Kurş nedir, Kurş ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çürük; ezilmiş.

Taş yığını; toprağa gömülü büyük taş.

Kurş ile ilgili Cümleler

  • Kurşun kalemini aldı ve yazmaya başladı.
  • Kurşun kalemini aç.
  • “Çatın arkadaşlar da atları çatın / Kurşun bizi tutuyor sipere yatın”
  • “Gurbet acısı kurşun gibi içine çökmüştü şimdi.”
  • Kurşun onun göğsüne saplandı.
  • “Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi.”
  • Hiç kurşun delikleri görmüyorum.
  • “Kurşunu yer yemez, kayalardan aşağı yuvarlanmış leşi, ta derenin kucağına!”
  • “Suriye'de bel kemiğine bir kurşun dokunmuştu.”
  • Bu pencereler kurşun geçirmez.
  • “Sarı çam deresinde bu otuz kadar eşkıyayı kurşuna dizdiler.”
  • Kurşun kalemin ne renk?
  • Kurşun geçirmez yeleğin nerede?
  • Bu bir kurşun yarasına benziyor.
  • Bu piller kurşun içerir.
  • Başkanın arabası kurşun geçirmez.
  • O bir kurşun deliği mi?
  • Kurşun, sembolü Pb olan kimyasal bir elementtir.
  • Kurşun kalemim masamın kenarına düştü.
  • “Yarın, öbür gün Arap çeteleri ile sarılacaksınız, Peygamberin yeşil kubbesine kurşun atacaklar.”

Kurş ile ilgili Atasözü veya Deyim

bir kurşun atımı : kurşunun gidebileceği uzaklık.

(birini) kurşuna dizmek : verilen ölüm cezasını askeri bir kıtanın attığı kurşunlarla yerine getirmek öldürmek.

 

(birini veya bir şeyi) kurşun tutmak : kurşuna hedef olmak, kurşun değecek gibi olmak.

(birini veya bir şeyi) kurşun yağmuruna tutmak : çok sayıda ve sürekli kurşun atmak.

kurşun atmak : silahla mermi atmak Mecaz anlamı düşmanlık etmek.

kurşun dokunmak : mermi isabet etmek.

kurşun dökmek : halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık ve benzerleri şeyleri önlemek, iyileştirmek.

kurşun gibi : katlanması zor bir biçimde sıkıntı veren çok ağır.

kurşun sıkmak : silahı ateşlemek, mermi yakmak.

kurşun yağdırmak : çok sayıda kurşun atmak.

kurşun yemek : vurulmak.

meteliğe kurşun atmak : parası kalmamak.

yaralı kuşa kurşun sıkılmaz : “birinin düşkünlüğünden yararlanarak ondan öç almak doğru değildir” anlamında kullanılan bir söz.

Kurş anlamı, tanımı

Çinkolu kurşun : Bileşimi % 80 kurşun, %20 çinko olan alaşım

Domuz kurşunu : Yabanıl hayvanları öldürmek için kullanılan bir çeşit kurşun.

Elbiz kurşunu : "Kulağına elbiz kurşunu çakıla” biçiminde ilenç olarak kullanılır.

Erimiş kurşun yunağı : Erimiş kurşun ortamlı bir ısıl işlem yunağı.

Kurşağ : Tahta kapıların arkalarına yatay çakılan tahta parçası.

Kurşak : Kadınların arkadan bellerine bağladıkları işlemeli kuşak. Kuşak, bele sarılan kumaş. Kuşak. İzmir şehrinde, Boğaziçi nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kurşamak : Aldatmak, kandırmak.

Kurşete : Yemek konulan kap, tabak.

Kurşum : Kurşun.

Kurşun alaşımı : Kurşunun, öteki elementlerle yaptığı kurşun temelli alaşım.

 

Kurşun anot : Kurşun metalinden yapılmış anot.

Kurşun beyazı : (Resim) Ak boya olarak kullanılan bir kurşun bileşiği. a. bk. çinko beyazı.

Kurşun boru : Kurşundan yapılmış boru.

Kurşun boru pensesi : Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir pense.

Kurşun dökme : Kötülükleri, sayrılıkları, nazar ve cin çarpmasını uzaklaştırmak; gelecekte olup bitecekleri önceden bilmek amacıyla kurşunu kızgın tavada eriterek söz konusu kişinin başı üzerindeki su dolu kaba dökme işi; bir tür falcılık.

Kurşun kabı : İçinde kurşun eritilen kap.

Kurşun kalafatlı ek : Kır dökümden pissu borularının, erimiş kurşun ile birleştirilmesi.

Kurşun kaplama : Flüoborat, flüsilikat ve sülfamat yunaklarında, çeliğin, karşı yenim özelliği kazanması için, çoğunlukla yatak uygulamalarında yapılan kurşun ile kaplama işlemi.

Kurşun kaplı saç : Kurşun kaplama işlemi uygulanmış saç.

Kurşun kaynağı : Kurşunun kaynakla eklenmesi.

Kurşun kepçesi : Ek yerine, erimiş kurşun dökmekte kullanılan kepçe.

Kurşun koruyucu : Radyoaktif malzemenin taşınması ya da depolanmasında kullanılan kurşun kap.

Kurşun manyağı yapmak : Ölümle tehdit etmek.

Kurşun örtme : Yüzeyi, erimiş kurşun yunaklarına daldırarak kurşunla örtme işlemi.

Kurşun örtü : Kurşun örtme işlemiyle oluşturulmuş örtü.

Kurşun örtülü saç : Yüzeyi kurşun ile örtülmüş olan çelik saç.

Kurşun pirinci : Kolay işlenirlik sağlamak için, bileşimine kurşun eklenmiş pirinç.

Kurşun tel : Kurşundan yapılmış tel.

Kurşun tokacı : Kurşun boru işlerinde kullanılan tahtadan yapılmış bir aygıt.

Kurşun tuncu : Kolay işlenirlik sağlamak için, bileşimine kurşun eklenmiş tunç.

Kurşun yaka : Ağın ağız ve kanatlarının altına tutturulan ve üzerindeki kurşun veya diğer ağırlıklar yardımıyla ağ ağzının aşağıya doğru açılmasını sağlayan kısım.

Kurşun yunağı : Erimiş kurşun taşıyan ve orta sicaklıklardaki ısıl işlemlerde kullanılan yunak.

Kurşun yunağı örtüsü : Erimiş kurşunu yükseltgenmeye karşı korumak amacıyla, kurşun yunakların üzerini örtmede kullanılan sıvı ya da katı özdek.

Kurşun yunağında suverme : Genellikle marmenevişleme ve osmevevişleme işlemlerinde, ostenitlemeden sonra, kurşun yunak içinde yapılan su verme işlemi.

Kurşun yunağında tavlama : Kurşun yunağında yapılan tavlama işlemi.

Kurşun zehirlenmesi : Kurşun veya kurşun tuzlarının vücuda alınması sonucu, sinir, sindirim ve hematopoyetik sistemdeki patolojik değişimlerle belirgin, sığır ve köpeklerde akut diğer türlerin çoğunda ise kronik seyirli zehirlenme, plumbizm.

Kurşunçalımı : Kurşunun yetişeceği en yakın yer.

Kurşunçavuş : Ardahan şehri, Posof ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kurşunda tavlama : Genellikle,çelik tellerin ısıl işleminde uygulanan ve teli erimiş kurşun yunağından geçirerek yapılan tavlama işlemi.

Kurşunekşit akımsakları : Temel yapısı kurşun ve kükürt ekşiti eriyiğinden oluşan akımsaklar.

Kurşunileşmek : Kurşuni bir duruma girmek.

Kurşunkaya : Elâzığ ilinde, Keban belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kırıkkale şehri, Keskin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kurşunlatma : Kurşunlatmak işi.

Kurşunlatmak : Kurşunlama işini yaptırmak.

Kurşunlu cam : İçinden geçen gama ışınımının zayıflama düzeyini artırmaya yarayan kurşun bileşimli saydam ekran.

Kurşunlu kalay örtülü saç : [Bakınız: kurşunlu teneke].

Kurşunlu kauçuk : Esnek koruyucu ekran olarak kullanılan kurşun bileşimli kauçuk.

Kurşunlu mahzen : İstanbul'da tüm tersane gereçlerinin saklandığı depo.

Kurşunlu teneke : Kurşun ve kalayla örtülmüş ince çelik şerit.

Kurşunsu : Kurşunu andıran, kurşuna benzeyen, kurşun gibi, kurşunumsu.

Siyah kurşun : Parlak siyah renkli, doğal veya yapay olarak elde edilebilen karbonun bir allotropu olup grafitin ticari adı.

Süblimleşmiş beyaz kurşun : Kurşun sülfat dumanı.

Şeytan kulağına kurşun : Aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde “nazar değmesin” anlamında söylenen bir söz.

Ağ kurşunu : Balık ağlarını suda tutmaya yarayan zeytin çekirdeği biçiminde delikli kurşun madde.

Domdom kurşunu : Baş tarafı haç biçimi çentilmiş, çarptığı yerde tehlikeli yaralar açan bir tür tüfek kurşunu, domdom.

Kaza kurşunu : Yanlışlıkla gelen mermi.

Kör kurşun : Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına neden olan kurşun, serseri kurşun.

Kurşun : Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb). Bu elementten yapılmış. Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi.

Kurşun erimi : Merminin en çok ulaşabildiği uzaklık.

Kurşun grisi : Koyu gri renk. Bu renkte olan.

Kurşun kalem : İçi grafitli, yazısı kolayca silinebilen, değişik biçimleri olan bir kalem türü.

Kurşun otu : Diş otu.

Kurşun rengi : Kurşunun rengi, koyu kül rengi. Bu renkte olan.

Kurşuncu : Kurşun satan veya işleyen kimse. Kurşun döken kimse.

Kurşunculuk : Kurşuncunun işi veya mesleği.

Kurşungeçirmez : Ateşli silahlardan atılan mermilerin girmesini engelleyecek yapıda ve özellikte olan (yelek, cam vb.).

Kurşuni : Koyu kül rengi, kurşun rengi. Bu renkte olan.

Kurşunileşme : Kurşunileşmek işi.

Kurşunlama : Kurşunlamak işi.

Kurşunlamak : Kurşunla kaplamak. Kurşunla mühürlemek. İçinde kurşun bulunan silahla ateş etmek, vurmak.

Kurşunlanma : Kurşunlanmak işi.

Kurşunlanmak : Kurşunlama işine konu olmak.

Kurşunlaşma : Kurşunlaşmak işi.

Kurşunlaşmak : Kurşun gibi ağırlaşmak.

Kurşunlu : İçinde kurşun elementi bulunan. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Kurşunlanmış olan. Kubbesi kurşunla örtülü.

Kurşunsuz : Kurşunu olmayan. Kurşun elementi içermeyen.

Kurşunsuz benzin : Çevreye zararı en aza indirebilmek üzere içindeki kurşunu özel yöntemlerle damıtılmış bir yakıt türü.

Kurşunumsu : Kurşunsu.

Maganda kurşunu : Serseri kurşun.

Serseri kurşun : Belli bir hedef gözetmeksizin sıkılan kurşun, maganda kurşunu.

Diğer dillerde Kursteiner kisti anlamı nedir?

İngilizce'de Kursteiner kisti ne demek ? : kursteiner cyst