Kıdım nedir, Kıdım ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir cismin en küçük parçası, molekül.

Küçük adım.

Beştaş oyunu.

Rüşvet.

Çorap ve halı ilmiği.

Biraz, ufak parça.

[Bakınız: kıdık].

Taksit.

Arkadaş.

Kıdım anlamı, tanımı

Kıdı : Çam kozalağı. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanların yuvarlak, katı pisliği. Topraktan yapılmış küçük süt kabı. Köpek yavrusu

Kıdım kıdım : Küçük küçük, azar azar. Ağır ağır, yavaş yavaş. Az az, küçük küçük: Benim kız yemeği de kıdım kıdım yer. Ağır ağır.

Kıdıman : Zamanından önce doğan koyun, keçi, sığır. Çiğdem : Kıdıman sökelim. Zamanından önce doğan (insan ya da hayvan için). Sırasız doğuran hayvan.

Kıdımcık : Çok az, çok küçük.

Kıdımcık kıdımcık : Küçük küçük, azar azar. Ağır ağır, yavaş yavaş.

Kıdımcuk : Bir cismin en küçük parçası, molekül.

Kıdımık : Küçük adım. Biraz, ufak parça.

Küçük ad : Ön ad.

Arkadaş : Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.

Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.

 

Rüşvet : Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.

Beştaş : Beş tane taşla oynanan bir çocuk oyunu türü.

Taksit : Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Taksi : Belirli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil. Göçüm.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Kıdık : Gerdan, çene altı. Çene. Gırtlak. Keçi yavrusu, oğlak. Kuzu. Keçi, koyun. Sepet, küçük ve dar el sepeti. Bir cismin en küçük parçası, molekül. Köpek yavrusu. Boyuna takılan inci, boncuk dizisi, gerdanlık. Çabuk kırılan bir çeşit çocuk bileziği. Eşek yavrusu, sıpa. Çene altı, gerdan. Küçük yumurta sepeti. [Bakınız: gıdık]. Naylon çocuk bileziği. (Laçin Eskişehir).

Biraz : Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.

Çorap : Pamuk, yün vb.nden örülen, ayağa giyilen giyecek.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Diğer dillerde Kıdem temeli anlamı nedir?

İngilizce'de Kıdem temeli ne demek ? : longevity pay