Leer türkçesi Leer nedir
- Yan gözle bakmak.
- Kötü niyetle bakmak.
- Yan bakma.
- Yan bakmak.
- Pis bir gülümseme.
- Kesişmek.
- Pis pis bakmak.
- Pis pis gülümsemek.
- Yan bakış.
- Kuyruğunu sallamak.
Leer ingilizcede ne demek, Leer nerede nasıl kullanılır?
Leer at : Kötü niyetle bakmak. Pis pis bakmak. Şehvetle bakmak.
Leered : Yan bakılmış. Kötü niyetle bakmak. Kötü niyetle bakılmış. Yan bakmak.
Leerier : Açıkgöz. Kurnaz. Temkinli. Uyanık.
Leeriest : Açıkgöz. En uyanık. Uyanık. En kurnaz. Temkinli. Kurnaz. En açıkgöz. En temkinli.
Leerily : Kurnazca. Uyanıkça. Temkinlice.
Be leery of : Çekinmek.
Cameleers : Hecin süvarisi. Deveci.
Leers : Pis pis gülümsemek. Kesişmek. Yan bakış. Yan gözle bakmak. Kuyruğunu sallamak. Pis pis bakmak. Kötü niyetle bakmak. Pis bir gülümseme. Yan bakmak. Yan bakma.
Cameleer : Hecin süvarisi. Deveci.
Bandoleer : Palaska. Fişek kolanı. Çapraz fişeklik. Fişeklik. Omuz kayışı.
İngilizce Leer Türkçe anlamı, Leer eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Leer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Look askance : Yan yan bakmak. İstifhamla bakmak veya karşılamak. Göz ucuyla bakmak.
Aspect : Tek yanı. Tavır. Çok yönlü herhangi bir şeyin bir yüzü. Yönü. Çehre. Cephesi. Yüz ifadesi. Veçhe. Bir fiildeki oluş ve kılışın zaman bakımından konuşan tarafından öznel biçimde değerlendirilmesi; fiilde, dil psikolojisine ve konuşanın kendi değerlendirmesine bağlı zaman kayması durumu: seninle bu konu üzerinde uzun uzun tartışacağım da bir sonuç mu alacağım? cümlesindeki tartışacağım ve alacağım fiilleri şekil olarak gelecek zaman gösterdikleri halde, kişisel öznel bir değerlendirmenin ifadesi olan görünüş bakımından «seninle bu konuda uzun tartışmayacağım ve sonuç da alamıyacağım» şeklinde olumsuz bir anlamı yansıtmaktadır. aşağıdaki örneklerde de kullanılan fiiller ayraç içine alınan birer zaman kaymasına uğramış bulunmaktadırlar: andre gide böyle bir zamanda peyzajlarımızı fakir ve neşesiz, sanatımızı derme çatma, insanımızı çirkin buldu (çirkin bulmuş anlamında). takma bir insanüstü gözüyle etraftaki ızdıraba tiksine tiksine bakarak geçti (geçmiş anlamında) (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 157-158). fatihin istanbulda bina ettiği ilk sarayın, kitaplarda okuduğumuz satırlardan başka, bir hatırası kalmamış (kalmadı anlamında) ve enkazı kaldı ise toprak altında kalmıştır (kaldı anlamında) (y. k. beyatlı, aziz istanbul, s. 49). dün geceki renkli rüyamda geniş bir bahçede dolaşıyordum. arkamda billur gibi bir pınar var. yanımdakilerden biri bana gümüş bir tasla su getiriyor. parçasındaki dolaşıyorum, getiriyor fiilleri şekilce şimdiki zaman kipi oldukları halde, anlam bakımından geçmiş zamanı, var fiili de yine vardı anlamını vermektedir. hasta doktora gitmiş (gitse), doktor hastaya getirilmiş (getirilse) ne fark ederdi? (osman çeviksoy, tutuklu yürek, s. 27). ekmeklerine o sarı tereyağından sürüp yiyorlar (yediler). henüz gün ağarmamıştır (ağarmamıştı) (sevinç çokum, derin yara, s. 110). vb. Yön.
Take a slant at : Göz ucuyla bakmak.
Concurs : Rastlamak. Aynı zamana rastlamak. (zaman) çatışmak. Aynı anda olmak. Razı olmak. Aynı zamanda olmak. Aynı zamana denk gelmek. Uyuşmak. Elbirliği yapmak.
Goggled : Gözlük takan. Büyük tip gözlük. Fırlama göz. Belertmek. Fırlak (gözlerde olduğu gibi). Sabit bakan (göz). Dışa çıkık. Şaşı bakmak.
Glad eye : Zarflamak. Kesik atmak. Göz etme. Pas vermek. Bakış atmak. Yazılmak. Kuyruk sallamak.
Crosses : Çaprazlaştırmak. Haç işareti yapmak. Engellemek. Geçmek. Karşılaşmak. Melezlemek. Darılmak. Bozmak. Çapraz çizgiler çizmek.
Crossest : Çarpı. Geçişmek. Çaprazlama. Kesişen. Kızgın. Kesiştirmek. Çarmıh. Çapraz. Karşıya geçmek. Haç.
Cuts : Eskrim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kırmak. Sulandırmak. Kırpmak. Bir kurgu sonunda geriye kalan film parçaları. Budamak. Kesici kılıçla, yönetmelikte belirtilmiş sayılan vücut bölgesine (belden yukarısı), namlunun keskin yüzü ya da iki yüzü keskin sayılan uçtaki bölümü ile kesiş biçiminde uygulanan vuruşlar. Kesmek. Oymak. Dişi çıkmak.
Squinted : Şaşı. Gözlerini kısarak bakmak. Eğilimi olmak. Eğilim. Kısmak (gözlerini). Kısık gözlerle bakmak. Meyilli olmak. Şaşı olmak. Şaşı bakmak.
Leer synonyms : concurring, look daggers at, coincides, leering, leered, expression, goggling, side glance, squints, goggle, look, squint, intercept, concur, concurred, side view, sidelong glance, squint at, facial expression, lash the tail, intersect, leer at, cross, coincided, intersected, intersects, face, leers, coincide.
Leer ingilizce tanımı, definition of Leer
Leer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cast a sidelong lustful or malign look. As, to leer a man to ruin. To learn. Wanting. The cheek. Empty. To look with a leer. An oven in which glassware is annealed. Destitute. To look askance with a suggestive expression, as of hatred, contempt, lust, etc. To entice with a leer, or leers.

Bu kısımda Leer kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Leer ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Leer anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Leer ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.