Kuyruğ nedir, Kuyruğ ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kuyruk.

Kuyruğ ile ilgili Cümleler

  • Köpeğin kuyruğuna basmamak için dikkatli ol.
  • Tom'un uzun bir at kuyruğu var.
  • Tom'un at kuyruğu yaptığı uzun bir saçı var.
  • Tom'un at kuyruğu var mı?
  • Kuyruğa kaynak yapma.
  • “Benim aylığım eşeğin kuyruğu gibi ne kısalır ne uzar.”
  • Kuş kuyruğunu sallayarak ağaçta oturuyordu.
  • “Ondan son-ra kuyruğa girenler, abdesthaneyi dörder dörder kullanmaya koyuldular.”
  • "Daldan dala atlarım, Kuyruğumdan sarkarım." "Maymun."
  • “Sonra benim kuyruğumu tava sapına çevirirler efendim diye bağırıyor, masa başındaki erkândan tekrar yardım istiyor.”
  • “İstediğimiz parayı vermezse işte o zaman dananın kuyruğu kopar.”
  • Bir inek kuyruğu ile sinekleri kovar.
  • Ayının kısa bir kuyruğu var.
  • Oğlan kediyi kuyruğundan yakaladı.
  • Farenin kuyruğu uzun.

Kuyruğ ile ilgili Atasözü veya Deyim

arık ata kuyruğu da yüktür : “güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir” anlamında kullanılan bir söz.

bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz : “çalıp çırpmayı alışkanlık edinen kimse, yakalanıp ceza göre göre insanlıktan çıkar” anlamında kullanılan bir söz.

dananın kuyruğu kopmak : beklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek.

eşeğin kuyruğu gibi : her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan.

 

eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme kimi uzun der, kimi kısa : “kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın” anlamında kullanılan bir söz.

fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (veya kıçına) kabak bağlamış : “yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş” anlamında kullanılan bir söz “kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış” anlamında kullanılan bir söz.

göz (veya gözünün) kuyruğuyla bakmak : göz ucuyla bakmak.

it ite (buyurur), it de kuyruğuna : “işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar” anlamında kullanılan bir söz.

katır kuyruğu gibi kalmak : bir işte ilerlemeden kalmak.

keçi geberse de kuyruğunu indirmez : “inatçı ölse de inadından vazgeçmez” anlamında kullanılan bir söz.

kuyruğa girmek : ayakta arka arkaya durulan diziye girmek.

kuyruğu dikmek : hayvan koşmaya, başlamak insan bulunduğu yerden uzaklaşmaya başlamak.

kuyruğu kapana kısılmak (veya sıkışmak) : çok zor duruma düşmek.

kuyruğunu kısmak : korkup sinmek.

kuyruğunu tava sapına çevirmek : haddini bildirmek, gereken dersi vermek.

sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış : “kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış” anlamında kullanılan bir söz “bir işi başaramayacak durumdayken bir iş daha yükleniyor” anlamında kullanılan bir söz.

uyuyan yılanın kuyruğuna basmak : kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek.

yılanın kuyruğuna basmak : kötü bir kimseye kötülük yapacak fırsat vermek.

yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek : uzun sürmüş bir işi bitirmek üzere olmak.

 

Kuyruğ tanımı, anlamı

At kuyruğu nöritisi : At kuyruğu olarak bilinen bel ve sağrı bölgesindeki sinir köklerinin irinsiz yangısı sonucu kuyruğun, anüs büzgenlerinin, idrar torbasının felci ve arka bacaklarda eş güdüm bozukluklarıyla belirgin, atlarda görülen, immün aracılı bir hastalık, atların polinöritisi, kauda ekuina nöritisi

Baştan kuyruğa gelişim yasası : Yaşamın başlangıcında yapısal ve devimsel gelişimin baş bölgesinden başlayarak yavaş yavaş uçlara ve kuyruğa doğru ilerlediğini benimseyen bir yasa.

Çayır it kuyruğu : Doğu Anadolu’da yetiştirilen çok yıllık, doğal ve lezzetli yem bitkisi.

Çekiver kuyruğunu : “artık ondan hayır bekleme” anlamında kullanılan bir söz.

Dikenli akrep kuyruğu : Fabaceae familyasından tek ve iki yıllıklı geniş yapraklı yabancı ot.

Dikensiz tilki kuyruğu : Gövdesi 25 cm uzunluğunda olabilen, açık yeşil renkli yaprakları 3-4 kez ikili çatallanmış, yumuşak, bir su bitkisi.

Eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır : Durumunda, çalışmasında hiçbir gelişme görülmeyen kimseler için kullanılan bir söz.

Fare kuyruğu : Küçük, ucu sivri, ince dişli testere.

Göz kuyruğu : Gözün kulak tarafındaki köşesi, göz ucu.

İtin kuyruğunda : Pek çok, pek bol.

Kedilerin yağlı kuyruğu : Kedilerde, kuyruğun üst yüzünde supracaudal organ olarak bilinen bezlerin hiperfonksiyonu sonucu tüylerin yapışmasına yol açan yağlı kabuk oluşumu.

Keler kuyruğu : Büyük baş hayvanlarda görülen bir hastalık. Yaprağı küçük, gövdesi büyük bir çeşit ot.

Kırlangıç kuyruğu : Hayvanın kulağını delerek yapılan işaret.

Kısrak kuyruğu : Sürünücü toprak altı gövdeli, 150 cm boyunda olabilen, çok yıllık bir su altı bitkisi.

Kısrak kuyruğugiller : Durgun sularda yaşayan çok yıllık, yaprakları şeritsi, halkalı dizilişli ve kulakçıksız olan su altı bitkileri.

Köpek kuyruğu : Alttaki güreşçi sarmadan üste dönerken, çene, alın ya da gırtlağından elle çekip sırtını yere getirmeye çalışma.

Köprü kuyruğu : Vidalı gitar köprülerinde telin gövde üzerine tutturulduğu parça.

Kuyruğölü : Akrep.

Kuyruğörü : Akrep.

Kuyruğu köse : Kuyruğunun kılları seyrek olan.

Kuyruğu tava sapına dönmek : Uslanmak.

Kuyruğu tava sapma dönmek : Uslanmak, oynaklığı, azgınlığı geçmek, düzelmek: Dayağı yedi, kuyruğu tava sapına döndü.

Kuyruğu titretmek : Ölmek.

Kuyruğueğri : Bir çeşit at.

Kuyruğul : Kuyruğunun ucu ak olan hayvan.

Kuyruğuölü : Akrep.

Kuyruğuörü : Akrep.

Kuyrukluyıldız kuyruğu : Kuyrukyıldızın başından geriye doğru (Güneş'in karşı yanı) uzayan, gittikçe yaygınlaşan, Güneş ışığıyla aydınlanmış, kuyruğa benzeyen gaz bulutu.

Poli a kuyruğu : Ökaryot mRNA' larının 3' ucuna eklenen ve mRNA' nın nükleazların sindirimine karşı direncini artırarak kararlılığını sağlayan, 20-250 kadar adenin nükleotidin oluşturduğu dizi. Ökaryotik mRNA’nın 3’ ucunda bulunan 20-200 kadar adenin nükleotitinden oluşmuş dizi.

St kuyruğu : Buğdaygiller familyasından tek yıllık dar yapraklı yabancı ot.

Su at kuyruğu : Akarsu kıyılarında yaşayan, gövdeleri 150 cm kadar uzunlukta olabilen, dik, yeşil renkli yalın veya orta ve üst bölümlerinde halkalar biçiminde dallanmış olan bitki.

Tilki kuyruğu : Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye alttakinin elini geri uzatarak çenesinden ya da gırtlağından çekmesi.

Diğer dillerde Kuvvetli yakınsaklık anlamı nedir?

İngilizce'de Kuvvetli yakınsaklık ne demek ? : strong convergence