Kolçak nedir, Kolçak ne demek
- Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven

- Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent.
- Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası.
- Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası.
- Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk.
- Zırhın kola geçirilen parçası.
"Kolçak" ile ilgili cümle
- "Pencerenin karşısında, kolçaklarından biri kopuk, sallanan iskemleye oturmuş, iki eliyle sağlam kolçağa sıkı sıkı sarılmıştı." - A. Kutlu
- "Kızılay kolçağı."
Yerel Türkçe anlamı:
Bir çarkı döndürmek, çevirmek için ona takılan demirden ya da tahtadan kol.
Subay larda rütbeyi göstermek üzere ya da süs olarak elbisenin omuzlarına takılan işaretli parça, apolet.
Kol ve dirseğe vurulan yama.
Kadınların iş yaparken giydikleri giysi, önlük.
Gömleklerin kol ağzına dikilen parça.
Eskiden gelin elbiselerinin kollarına yapılmış olan sırma işlemeli süs.
İnce çubuktan örülmüş, yandan kulplu büyük sepet.
Dizlere kadar giyilen tabansız çorap.
Kirman eğirirken kola sarılan yapağı.
Ceket, gömlek ya da elbise kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk.
Küfeyi taşımak için bağlanan ip.
Cepken, yelek, içlik gibi kolsuz giysi.
Dağların yamaçlarında ocak şeklindeki oyuk ya da çukur.
Yiğit, mert, yürekli.
Kollara çoğunlukla dirsekten yukarıya takılan bilezik.
Kola takılan ziynet eşyaları
Koyunların kaçmalarını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip.
Mısır koçanı.
Eldiven.
Pantolonun diz ve arkasına vurulan yama. 1
Tarih'teki anlamı:
Zırhın kola geçirilen parçası.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
[golçak (I) -3]: Eğirmek üzere kola takılan yün demeti. (Yassıören *Senirkent -Isparta; Saçıkara *İslahiye -Gaziantep) [golcak (I) -3] : (Mamatlar *Eğridir -Isparta)
Diğer sözlük anlamları:
Kola geçirilen kılıf
Kolçak isminin anlamı, Kolçak ne demek:
Erkek ismi olarak; Yiğit, mert, yürekli, koçak. Kola geçirilen kolluk.
Bilimsel terim anlamı:
Genellikle koltuklarda, bazen de sandalyelerde bulunan, kol dayamaya yarayan eleman.
Osmanlıca Kolçak ne demek? Kolçak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
kolçak
Kolçak kısaca anlamı, tanımı:
Kolçaklı sandalye : Taşıyıcı kısımları masif malzemeden yapılan, oturma yüzeyi ve arkalığı genellikle elastik olan tek kişinin oturabileceği mobilya.
Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.
Dört : Dört sayısının adı. Üçten bir artık. Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı.
Eldiven : Dış etkilerden korumak için ele giyilen kumaş, deri veya kauçuktan yapılmış olan el giysisi.
Koltuk : Kayırma, destek. Kenar, tenha yer. Yapıcılıkta yan destek. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Koltuklama veya koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni. Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yüksek mevki, makam. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Genelev.
İskemle : Arkalıksız sandalye. Üstüne sigara tablası, çiçek vazosu vb. konulan küçük masa.
Parça : Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Pasaj. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey.
Ceket : Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi.
Kola : Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).
İşaretli : İşareti olan, işaretle belirlenmiş olan.
Bağ : Bağlam, deste, demet. Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Sargı. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. İlgi, ilişki, rabıta. Meyve bahçesi.
Pazubent : Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak, kolçak. Kol muskası.
Kolçaklamak : Pantolon dizlerine ve arkalarına büyük yamalar dikmek.
Kolçaklı : Kolçağı olan. İlgili cümle: "Ellerin elçekli gelin / Kolların kolçaklı gelin" Halk türküsü.
Diğer dillerde Kolçak anlamı nedir?
İngilizce'de Kolçak ne demek? : n. brassard, armlet, armband
Fransızca'da Kolçak : brassard [le]
Almanca'da Kolçak : Fausthandschuh, Binde
Rusça'da Kolçak : n. рукавица (F), нарукавник (M), повязка (F)

Bu kısımda Kolçak nedir? Kolçak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kolçak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kolçak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.