırşağı yüzeylerinin aşınmasına engel olmak için kavrama ağırşağının yüzlerine çakılan asbestli gereçten yapılma yastık.

Kavrama türü : Kavramanın çalınma ilkesine göre bağlı olduğu tür.

Kavrama yayı : Baskı ağırşağı yoluyla kavrama ağırşağını düzen teker yüzüne bastıran yay ya da yaylardan biri.

Kavramcı : Kavramcılık yanlısı olan, konseptüalist.

Kavramlaştırma : Kavramlaştırmak işi. Nesne ve olayların algılanan temel öğelerini, örgütleyerek kavram haline getirme.

Kavramlaştırma öğesi : Çıkarımcı yordamlarda yanıtlayıcıların, nesneleri adlandırma, düzenleme ve kümelendirme biçimlerine bakarak tutumlarına inmeyi sağlayan öğe. bk. yarıçıkarımcı yordam.

Kavramlaştırmak : Kavram durumuna getirmek.

Kavramsal açıklık : Bir tasarım, araç ya da çözümlemede kullanılan kavramların herkes için ortak bir tanımının bulunması.

Kavramsal kuruluş : Görgül bilgilerden yola çıkarak bu bilgilerin içerdiği, ancak gözlemsel karşılığı bulunmayan bilgilere ulaşmayı sağlayan kavramsal çıkarım.

Kavramsal öğrenme : Kişinin, bir konuyu, ilişkili kavramlara dayanarak öğrenmesi, öğrendiği kavramların anlamlarını, kapsamlarını değiştirerek geliştirmesi.

Kavran : Boş arı peteği. Boş arı kovanı. Ağaçtan oyulmuş kapaklı kavanoz. İçi boş ağaç fıçı. [Bakınız: kavruk]. Kervan, yolcu topluluğu. Bir kaç yıl önce kesilerek içi çürümüş, boşalmış ağaç. Arı kovanı. İçi boş, içi çürüyüp boşalmış (ağaç), bk. kavrah. Silindir biçiminde içi boş ağaç kap. (Kuzköy Akkuş Ordu).

Kavrangoz : Karışık, dağınık. Karma karışık.

Kavranılma : Kavranılmak işi.

Kavrarlık : Bir olay ya da durumu geniş kapsamlı ve derinliğine kavrama yeteneği.

Kavraşmak : Tartışmak.

Kavratabilme : Kavratabilmek işi.

Kavratabilmek : Kavratma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kavratım : Bir düşünceyi, bir duyguyu başka birine iyice anlatma, onun zihnine yerleştirme.

Kavrayabilme : Kavrayabilmek işi.

Kavrayabilmek : Kavrama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kavrayım : Bilme, anlama ve usavurma süreçlerini içeren üst yeti.

Kavrayışlı : Kolayca anlama, algılama yetisi olan.

Kavrayışlılık : Kavrayışlı olma durumu.

Kavrayışsızca : Kavrayış olmaksızın.

Kavrayıverme : Kavrayıvermek işi.

Kavrayıvermek : Çabucak kavramak.

Koşut kavrama : Asılma aracını birbirine dönük avuçlarla kavrama.

Maymun kavrayışı : Elin, asılma araçlarını baş parmağı öteki parmaklarla bir doğrultuda tutarak kavraması.

Özekkaç kavrama : Dönen ağırlıkların dışa savrulup bir çanağa içten sürtünmesi yolu ile devinim ileten kavrama.

Pax kavramı : [pax kavramı] Schild adlı araştırmacının yarışmalı antagonizmada antagonist ilacın etki gücünün bir göstergesi olarak ortaya attığı ve agonist ilacın log doz-cevap eğrisini, x doz oranı kadar sağa kaydıran antagonistin molar konsantrasyonun logaritması olan değer.

Serçe kavrayışı : Elin, baş parmağın öteki parmakları karşılamasıyla asılma araçlarını kavraması.

Sıvılı kavrama : Bir sıvının devinsel erkesi aracılığı ile eşeksenli iki dingil arasında güç iletmeye yarayan iki çarktan oluşan dingil bağlantısı.

Somut kavram : Aynı dili konuşan kimselerde, somut kelimelerin zihinde uyandırdıkları genel tasavvurlar. Kuzu’nun «ufak» ve «koyun yavrusu», ırmak’ın «uzun bir akarsu», boğa’nın «iki boynuzlu, dört ayaklı bir hayvan» oluşu gibi.

Soyut kavram : Zihinde belli bir görüntü veya tasavvura sahip olmayan, varlığı kelimeyle sıkı sıkıya bağlı olan kavram: Gönül, bilgi, kutsal, doğruluk, ülkü vb.

Sürtünmeli kavrama : Güç aktarımını eşeksenli dönen iki yüzey arasındaki sürtünmeyle sağlayan kavrama.

Tekağırşaklı kavrama : Devinimi tek ağırşakla ileten kavrama.

Tekyönlü kavrama : Aynı eksen üzerinde iç içe dönen iki parça arasında devinimi tek yönde ileten kavrama.

Tekyönlü kavrama göbeği : Tekyönlü kavramanın, kavrama öğelerini taşıyan orta bölümü.

Ters kavrama : Asılma aracını dışa dönük avuçlarla kavrama.

Ters koşut kavrama : Asılma aracını el sırtları birbirine dönük olarak kavrama.

Yeni kavramcılık : Yeni bir kavramı vermek için yepyeni bir söz bulma ya da yeni kavramı eski bir sözcükle anlatma.

Yinelemeli kavram : (Film müziğinde) Bir düşüncenin, bir durumun, bir kişinin ilk görünüşü sırasında ona bağlı olarak ortaya çıkan, daha sonra yinelendiğinde bu düşünce, durum ve kişiyi anımsatan, simgeleyen motif. (Kurguda) Bir filmde önemli bir yer tutan herhangi bir ana kavramı gösteren ve film boyunca sık sık yinelenen görüntüler.

Kavraç : Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç.

Kavrak : Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal.

Kavram : Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Tutam, avuç dolusu.

Kavram karmaşası : Anlaşılmazlık, anlam yetersizliği.

Kavram yazı : Sözleri veya düşünceleri sesleri gösteren harflerle değil çeşitli işaret veya simgelerle ifade eden yazı, ideogram.

Kavrama : Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama. Küçük orak. İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme.

Kavrama noktası : Arabanın harekete geçtiği an ve durum.

Kavramak : Elle sıkıca tutmak. Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak. Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak. Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak.

Kavramcılık : Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti, konseptüalizm.

Kavramlaşma : Kavram durumuna gelme.

Kavramlaşmak : Kavram durumuna gelmek.

Kavramsal : Kavramla ilgili, kavram niteliğinde olan.

Kavranılmak : Kavranmak.

Kavranılmaz : Zihinde oluşturulamayan veya oluşturulabildiği hâlde gerçekten böyle bir şeyin var olması akla sığmayan.

Kavranma : Kavranmak işi.

Kavranmak : Kavrama işi yapılmak.

Kavratma : Kavratmak işi.

Kavratmak : Kavramasını sağlamak.

Kavrayış : Kavrama işi. Bir algının doğrudan doğruya kavranması. Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması. Kavrama, anlama, algılama yetisi.

Kavrayışsız : Kavrayışı olmayan.

Kavrayışsızlık : Kavrayışsız olma durumu.

Tümel kavram : Kapsamına aldığı bütün nesneleri gösteren kavram.

Diğer dillerde Kavmantarı anlamı nedir?

İngilizce'de Kavmantarı ne demek ? : shelf fungus