Landfast türkçesi Landfast nedir

  • Karaya bağlı.
  • Daimi olarak karada bulunan veya karaya bağlı olan.

Landfast ingilizcede ne demek, Landfast nerede nasıl kullanılır?

Landfast ice : Karaya bağlı buz.

Landfall : Düşüklük. Düşme. Karanın görünmesi. Okyanus veya deniz aşan seyahatlerde karanın ilk müşahadesi. Karayla temas. Minnesota eyaletinde şehir. Karaya ilk ayak basış. Kara görümü. Toprak kayması.

Landfalls : Karayla temas. Karaya ilk ayak basış. Düşüklük. Toprak kayması. Minnesota eyaletinde şehir. Düşme. Karanın görünmesi. Okyanus veya deniz aşan seyahatlerde karanın ilk müşahadesi. Kara görümü.

Landfill : Arazi doldurma. Atık gömme. Katı atık sahası. Çöp sahası. Çöple doldurulmuş ve üstü toprakla örtülmüş arazi. Arazi yükseltme. Atık alanı.

Landfills : Atık gömme. Çöp sahası. Arazi yükseltme. Katı atık sahası. Atık alanı. Çöple doldurulmuş ve üstü toprakla örtülmüş arazi. Arazi doldurma.

Land agency : Emlak bürosu. Emlakçı. Parsel arsalar satan işletme.

Land abutment : Köprü ana ayağı.

Land a prize : Ödül kazanmak.

Land a good contract : İyi bir sözleşme yapmak.

Landflood : Sel. Su baskını. Bir nehrin su seviyesinin aniden kara üzerine çıkması. Yağmur seli.

İngilizce Landfast Türkçe anlamı, Landfast eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Landfast ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Land : İniş yapmak. Karaya getirmek. Kara. Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri. Arsa. Memleket. Yere inmek. Vatan. Arazi.

Solid ground : Sağlam temel. Güçlü temel. Sağlam zemin. Katı zemin. Katı temel.

Dry land : Kuru alan. Çok az yağmur alan bölge. Kuru bölge. Kurak bölge. Az yağmurlu alan. Kurak alan.

Sighting : Nişan alma. Görülme. Tevcih. Nişan. Görme. Görünme. Göz teması. Gözlem.

Land mass : Kara kütlesi. Kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası. Büyük kara parçası.

Terra firma : Toprak. Kuru arazi. Kara toprak. Yeryüzü. Kara.

Continent : İdrarını tutabilen. Asya, afrika ...gibi, yeryüzünün altı büyük kara parçasından her biri. İffetli. Ilımlı. Ölçülü. Bağırsaklarına hakim olabilen. Kıta. Anakara. Britanya ve irlanda haricindeki avrupa kıtası.

Ground : Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı. Çakmak. Dayandırmak. Topraklamak. Kırsal toprak. Yere sermek. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. İyileşmek. Uçurtmamak (uçağı).

Subcontinent : Alt kıta. Geniş kara parçası. Kıtaya yakın büyüklükte bir yer. Kıtalardan küçük kara parçası. Yarı kıta. Kıta parçası. Kıtadan daha küçük.

Earth : İn. Örtmek. Üzerinde yaşadığımız, güneş dizgesine bağlı gezegen. Toprakla örtmek. Üzerinde yaşadığımız gezegen. Dünya. Zemin. Yeryuvarlağı. Topraklamak. Yeryüzü.