Kurşak nedir, Kurşak ne demek

Kurşak; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kadınların arkadan bellerine bağladıkları işlemeli kuşak.

Kuşak, bele sarılan kumaş.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

İzmir şehrinde, Boğaziçi nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Teknik terim anlamı:

Kuşak.

Kurşak tanımı, anlamı

Kurş : Çürük; ezilmiş. Taş yığını; toprağa gömülü büyük taş

Yerleşim yeri : Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer.

Boğaziçi : Aydın ilinde, Çakırbeyli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Burdur şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Çorum şehrinde, Alaca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli şehrinde, Baklan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Düzce şehrinde, Konuralp nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzincan şehri, Kemah ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Gaziantep ili, İslâhiye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Muğla şehri, Eşen nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Muğla şehrinde, Güllük nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Nevşehir ili, Kozaklı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Rize ili, Çamlıhemşin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun ilinde, Kavak ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

İşlemeli : Üstünde işlemeler bulunan.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

İşleme : İşlemek işi. Şiş, tığ, iğne ve benzerleri araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı, el işi. İnce ve süslü işlenmiş. Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Saat. hukuki tagyir. Mekanik işlemenin öteki adı. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak amacıyla, duyarkatın işlemelikte çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Nicelenmiş verileri elle, işleteçler ya da elektrikli araçlarla işlemden geçirerek sayımsal çözümlemeleriyle birlikte çizelgeleme.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Belle : Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.

Kuşak : Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.

 

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Boğaz : Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

İzmir : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Diğer dillerde Kursteiner kisti anlamı nedir?

İngilizce'de Kursteiner kisti ne demek ? : kursteiner cyst