Know about türkçesi Know about nedir

Know about ile ilgili cümleler

English: Ali didn't want to know about my problems.
Turkish: Ali benim sorunlarımı öğrenmek istemedi.

English: Ali doesn't know about those kinds of things.
Turkish: Ali bu tür şeyleri bilmez.

English: Ali and Mary know about it.
Turkish: Ali ve Mary onun hakkında biliyor.

English: Ali didn't know about it.
Turkish: Ali onu bilmiyordu.

English: Ali doesn't know about this yet.
Turkish: Ali henüz bu konuda bilmiyor.

Know about ingilizcede ne demek, Know about nerede nasıl kullanılır?

Know : Başından geçmek. Bilmek. Yaşamak. Anlamak. Çekmek. İlişkisi olmak. Ezberlemek. Farketmek. Görmek. Tanımak.

About : Tahminen. Buralarda. İlgili. Muhiten. Takriben. Hemen hemen. -den ne haber?. Çevresinde. Neredeyse. Baresinde.

Know a friend from a foe : Dostla düşmanı ayırt etmek. Dost ve düşman arasında ayırım yapmak.

Know a thing or two : Bir şey hakkında bir şeyler bilmek. Bir konuda edinmiş olduğu deneyimlerden ötürü çok bilgisi olmak. Tecrübeli ve bilgili olmak. -i oldukça iyi bilmek. İşi bilmek. Bir şey hakkında bilgisi olmak.

Know all : Bilgiç. Çok bilmiş kimse. Ukala.

Know all the answers : Her şeyden haberi olan. Bilmişlik taslamak. Her şeyi bilen. Bilmiş. Tüm cevapları bilmek. Üstün zeka. Çok bilgili. Her telden çalan. Ukalalık etmek. Bilgiçlik taslamak.

 

İngilizce Know about Türkçe anlamı, Know about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Know about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appreciates : Değerlemek. Takdirle karşılamak. Beğenmek. Değer vermek. Kavramak. Değer kazanmak. Zevk almak. Değerlendirmek. Değerini bilmek.

Absorbs : Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Absorbe etmek. Sönümlemek. Özümsemek. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Devralmak. Çekmek. Karşılamak (masrafı). Yutmak.

Absorb : Çekmek. Karşılamak (masrafı). Soğurma eylemi. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Kavramak. Soğurmak. Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. Emmek, içine çekmek, içine almak. Özümsemek. Kendine katmak.

Be out of the swim : Yeralmak. Katılmak. Haberdar olmak.

Be on to : Haberdar olmak. Israr etmek. Temasta olmak. İş üzerinde olmak. Konuşmak. Biriyle iletişim kurmak. Sürekli istemek. Bağlantıda olmak. (önemli bir şeyi) keşfetmek üzere olmak.

Apprehends : Yakalamak. Kavramak. Endişe etmek. Tutuklamak. Tevkif etmek. İdrak etmek. Korkuyla beklemek. Korkmak.

Appreciated : Kavramak. Değer kazanmak. Fiyatını yükseltmek. Değer vermek. Beğenmek. Minnettar olmak. Takdir etmek. Değerini artırmak. Makbule geçen. Değerlendirmek.

Accept : Almak. Katlanmak. Razı olmak. Kabul etmek. Evet demek. Eyvallah demek. Normal karşılamak. Kabullenmek. Üstlenmek.

Have notice of : Haberdar olmak.

Acquaint : Haber vermek. Bilgi vermek. Bildirmek. Haberdar etmek. Tanışmak. Vakıf olmak. Tanıtmak.

 

Know about synonyms : understand, wise up, have heard, be aware, be cognizant of, ascertain, apprehending, be a good judge of, hear of, acquaints, be informed of, be conscious of, be wise to, be onto, cognize, apprehend, cognised, be in on, hear about, appreciate, cognises, be acquainted, be up to, be in the swim, ascertaining, cognising, accepts, be up, ascertains, apprehended, cognise, actualise.