Laid türkçesi Laid nedir

  • Yatay konuma getirilmiş.
  • Ayarlanmış.
  • Yerleştirilmiş.
  • Havuza yatırılmış.
  • Gösterilmiş.
  • Arması soyulmuş.
  • Serili.
  • Konulmuş.
  • Serilmiş.
  • Büküm.
  • Sebep olmuş.
  • Yatıştırılmış.
  • Atılmış.
  • Düşmüş.

Laid ile ilgili cümleler

English: Ali hardly laid a glove on his opponent.
Turkish: Ali rakibine neredeyse hiç vuramadı.

English: After some hesitation, he laid the book on the desk.
Turkish: Biraz tereddütten sonra kitabı masaya koydu.

English: Ali doesn't know it yet, but he's going to get laid off.
Turkish: Ali onu henüz bilmiyor fakat işten çıkartılacak.

English: Ali couldn't completely rule out the possibility that he might be laid off from work.
Turkish: Ali işten çıkarılabileceği ihtimalini tamamen göz ardı edmedi.

English: Ali laid a blanket over Mary.
Turkish: Ali Mary'nin üzerine bir battaniye koydu.

Laid ingilizcede ne demek, Laid nerede nasıl kullanılır?

Laid a hand on him : Ona el kaldırdı. Ona eliyle dokundu. Elini onun üzerine koydu.

Laid an egg : Yumurta üretti (örn. tavuktan). Yumurtladı.

Laid back : Sakin. Rahat. Kaygısız. Geri koyulmuş. Rahat kimse. Sarhoş. Tasasız. Acelesiz. Gevşemiş. Rahat ve geniş davranan tip.

Laid down : Koydu. Beyan etmek. Belirtmek. İthalatçının ülkesinde teslim edilmiş mal. Verdi. Bıraktı. Feda etti. Yatırdı.

 

Laid down terms : Şartları koştu. Koşulları iade etti. Şartları açıkladı.

Laid out : Şık. Vurmak. Sermek. Harcamak. İyi veya güzel giyinmiş. Hazırlamak. Yere sermek. Sarhoş. Düzenlemek. Paralamak.

Laid hands on him : Elini onun üzerine koydu. Ona el kaldırdı. Ona eliyle dokundu.

Laid the corner stone : Köşe taşını yerine koydu. Köşe taşını yerine yerleştirdi.

Laid paper : Çizgili kağıt.

Laid the foundations for : - için zemin hazırladı. Altyapısını hazırladı. Temellerini attı.

İngilizce Laid Türkçe anlamı, Laid eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Laid ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Located : Kain. Yerleşik. Var olan. Değişmeyen. Bulunmuş. Yerleşmiş. Yeri tayin edilmiş. Tespit edilmiş.

Embed in : İçine iyice yerleştirmek.

Smoothed : Pürüzsüzleştirilmiş. Tüm pürüzleri veya engelleri giderilmiş. Sakinleşmiş. Düzleştirilmiş. Yumuşatılmış.

Displayed : Göstermek. Gözler önüne sermek. Büyük puntolarla basmak. Afişe. Teşhir etmek. Sergilemek. Gösterilen. Görüntülenen. Gösteriş yapmak.

Inflexions : Sesin perdesini değiştirme. Kıvrılma. Çekim. Eğilme. Sesin yükselip alçalması. Tasrif. Bükün. Ses tonunun değişmesi. Bükülme.

Fitted : Oturtulmuş. Uygun. Bağlanmış. İle donatılmış. Döşenmiş. Oturmuş. Döşeli. Tutturulmuş. Yerinde.

Ebbed : Alçalmak. Çekilmek. Düşmek. Bozulmak. Suları çekilmiş. Tükenip gitmek. Bozulmuş. Zayıflamış.

Positioned : Yerini belirlemek. Yerleştirilen. Yerleştirmek. Konumlanmış. Koymak.

Implanted : İçine konulmuş (tıp veya medikal terimi). İçine konulmuş. İmplante edilmiş. Aşılanmış. İmplante. İçine sıkıca yerleştirilmiş.

 

Caused : Yol açmak. Meydan vermek. Sebep oldu. Sebep olmak. Neden olmak. Sebep olan. Mütevellit. Doğurmak. Yol açtı.

Laid synonyms : set, embarked, accidence, designated, calibrate, showed, the fallen, negotiated, secreted, inflexion, evinced, thrown, jilted, discarded, adjusted, ensconced, modulated, disposed, felled, mellow, silenced, excised, inducted, the twist, twist, fixed on, twisting, twistings, flection, ejaculated, calibrates, occasioned, flexions.

Laid zıt anlamlı kelimeler, Laid kelime anlamı

Disarranged : Tertipsiz. Düzenini bozmak. Karıştırmak. Bozuk.

Tense : Sıkı. Gerginleştirmek. Gergin. Germek. Stresli. Zaman. Gerilmiş. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Çekmek.

Laid ingilizce tanımı, definition of Laid

Laid kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of Lay.