Kavuş nedir, Kavuş ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tahta.

Koğuş.

Kavuş ile ilgili Cümleler

  • Ali kollarını kavuşturdu.
  • Ali Mary'yi görmek istemediğini açıklığa kavuşturdu.
  • Ali Mary ile yapacak bir şey istemediğini açıklığa kavuşturdu.
  • “Gün kavuşurken Handune'nin de hareket derecesi artmış.”
  • Ali mümkün olduğu kadar kısa sürede parasını geri istediğini açıklığa kavuşturdu.
  • Bunu sadece açıklığa kavuşturmak istiyordum.
  • Neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu açığa kavuşturacağız.
  • Ali onu açıklığa kavuşturmadı.
  • Bunu açıklığa kavuşturayım.
  • Ali Mary'yi çok sevmediğini açıklığa kavuşturdu.
  • Sadece açıklığa kavuşturma istedim.

Kavuş ile ilgili Atasözü veya Deyim

açıklığa kavuşturmak : bir konu veya sorunu aydınlatmak, kapalılıktan kurtarmak, anlaşılır duruma getirmek.

dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur : “ne kadar uzak düşmüş olurlarsa olsunlar, insanlar günün birinde birbirleriyle karşılaşabilirler” anlamında kullanılan bir söz.

gün kavuşmak : güneş batmak, akşam olmak.

rahata kavuşmak : rahatlamak.

üne kavuşmak : ün kazanmak, şöhret bulmak.

Kavuş anlamı, kısaca tanımı

Gün anasına kavuşmak : Güneş batmak

Gün anaya kavuşmak : Güneş batmak.

Gün kavuşması : Güneş batımı zamanı.

Kavuşabilme : Kavuşabilmek işi.

 

Kavuşabilmek : Kavuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kavuşak : İki yolun, iki suyun, iki dağın birleştiği yer, kavşak. Kuru kestane. [Bakınız: kavşıt]. Gür akan dere. Diyarbakır şehrinde, Tepe nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Hakkâri şehri, Çukurca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Kavuşkan : Yapışkan, asılgın.

Kavuşlak : Mor renkli yaban menekşesi.

Kavuşma konumu : Güneş'le herhangi bir gezegenin, Güneş'le Ay'ın Yer'e göre aynı hizada ve aynı yanda (uzanım 0°) bulunduğu konum. (bk. şekil K.31).

Kavuşmaz : Bir eğrinin, değişkeni sonsuza doğru giderken yaklaştığı erey doğru. Bir eğriye yaklaşarak giden, ancak onunla sonlu bir uzaklık içinde kesişemeyen doğru. Bir eğriye sonsuzda teğet olan başka bir eğri.

Kavuşmaz dağılım : (Kuramsal istatistik) Bir değiştirgeye bağlı olan sıklık ya da olasılık dağılımının, bu değiştirge sonsuza yaklaştığında elde edilen biçimi.

Kavuşmaz etkin kestirici : (Kuramsal istatistik) Büyüklüğü sonsuza yaklaşan örneklemler için etkin olan kestirici.

Kavuşmaz etkinlik : Örneklem büyüklüğü sonsuza yaklaştığında, bir kestiricinin etkinliği.

Kavuşmaz olağanlık : Bir n değiştirgesine bağlı herhangi bir dağılımın, n değiştirgesi sonsuza yaklaştığında olağan dağılıma yaklaşması.

Kavuşmaz ölçünlü yanılgı : Örneklem büyüklüğü sonsuza yaklaştığında, bir örneklemdeğerin ölçünlü yanılgısı.

Kavuşmaz yansız kestirici : (Kuramsal istatistik) Büyüklüğü sonsuza yaklaşan örneklemler için yansız olan kestirici.

Kavuştuk : Bitlis şehri, Göldüzü bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Kavuşturabilme : Kavuşturabilmek işi.

Kavuşturabilmek : Kavuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kavuşturan : Erzurum şehrinde, Pasinler ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kavuşturma : Kavuşturmak işi. Erkek gömleği. Yelek. İş gömleği. Evleğin yarısı.

Kavuşuk : Birleşmiş, biraraya gelmiş.

Kavuşuklamak : Elde etmek.

Kavuşulmak : Bir araya gelinmek, birleşilmek.

Kavuşum ayı : Ay'ın art arda gelen özdeş iki evreye, sözgelimi yeniaydan yeniaya gelişi arasındaki zaman süresi (= 29,5 gün).

Kavuşum dönümü : Bir gezegenin Güneş'le ar arda iki kez kavuşması arasındaki zaman süresi.

Kavuşuverme : Kavuşuvermek işi.

Kavuşuvermek : Ansızın veya çabucak kavuşmak.

Üç kavuştaklı : Fransız koşuğunda birinci, dördüncü ve sekizinci dizeleri aynı olan sekizer heceli sekiz dizeden oluşan bir koşuk biçimi.

Üst kavuşma konumu : İç gezegengenlerin; Yer-Güneş-gezegen olmak üzere, bir doğrultuya gelmeleri, (bk. şekil A. 54).

Alt kavuşum : Dünya, gezegen Güneş dizilişinde gezegenin konumu.

Kavuşma : Kavuşmak işi, buluşma, telaki. Mantar ve yosun sınıfından bazı aşağı bitkilerde, yeni bir birey oluşturmak için iki ayrı hücrenin birleşmesi.

Kavuşmak : Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek. Güneş batmak. Bir araya gelmek, birleşmek. Katılmak. Varmak, ulaşmak. Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek.

Kavuştak : Nakarat.

Kavuşturmak : Kavuşmasını veya kavuşmalarını sağlamak.

Kavuşum : Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, Güneş'in ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri, içtima.

Kavuşum dönemi : Bir gezegenin iki kavuşumu arasında geçen zaman aralığı.

Kavuşur su yosunları : Üremeleri kavuşma yoluyla olan su yosunları.

Diğer dillerde Kavus anlamı nedir?

İngilizce'de Kavus ne demek ? : cavus