Koda nedir, Koda ne demek

Koda; Gösteri alanında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taneli ve tanesiz mısır koçanı.

Kadının kocasının akrabası.

Boyunduruğu arabaya bağlayan kayışın kaymaması için boyunduruğa geçirilen ağaç çivi.

Teknik terim anlamı:

Erkek ve kadın dansçıların çeşitlemelerinden sonra ikili dansın sonu.

Araba okunun boyunduruğa bağlanmasını sağlayan kayışın dolandırıldığı boyunduruğun üzerindeki ağaç çivi. (Şavşat Artvin).

Koda ile ilgili Cümleler

  • Kodaman Homer'in bile bazen başı öne eğilir.
  • Ali bir kodaman.
  • Ali kodamandır.
  • O bir kodamandır.

Koda tanımı, anlamı

Kodachrome : 1935'te ABD'de Eastman Kodak üretimliğinin piyasaya sürdüğü, bugün daha çok 8 mm ile büyük 8'lik çeşitleri kullanılan tek kuşak, evrilir, renkli film çeşidi

Kodacolor : ABD'de Eastman Kodak üretimliğinin 1928'lerde 16 mm'lik film olarak piyasaya çıkardığı renkli film işlemi.

Kodafa : Ufak küfe.

Kodafar : Kağnıdaki çatal ağacın ucuna çalıkan ağaç. (Alçılı Delice Ankara).

Kodak : Küçük çivi. Eşek yavrusu, sıpa. Yavru katır. [Bakınız: kota]. Ayı yavrusu. Dul kadının ikinci kocasının yanına götürdüğü çocuk. Evlilik dışı dünyaya gelen çocuk. Bir buçuk okkalık tahıl ölçeği. Oniki, onbeş yaşları arasında çiftçi yamağı erkek çocuk. Birinin arkasından giden, birini izleyen kişi. Sığınak, ev. Çuval gibi örülmüş, küçük tahıl ya da azık torbası. Erkeklik bezi, haya. Manda yavrusu, malak. Annesinin yanından ayrılmayan çocuk. [Bakınız: koduk].

 

Kodak atmak : Oyunda yenmek.

Kodak büyük 8 : Büyük 8 mm'lik filmin piyasaya ilk kez çıkarılan çeşidi (1965).

Kodaklamak : Eşek yavrulamak.

Kodal : Hendek.

Kodala : Kısa boylu, tıkız kişi.

Kodalak : Kaba, görgüsüz, beğenilmeyen kişi. Elle itilerek ya da çekilerek kullanılan ve ev gereçlerini taşımaya yarayan araba. İki yumruk büyüklüğünde somun. Kısa boylu, tıkız kişi. Kısa boylu, sarışın kişi. Erkek hindi. Boğazda olan şişkinlik, ur. Karpuz, nar gibi yuvarlak meyvaların büyümeyeni, ufak kalanı. Çam kozalağı.

Kodalanmak : Kavga etmek istemek, kafa tutmak.

Kodallak : Küpün küçüğü, orta boy çömlek.

Kodallanmak : Kavga etmek istemek, kafa tutmak.

Kodallı : Hatay ilinde, Kırıkhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Yozgat ili, Sorgun belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kodallıçiftliği : Yozgat ilinde, Sorgun ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Kodamaz : Cahil, görgüsüz.

Kodamca : Küçücük : Kodamca bir masa.

Kodamin : Formülü C20H25O4N, e.n. 121 °C olan, afyon alkoloidi. Lavdaninle izomerdir. Tuzları acıdır.

Kodana : İçi boş silindir biçiminde bir kap, ortadan kesilmiş yayık. Ağaçkakan kuşu.

Kodaş : Bencil, kendini beğenmiş. Kafa dengi, uygun arkadaş. Eşek.

Kodaz : Bencil, kendini beğenmiş. Horoz.

Kodazlanıp durmak : Kendini beğenmek.

Kodazlanmak : Kendini beğenmek.

Koğcu kodak : Dedikoducu, söz getirip götüren, arkadan çekiştiren.

Paşakapısı kodamanları : Başta sadrazam olmak üzere devlet ileri gelenleri.

Kodaman : İleri gelen, para veya makam sahibi kimse.

Kodamanlık : Kodaman olma durumu.

Diğer dillerde Koda anlamı nedir?

İngilizce'de Koda ne demek ? : coda