Lased türkçesi Lased nedir

  • Lazer ışığı kullanmak.

Lased ingilizcede ne demek, Lased nerede nasıl kullanılır?

Lase : Lazer ışığı kullanmak.

Laser : Yırtık, parçalanmış. çok yüksek yoğunluğa odaklanabilen ışık enerjisi kaynağıyla medikal ve cerrahi amaçla fokal doku eksizyonu ve koagülasyon olanağı veren alet. argon lazer, eksimer lazer, yağ lazer gibi çeşitleri vardır. Laser ışını. Laser. İzgenin görünür ışık ya da buna yakın bölümünde çalışan, dalga uzunlukları mikronla ölçülen, güçlü, son kertede yöneltilebilir, tek renkli ve bağdaşık bir ışık demeti oluşturan, bu özelliklerinden dolayı işleyimde ve ırakiletişimde kullanılan bir maser, yani optik maser. (laser sözcüğü light amplification by stimulated emission of radiation = uyarılmış ışınım yayınıyla ışık güçlendirme sözcüklerinin ilk harflerinden türetilmiştir). Lazer. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Laser beam : Lazer ışını. Lazer ışın demeti.

Laser beam drilling : Lazer ışınıyla delme.

Laser device : Kuvvetli ışın üreten cihaz (kesmek, eritmek, iletmek, vs. için kullanılan). Lazer cihazı.

Laser operations : Lazer ışınları kullanan cerrahi prosedür. Lazer ameliyatları.

Laser fusion : Lazer füzyonu. Lazer ışını enerjisiyle çekirdek parçalanmasının sağlanması.

 

Laser printer : Lazer printer. Lazer yazıcı. Lazerli yazıcı. Lazer ışını aracılığı ile yazdıran yazıcı türü.

Laser treatment : Lazer tedavisi.

Laser diode : Lazer diyot. İçinden elektrik akımı geçince ışınım üreten minicik yarı iletken (fiber optik, lazer yazıcılar, uzaktan kumanda aygıtları ve daha fazla alanlarda kullanılan ).

İngilizce Lased Türkçe anlamı, Lased eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lased ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Supported : Mesnetli. Desteklenmiş. Desteklenen. Destekli. Destekleniyor.

Patterned : Desenli. Numune olarak yapılmış. Örneğe göre yapmak. Örnek almak.

Lased synonyms : lase, lases.

Lased zıt anlamlı kelimeler, Lased kelime anlamı

Unsupported : Doğrulanmamış. Dayanağı olmayan. Mesnetsiz. Doğrulanmış olmayan. Desteksiz. Desteklenmiyor. Desteklenmeyen. Destekli olmayan. Arkası olmayan.

Plain : Düz ya da azıcık eğimli, az çok kalın taşınmış toprak ve lığlarla örtülü, akarsularla parçalanmamış, daha yüksek yer biçimleriyle çevrelenmiş ve oluşum kökenleriyle ayrımlı türleri bulunan ana yer biçimlerinden biri. Ova. Düzlük. Düz. Sadelik. Sade bir biçimde. Sade. Açıklık. (sürekli) şikayet etmek.