Crosses türkçesi Crosses nedir

Crosses ile ilgili cümleler

English: He crosses the railroad tracks every morning.
Turkish: Her sabah tren hatlarını geçer.

English: Ali crosses the railroad tracks every morning on his way to work.
Turkish: Ali her sabah işe giderken demiryolu raylarını geçer.

English: Ali crosses this bridge at least once a week.
Turkish: Ali haftada en az bir kez bu köprüden geçer.

English: A transatlantic ship crosses the oceans.
Turkish: Bir transatlantik gemi okyanusları aşar.

English: Some superstitious people in America believe that if a black cat crosses your path, you'll have bad luck.
Turkish: Amerika'daki bazı batıl inançlı insanlar eğer bir kedi sizin yolunuzdan geçerse, kötü şansınız olacağına inanıyor.

Crosses ingilizcede ne demek, Crosses nerede nasıl kullanılır?

Crosses at : Kesişme yeri.

Crossest : Geçişmek. Çarmıh. Düzenbaz. Hilekar. Dargın. Kesiştirmek. Aksi. Kesişmek. Karşıt. Karşıya geçmek.

Crisscrosses : Çaprazlama işaret. Çapraz kesişen doğrular. Taramak. Çaprazlama gidip gelmek. Hatlarını çizmek. Çaprazlama kesişen doğrular. Hatların çizilmesi. Çapraz kesişen çizgiler oluşturmak. Çapraz çizgiler çizmek. Çaprazlama kesişen doğrular çizmek.

 

Lacrosses : Hokey benzeri top oyunu. Lacrosse füzesi.

Uncrosses : Doğrultmak. Çizgilerini iptal etmek (çek). Açmak (bağdaş).

Crossed check : Ödeyecek bankanın adını çeke yazma. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Çizgili çek. Üzerine paralel iki çizgi çekilmiş olan, çizgiler arasında bir banka adı yazılmışsa yalnız bu bankaca, yazılmamışsa herhangi bir banka tarafından ödenen çek. Birbirine koşut iki çizgi çizilmiş ve çizgiler arasında ödeyecek yer belirtilmiş çek. (çek üzerindeki çizgiler arasına bir banker adı yazılmış ise özel, sadece banker deyimi konulmuş ise genel çizgili çek olur).

Crossed field amplifier : Çapraz alanlı kuvvetlendirici.

Crosse : Hokey benzeri bir top oyununda kullanılan sopa.

Crossers : Geçen kimse. Karşıya geçen kimse.

Crossentropy : Çapraz entropi. Çapraz-entropi.

İngilizce Crosses Türkçe anlamı, Crosses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crosses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interbred : Yakınlarıyla birleştirmek.

Addles : Çürümek. Çürütmek. Bozulmak. Kafa karıştırmak. Cılk. Bozulmak (yum.). Kokmak. Şaşırtmak. Çürük.

Bodycheck : Engelleme. Perdeleme. (spor) karşı takım oyuncusunu engellemek için vücudu kural dışı şekilde kullanmak (özellikle de hokey ve futbolda). Perdelemek.

Construction : Yorumlama. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. Yorum. Çatma. Sap ve gövde birleştirme yöntemlerinden her biri. Kurma. Yapı. Yapı endüstrisi. Tümce kuruluşu. Yapılış.

 

Cut through : Daha kısa güzergahtan girmek. Çapraz kesimli. Kestirme yol yapmak. Çapraz kesmek.

Chance upon : Tesadüfen bulmak. Rastlaşmak. Tesadüfen karşılaşmak. Rastlamak. Tesadüf etmek. Rastgelmek. Şans eseri bulmak. Rastlantı sonucu bulmak.

Addling : Bozulmak (yum.). Bozulmak. Çürük. Kokmak. Çürütmek. Şaşırtmak. Cılk. Kokmak (yum.). Çürümek. Kafa karıştırmak.

Mix : Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uyuşmak. Zincirleme eylemi. Katıştırmak. Zincirlemek. Melez elde etmek için çiftleştirmek. Karıştırmak. Miks. Kaynaşmak.

Walk : Adımlamak. Gezinmek. Yürüterek yormak. Üzerinde yürümek. Gezinti. Gezmek. Yürümek. Dolaşmak. Dolaştırmak. Yürüyüşe çıkarmak.

Crosshatch : Çapraz taramak. Çapraz çizgili. Tarama.

Crosses synonyms : go across, get across, abolishes, concurs, interbreeding, adulterate, be current, crossbreed, offense, come across, baulked, cut across, come up, abashing, go through, intersect, flip, bar, coincides, glad eye, interbreeds, hybridize, avert, mixes, blocks, addle, hop, crisscross, offence, averted, bridge, chance on, addlings.

Crosses zıt anlamlı kelimeler, Crosses kelime anlamı

Good natured : Yardımsever. Babacan. Hoşgörülü. İyi huylu. Yumuşak.

Uncross : Açmak (bağdaş). Çizgilerini iptal etmek (çek). Doğrultmak.

Unfold : Açıklamak. Sermek. Açılmak. Gözler önüne serilmek. Göz önüne serilmek. Gelişmek (öykü). (katlanmış bir seyi) açmak. Açmak (katlanmış bir şeyi). Yayılmak. Gelişmek.