Leaker türkçesi Leaker nedir

  • Sızdıran (sıvı vb).
  • Sızdıran kimse veya şey.
  • Bilgi sızdıran kişi.
  • Yumurta kabuğunun çatlaması ve zarın gerilmesi nedeniyle yumurtanın akıntı veya sızıntı yapması.
  • Yumurta sızıntısı.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Bir şeyin yayılmasına veya sızmasına izin veren kimse veya şey (sıvı, bilgi, vs.).

Leaker ingilizcede ne demek, Leaker nerede nasıl kullanılır?

Leakers : Bilgi sızdıran kişi. Sızdıran kimse veya şey. Sızdıran (sıvı vb). Bir şeyin yayılmasına veya sızmasına izin veren kimse veya şey (sıvı, bilgi, vs.).

Bleaker : Rüzgara maruz. Kötü. Üzgün. Sevimsiz. Rüzgara açık. Çıplak. Rüzgarlı. Soğuk. Rüzgar alan. Kasvetli.

Leaked : Kaçak yapmak. Sızıntı yapmak. Sızmak. Akmak. Sızmış. Sızdırmak. Akmış. Kaçak yapmış. Sızdırmış.

Leaked information : Gizlice ortaya çıkarılan gizli bilgi. Sızmış bilgi.

Leakey : Bir soyadı. Kenyalı paleantropolog. Mary leakey (1913-1996). İngiliz antropolog ve arkeolog. Louis leakey (1903-1972). Richard leakey (1944 doğumlu).

Leak out : Sızıp çıkmak. Sızıp gitmek. Sızdırmak. Sızmak. Dışına sızmak. Dışarı sızmak (sır). İfşa olunmak.

Leak in : Sızıp girmek. İçeriye sızmak.

Leak information : Bilgi sızdırmak. Gizlice ortaya çıkarılan gizli bilgi. Haber sızdırmak. Sızmış bilgi.

 

Leak proof : Sızdırmaz.

Bleakest : Sevimsiz. Üzgün. Rüzgar alan. Rüzgara maruz. Soğuk. Çıplak. Rüzgara açık. Kötü. Umutsuz. Rüzgarlı.

İngilizce Leaker Türkçe anlamı, Leaker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leaker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Informant : Haber veren. Haber veya bilgi veren kimse. (hasta hakkında) bilgi veren kişi. İtirafçı. İletmen. İhbarcı. Bilgi veren. Bir soruşturu ya da görüşmede soru sorulan ya da soru -yanıt ilişkisi içinde kendisinden bilgi alınan kişi. bk. yanıtlayıcı. Bir alan tarama sürecinde kendilerinden bilgi sağlanan sözlü kaynak. Bilgi veren kimse.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

A c deformity : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c kusuru.

Abdominal palpation : Karın bölgesinin elle muayenesi. Abdominal palpasyon. Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon.

Leaker synonyms : leakers, a amplitude mod, abaxial, abdominal pain, abdominal distention, abamectin, source, a crochordon, abattoir, abdomen.