Korum nedir, Korum ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dağların sarp yamaçlarındaki düzlükler.

Uçurumlarda ancak keçilerin geçebileceği basamak gibi setler.

Tepe üstlerinde yaylamağa ve tarıma elverişli düzlükler.

Korum ile ilgili Cümleler

  • Ali korumaya ihtiyacı olduğunu düşünmedi.
  • Koruman olmamı ister misin?
  • Korumalardan kurtulmamız gerekiyor.
  • “Bu sorun hâlâ bütün güncelliğini korumaktadır.”
  • Ben dillerini korumaları için yerli Amerikalılara yardım etmek istiyorum.
  • Korumalı hissediyorum.
  • Onlar Tom'u korumak için buradalar.
  • Korumalardan biri öldü.
  • Korumaları asla geçemeyeceğiz.
  • Tom'un birkaç korumaya ihtiyacı olacak.
  • Bu müze bir yangın koruma sistemi ile donatılmıştır.
  • Korumana ihtiyacım yok.
  • Koruma hücre kapısını kilitledi.
  • Kendini bu suçlamalara karşı korumak için buraya gelmedi.

Korum ile ilgili Atasözü veya Deyim

formunu korumak : gerekli güç ve yeteneği bozmadan sürdürmek diri ve canlı görünmek.

güncelliğini korumak : önemini sürdürmek, yitirmemek.

korumaya almak : tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi veya eseri saldırılardan korumak üzere önlem almak.

Korum anlamı, tanımı

Koru : Bakımlı küçük orman

Anotsal koruma : Dış kaynaktan uygulanan belirli bir gerilimle, metali yeterince artı yükleyerek yenim hızını azaltma.

Aşırı koruma : Kişiyi gerekli ve yararlı olandan çok koruma.

 

Bitkisel yenilikleri koruma : Bitkiler alanında elde edilen yeni sonuçları koruma.

Bulgu belgesinin sağladığı koruma : Bulgu belgesini almakla elde edilen koruma hakkı.

Çevre koruma örgütü : Çevredeki zararlı atıkların yok edilmesi ve ekolojik araştırma girişimlerinde kontrolün sağlanmasından sorumlu bir kuruluş.

Etken koruma oranı : İşlenmiş dışalım malı üzerindeki nominal tarife oranının yanı sıra, dışalım girdileri üzerindeki nominal tarife oranını da dikkate alarak yerli mala sağlanan gerçek koruma düzeyini gösteren oran. İşlenmiş mal değeri içindeki dışalım girdi oranı ne kadar azsa ve dışalım girdileri üzerindeki nominal tarife oranı ne kadar düşükse etken koruma o kadar büyük olur. karşılığı nominal koruma oranı.

Gaz korumalığı : Ark kaynağı yapmada, kaynak çevresinde koruyucu atmosfer yaratmak amacıyla kullanılan, hidrojen, helyum ya da argon gazlarından oluşan korumalık.

Geçici koruma : Sergilerde sergilenen markalarla bulguları, bu sergiler süresince ya da geçici belge süresi içinde koruma.

Geçici koruma belgeleri : Başkalarının incelemesine sunulan ve onların karşı koymalarını sağlamak üzere çok kısa bir süre için verilen belge.

Göz koruma araçları : Az gören çocukların eğitiminde kullanılan ve onların sınırlı görme güçlerini zorlamayı önleyen araçlar. (Büyük puntolarla basılmış kitaplar, çizgi ve ayrıntıları iyice belirtilmiş haritalar vb.).

Göz koruma sınıfları : Gözleri ileri derecede bozuk olan çocuklar için düzenlenen, bol ışıklı ve içinde olağan ölçülerden daha büyük ders araç ve gereçlerinin kullanıldığı sınıflar.

 

Gümrük koruma görevlisi : Gümrüğün kolluk işlerini yapan görevli.

Gümrük koruma örgütü : Gümrük koruma görevlileri ile üstlerinden oluşmuş örgüt.

Işınımdan koruma : (radyolojik koruma) İnsanı ve yaşadığı ortamı, iyonlaştırıcı ışınımın zararlı etkilerinden korumayı konu edinen bilim ve teknoloji dalı.

İnert gaz koruması : Yükseltgenme, patlama ya da yangın risklerini azaltmak için bazı malzemelerin azot, argon gibi inert gazlarla korunması.

Katodik koruma : Korozyondan korunacak metalin potansiyelini yeterince negatif yaparak korozyon hızının azaltılması.

Katotsal koruma : Korunacak metalin potansiyelini yeterince eksi yaparak yenim hızının azaltılması. Çeliğinkinden daha yüksek anotsal gerilimli bir metal kullanarak ya da bir elektrik gerilimi uygulayarak, çeliği, yenime karşı koruma yöntemi.

Kendiliğinden koruma : Bir yapıtın yayımı, kamuya sunulması ile birlikte başlayan ve başka bir işlemi gerekli görmeyen koruma.

Koruma adımı : Yumrukoyuncusunun sağa, sola, ileri, geri ayak hareketleri ile yumruktan kaçınması.

Koruma ayrımı : Gümrük vergisinin oranı içinde, yerli ürünlere özdeş ya da benzeri yabancı ülke ürünleri ile yarışım gücü sağlayan bölüm.

Koruma camı : Açık ya da kapalı bir ışıklığın, lambayı toz, pislik ya da sıvı, buhar ve gazlardan koruyan saydam bölümü.

Koruma düzeni : Çok hızlı dönen ağaçişleri makinelerinde iş kazalarını önleyici eklentiler.

Koruma görevi : Markanın, tüketicilerin aldanmasını önleme görevi.

Koruma gözlüğü : İşyerlerinde sıvı ve katı sıçramalarına, bulaşmalarına karşı gözleri koruyan, kalın çerçeveli ve çevresi örtülü gözlük.

Koruma ızgarası : Bir lamba ya da ışıklığı vurmalara karşı koruyan ya da kırılma sonucu cam kırıklarının düşmesini engelleyen ızgara.

Koruma işlevi : Markanın, tüketicilerin aldanmasını önleyen bir başka görevi.

Koruma kafesi : Çekiç atma ile disk atmada, yarışçıları, görevlileri, izleyenleri korumak için, atma döngülerinin çevresine ağzı atış yönüne doğru C harfi biçiminde yerleştirilen ağlı kafes.

Koruma memuru : Gümrüğün kolluk işleri ile görevli olan kişi. a. bk. gümrük koruma memuru.

Koruma perdesi : [Bakınız: demir perde].

Koruma potansiyeli : Katotsal koruma düzeninde yapıtı korumaya yeterli sayılan en uygun eksi potansiyel.

Koruma sistemi : Görevi, bir reaktörün öngörülen güvenlik sınırları dışında çalışmasını önlemek olan sistem.

Koruma süresi : Bulgular ya da markalar için yasalarda belirtilen koruma süresi (Bizde bu süre markalar 10, bulgular için 15 yıldır).

Koruma tedavi : Koruyucu tedavi.

Koruma ücretleri : Özel izin anlaşmalarında, izin verenin hakkını korumak için, verilmesi öngörülen değişmez ücretler.

Korumacı : Koruma işini yapan kimse. Kanunlarla bir dala destek olan kurum, kuruluş veya düzen.

Korumacılık : Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş, himayecilik. Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası.

Korumaklıksız karbon elektrotlu kaynaklama : Korumalık kullanmadan yapılan, karbon elektrotlu kaynaklama işlemi.

Korumalıkla karbon elektrotlu kaynaklama : Korumalık kullanarak yapılan, karbon elektrotlu kaynaklama işlemi.

Korumalıkla metal elektrotlu kaynaklama : Korumalık kullanarak yapılan, metal elektrotlu kaynaklama işlemi.

Korumalıksız metal elektrotlu kaynaklama : Korumalık kullanmadan yapılan, metal elektrotlu kaynaklama işlemi.

Korumanın kapsamı : Korumanın sınırlarını çizen ve nelerin koruma sınırı içinde kaldığını gösteren kapsam.

Korumcu : Su bekçisi.

Korumyeli : Karayel. Kuzey doğudan esen yel.

Kütüğe yazımdan doğan koruma : Kütüğe yazımın bağışladığı koruma.

Markanın eşya adı olmasına karşı koruma : Zamanla eşya adı olan markaların (aspirin, frijider gibi) bu durumlarını önleme.

Markayı geçici koruma : Kütüğe yazılmamış ve ilk kez sergilerde gösterilen markaların, sergi süresince korunması ve kütüğe yazımda gözönünde bulundurulması.

Nominal koruma oranı : Yerli mala, dışalım malına konan nominal gümrük tarife oranı kadar koruma sağlandığını gösteren oran.

Okul ve öğrencileri koruma derneği : Bir okula devam eden öğrencilerin daha iyi koşullar içinde eğitim görmelerini sağlamak için giyim, ders kitabı ve aracı gibi konularda yardımda bulunmak ve gerekirse yeni okul binası yapmak ya da yapılmış binaları onartmak gibi amaçlarla çalışan ve Dernekler Yasasına göre kurulan dernek.

Özel koruma alanı : Gerek çağbilimsel önemi, gerek taşıdığı yüksek sanat değeri, gerekse yerleşme düzeninin özellikleri bakımından bir kent ya da kasabanın öz niteliğini oluşturan ve ilgili kuruluşların katıldığı ortak bir anlaşma uyarınca özel koruma, tasarlama ye geliştirme önlemlerine konu olan kent ya da kasaba kesimi.

Rekabeti koruma yasası : Rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu işletmeler arası anlaşma ve uygulamaları yasaklayarak rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla 1994 yılında Türkiye’de ilk kez çıkarılan tekelleşme karşıtı yasa.

Sergilerde geçici koruma : Sergilerde ilk kez gösterilen bulguların o sergilerde geçici olarak, sonradan kütüğe yazımı koşuluyle korunması.

Tarifelerin koruma etkisi : Gümrük vergilerinin dışalım malları fiyatlarını yükselterek bu mallara rakip mal üreten yurtiçi üreticilerin dış piyasa rekabetinden korunması ve üretimlerinin artmasına yol açması.

Türk parasının kıymetini koruma kanunu : Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerini korumak veya sabit tutmak, spekülasyonu önlemek gibi amaçlarla kambiyo denetimi konusunda hükümete yetki veren, 1930 yılında yürürlüğe giren 1567 sayılı yasa. karşılığı 32 Sayılı Karar.

Türkçeye çeviriyi koruma süresi : 5846 sayılı Yasanın 2. maddesiyle tanınan 10 yıllık süre.

Ulusal koruma : Uluslararası korumayı kabul etmeme.

Uluslararası koruma : Markaların, uluslararası anlaşmalara ve anlaşmalardaki konulara göre, bu anlaşma yanlısı ülkelerde korunması.

Uluslararası yapım iyeliğini koruma derneği : Yapım iyeliğinin korunması amacıyla kurulmuş uluslararası dernek.

Yapım iyeliğini koruma bürosu : Paris Birliği Anlaşması gereğince kurulan ve Cenevre’de çalışan uluslararası büro.

Yapım iyeliğini uluslararası koruma : Yapım haklarını uluslararası koruma.

Yapım iyeliğini uluslararası koruma derneği : Bu konuda çalışan ve bilim adamlarıyle yapım iyeliği temsilcilerinin kurduğu dernek.

Yapıtın koruma süresi : Yapıtın akçalı haklarının korunması için yasalarda öngörülen süre.

Yarı korumalı replikasyon : Çoğalan DNA’nın çift sarmalı ipliğin sarmallarından birinin ebeveyn birin de yeni sentezlemiş kopya ipten oluşması.

Yazın ürünlerini koruma : Yazın ürünlerinin yasalara konulan yargılarla korunması.

Yeni korumacılık : Sanayileşmiş ülkelerde, özellikle 1970'lerin ikinci yarısından itibaren gündeme gelen ve tarife dışı engeller aracılığıyla uygulanan dışalımı kısıtlamaya yönelik politikalarına verilen genel ad.

Yönetsel korumanlık : Yerel yönetim birimlerinin, yasal yetkilerini aşmamaları, görevlerini gereği gibi yerine getirmeleri, yurttaşlara sunulan işgörülerin ölçünleri arasında derin ayrılıkların ortaya çıkmaması amaçlarıyla, özeksel yönetime, yerel birimlerin eylem ve işlemleri, vargıları, geçingeleri ve görevlileri üzerinde tanınmış bulunan, onaylama, bozma, değiştirme yetkileri.

Yüzey koruma : Yüzeyleri, aşınmaya ve yenime karşı korumak için yapılan işlem.

Alan koruması : Bir elektrik motorunda alan uyarma sargısının aşırı ısınmasını önlemek amacıyla alan uyarmasını azaltma veya kesme işi.

Koruma : Korumak işi. Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi, koruma görevlisi. Bankacılık alanında, bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması.

Koruma aracı : Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç, eskort.

Koruma görevlisi : Koruma.

Koruma polisi : Can güvenliği tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi korumak üzere eğitilmiş ve bazı özel aletlerle donatılmış emniyet görevlisi.

Koruma ünsüzü : Bağlayıcı ünsüz.

Korumak : Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek.

Korumalık : Koruma sağlayan şey.

Orman koruma memuru : Ormancı.

Sahil koruma : Genellikle kaçakçılarla mücadele, can kurtarma vb. işlerle görevlendirilen askerî kuruluş.

Yakın koruma : Önemli kişi, kurum veya kuruluşları her türlü saldırıya karşı koruma işi. Önemli kişileri her türlü saldırıya karşı korumakla görevli kimse.

Diğer dillerde Kortizol anlamı nedir?

İngilizce'de Kortizol ne demek ? : hydrocortisone, cortisol