Ladder türkçesi Ladder nedir

Ladder ile ilgili cümleler

English: Ali unrolled the rope ladder and hung it out the window.
Turkish: Ali ip merdiveni açtı ve onu pencerenin dışına astı.

English: Ali climbed up a ladder to get to the roof.
Turkish: Ali çatıya ulaşmak için merdivene tırmandı.

English: Ali climbed up the ladder to the roof of the garage.
Turkish: Ali garajın çatısına merdivenle tırmandı.

English: Ali climbed up the ladder as quickly as he could.
Turkish: Ali elinden geldiği kadar hızlı şekilde merdivene tırmandı.

English: Ali fell off a ladder and broke both of his arms.
Turkish: Ali bir merdivenden düştü ve kollarının her ikisini de kırdı.

Ladder ingilizcede ne demek, Ladder nerede nasıl kullanılır?

Ladder accommodation : Ana iskele. Borda iskelesi.

Ladder balancer : Merdivenle denge hareketleri yapan kişi. Merdiven cambazı.

Ladder dredger : Kovalı tarak.

Ladder function : Basamak fonksiyonu. Adım işlevi. Adım fonksiyonu.

Ladder in a stocking : (british) kaçmış çorap. Çorapta bulunan küçük delik.

Balance on unsupported ladder : Desteksiz merdivende denge. Ayaksız ya da hiçbir yere dayanmayan merdiven üzerinde dengelenme sanatı.

 

Companion ladder : Kamara iskelesi. Gemi kıçından ana güverteye giden el merdiveni veya iki katı birbirine bağlayan merdiven (gemide). Güverte yolu. Gemi içindeki merdiven.

Ladder stitch : İğneardı teyel. Çapraz teyel.

Ladder proof : Kadın çorabı üretiminde kullanılan yırtılmaya dayanıklı malzeme. Kaçmaz.

Bucket ladder excavator : Kepçeli tarak ekskavatörü.

İngilizce Ladder Türkçe anlamı, Ladder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ladder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fall apart : Uzak düşmek. Parçalara ayrılmak. Duygusal bir krizden dolayı acı çekmek. Duygusal kendine hakimiyetini kaybetmek. Hayatı kararmak. Parçalara bölünmek. Duygularını kontrol edememek. Kolu kanadı kırılmak. Irak düşmek. Dağılmak.

Fret : Söylenmek. Yenmek. Telli çalgılarda klavye üzerinde notaların yerlerini belirlemek amacıyla bölümlenmiş ve parmakla basılan aralık. Endişelenmek. Kemirmek. Sıkılmak. Endişelendirmek. Yiyip bitirmek. Aşındırmak.

Beat a retreat : Geri çekilmek. Hızla geri çekilmek. Bir yerden kaçmak. (soğuk veya tehlikeli) bir yerden ayrılmak. Vazgeçmek. Ricat etmek. (soğuk veya tehlikeli) bir yeri terk etmek. Toz olmak.

Exude : Sızmak. Sızıntı yapmak. Terlemek. Yayılmak. Sızdırmak. Yaymak. Akmak. Belirtmek. Eksüda.

Stair : Kademe. Basamak (merdivene ait). Kat. Merdiven ayağı. Merdiven basamağı.

Dampen : Kırmak. Köreltmek. Tavlamak. Gölge düşürmek. Nemlenmek. Islatmak. Islanmak. Söndürmek. Nemlendirmek.

Stairways : Merdiven (iki katı birbirine bağlayan). Merdiven boşluğu.

 

Stepladder : Taşınabilir merdiven. Portatif merdiven. Süllüm. Destekli seyyar merdiven. Ayaklı merdiven. Seyyar merdiven. Geniş basamaklı olan.

Hackneys : At. Binek atı. Kira arabası. Körletmek. Bayağı. Koşum atı.

Hackney : Koşum atı. Binek atı. Kira arabası. Bayağı. At. Körletmek.

Ladder synonyms : monkey ladder, jack ladder, articulated ladder, jacob's ladder, pilot ladder, sea steps, step ladder, staircases, sea ladder, bench, antiquate, exuded, stairs, flighted, antiquating, exudes, digit, abscond, doorsteps, abducting, echeloning, footboard, fretting, frighten away, flight of steps, digit place, scaling ladder, bolt, staircase, split up, separate, exuding, echelon.

Ladder zıt anlamlı kelimeler, Ladder kelime anlamı

Pervious : Nüfuz edilebilir. Geçirgen. Ulaşılabilir. Permeabl. Geçit veren.

Ladder ingilizce tanımı, definition of Ladder

Ladder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A frame usually portable, of wood, metal, or rope, for ascent and descent, consisting of two side pieces to which are fastened cross strips or rounds forming steps.