Know all türkçesi Know all nedir

Know all ile ilgili cümleler

English: "So you know all the letters he wrote you by heart?" "All of them!"
Turkish: "Öyleyse onun sana bütün mektupları ezbere yazdığını biliyorsun." "Hepsini mi!"

English: Ali doesn't know all the rules yet.
Turkish: Ali henüz bütün kuralları bilmiyor.

English: Ali didn't seem inclined to elaborate and I didn't really want to know all the details anyway.
Turkish: Ali ayrıntılara girmek için eğilimli görünmüyordu ve ben zaten bütün detayları gerçekten bilmiyordum.

English: Ali didn't know all the facts.
Turkish: Ali bütün gerçekleri bilmiyordu.

English: Ali doesn't know all the facts.
Turkish: Ali tüm gerçekleri bilmiyor.

Know all ingilizcede ne demek, Know all nerede nasıl kullanılır?

Know : Çekmek. Farketmek. Ezberlemek. Başından geçmek. Geçirmek. İlişkisi olmak. Yaşamak. Tanımak. Seçmek. Bilmek.

All : Alayı. Tüm. Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim. Her biri. Hepsi. Hep. Tümü. Her şey. Her. Tümüyle.

Know all the answers : Tüm cevapları bilmek. Her şeyi bilen. Her telden çalan. Bilgiçlik taslamak. Bilmiş. Çok bilgili. Bilmişlik taslamak. Bir konu hakkın engin bilgisi olmak. Üstün zeka. Her şeyden haberi olan.

 

Know a friend from a foe : Dostla düşmanı ayırt etmek. Dost ve düşman arasında ayırım yapmak.

Know a thing or two : -i oldukça iyi bilmek. Bir şey hakkında bir şeyler bilmek. İşi bilmek. Tecrübeli ve bilgili olmak. Bir şey hakkında bilgisi olmak. Bir konuda edinmiş olduğu deneyimlerden ötürü çok bilgisi olmak.

Know about : Malumatı olmak. Bilmek. Anlamak. Haberi olmak.

İngilizce Know all Türkçe anlamı, Know all eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Know all ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aleck : Aptal. Her şeyi bildiğini düşünen kimse. Kurnaz. Ukala (genellikle smart aleck). Kendini diğer insanlardan daha akıllı zanneden kimse.

Knowing : Kurnaz. Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma. bir şeyi yapmaya alışmış olma, elinden gelme. tanıma, anımsama. Anlayan. Becerikli. Uyanık. Haberdar. Kültürlü. Şeytan. Alim.

Prigs : Herkese ahlak hocalığı yapan kimse. Yürütmek. Ahlaken kendini üstün gören kuralcı kişi. Aşırmak. Fazilet. Kendini beğenmiş. Hırsız. Doğruluk.

Prig : Doğruluk. Hırsız. Kendini beğenmiş. Fazilet. Ahlaken kendini üstün gören kuralcı kişi. Aşırmak. Yürütmek. Herkese ahlak hocalığı yapan kimse.

Self righteous : Tepeden bakan. İkiyüzlü. Kendini bir şey sanan. Kendini beğenmiş.

Cocky : Kendini beğenmiş. Burnu havada. Kibirli. Kendinden çok emin.

Smartass : (argo) akıllı kimse. Herşeyi bildiğini düşünen kimse. Çakal. Diğer insanların hatalarını işaretle gösteren kimse.

Pragmatist : Pragmacı. İşgüzar. Faydacı. Uygulamacı.

Bighead : Kendini birşey sanan kişi. Kendini bir şey sanan kişi. Kendini beğenmiş. Fodul. Ukala dümbeleği. Mağrur.

 

Inkhorn : Bilgiçlik taslayan. Hayvan boynuzundan yapılan mürekkep kabı. Boynuz hokka. Mürekkep kabı. Hayvan boynuzundan yapılma mürekkep kabı (geçmişte yazma mürekkebini koymak için kullanılırdı). Mürekkep boynuzu.

Know all synonyms : cavalier, highbrow, pedants, sophisticated, cavaliers, bigheads, arrogant, smart aleck, cocksure, pragmatists, inkhorns, highbrows, bookish, pedantic, big head, bumptious, clever dick, pedant.