Walk türkçesi Walk nedir

  • Adımla ölçmek.
  • Eşlik etmek.
  • Gezdirmek.
  • Yürümek.
  • Gezmek.
  • Yürütmek.
  • Yürüyüş.
  • Yürüyüş biçimi.
  • Gezinti.
  • Yürüterek yormak.
  • Üzerinde yürümek.
  • Yürüyüşe çıkarmak.
  • Adımlamak.
  • Yürüme.
  • Yürüyerek gitmek.
  • Dolaştırmak.
  • Yürüyüş yeri.
  • Gezinmek.
  • Taşımak (iterek).
  • Dolaşmak.

Walk ile ilgili cümleler

English: "Did Jesus walk over water and then turn it into wine?" "No, that's a different story!"
Turkish: "İsa su üzerinde mi yürüdü ve onu şaraba mı dönüştürdü?" "Hayır bu başka bir konu!"

English: "Does your husband walk to work?" - "Yes, he likes walking."
Turkish: "Kocanız işe yürüyerek mi gider?" - "Evet, o yürümeyi sever."

English: A few minutes' walk brought me to the park.
Turkish: Birkaç dakikalık yürüyüş beni parka getirdi.

English: A few minutes' walk brought him to the zoo.
Turkish: Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.

English: A fast walker can walk six kilometers in an hour.
Turkish: Hızlı bir yürüyücü bir saat içinde altı kilometre yürüyebilir.

Walk ingilizcede ne demek, Walk nerede nasıl kullanılır?

Walk a thon : Katılımcıların yapabildikleri kadar yürüdükleri ve bağışların her etap (mil, kilometre vs) için belirlendiği bağış toplama etkinliği.

Walk about : Amaçsızca dolanmak. Etrafta dolanmak. Gezdirmek. Dolaştırmak. Dolaşmak. Kolaçan etmek. Gezinmek. Etrafta gezinmek.

 

Walk across the bridge : Köprüden geçmek.

Walk across the street : Karşıya geçmek. Karşıdan karşıya geçmek.

Walk along : Yanında akmak. Yanı sıra yürümek. Yanı başında gitmek (nehir vs gibi). Yanından yürümek. Yanı başında gitmek. (bir şeyin) yanından geçmek.

Walk away from : Kolayca yenmek. Rahatlıkla yenmek. Rahatça kazanmak. Daha hızlı koşmak. Kolayca geçmek. Ucuz kurtulmak (kazadan).

Walk around : Dolaşmak. Gezinmek. Dolaştırmak. Etrafını dolaşmak. Gezdirmek. Etrafta gezinmek. Amaçsızca dolanmak. Etrafta dolanmak.

Walk away : Terketmek. Geride bırakmak. Yürüyüp gitmek. Uzaklaşmak. Başını alıp getmek. Basıp gitmek. Çekip gitmek. Alıp başını gitmek.

Walk away with : Yürütmek. Çalmak. Ön plana geçmek. Araklamak. Alıp götürmek. Kolayca kazanmak.

Walk for two miles : İki mil yürümek.

İngilizce Walk Türkçe anlamı, Walk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Walk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Somnambulation : Uyurken yürüme. Uykusunda yürüme. Uyurgezerlik.

Take the air : Dışarıya çıkıp dolaşmak. Dışarıya çıkmak. Hava almak. Tenek almak. Hava almak için yürüyüşe çıkmak.

 

Knock about : Şiddetle sarsmak. Bulunmak. Çeşitli ve arka arkaya taklalar, düşürmeler, yuvarlanmalar ve zıplamalarla gelişen güldürücü sözsüz oyun. Kaba davranmak. Yalan söylemek. Dövmek. Tekrar tekrar vurmak. Art arda takla. Sürtmek.

Toddles : Sendeleyerek yürümek. Sendeleye sendeleye yürümek (yeni yürümeye başlayan çocuk). Tıpış tıpış gitmek. Tıpış tıpış yürüme. Tıpış tıpış yürümek. Sendeleye sendeleye ilerlemek (yeni yürümeye başlayan çocuk). Gitmek.

Attends : Katılmak. Beraberinde getirmek. Devam etmek. Dinlemek. Hazır bulunmak. Kulak vermek. Bakmak. Dikkatini vermek. Hizmet etmek.

Collared : Yakasına yapışmak. Yaka takmak. Yakalı. Durdurmak. Yakalamak.

Outing : Evden dışarı yapılan küçük gezi veya seyahat. Tur. Gezi. Çıkma. Tozma. Gezme.

Attended : Devam etmek. Dikkatini vermek. Kulak vermek. Dinlemek. Hizmet etmek. Bakmak. Hazır bulunmak. Beraberinde getirmek. Katılmak.

Spacewalk : Uzay yürüyüşü. Uzayda yürüyüş.

Accompanied : Eşliğinde. Yanında olmak. Aynı anda yapmak. Birlikte olmak. Refakat etmek. Yanında.

Walk synonyms : coggle, locomote, take about, gimp, corridor, pace out, clomp, prom, stride, trod, swagger, meander, show round, hang about, treads, paces, shuffle, enlace, convoying, accompanies, slog, embrangle, cabbages, conduct, airings, cruised, go around, stalk, tippytoe, moseyed, move, walk somebody off his feet, have a walk.

Walk zıt anlamlı kelimeler, Walk kelime anlamı

Ride : Kafa bulmak. Karara bağlanmamış olmak. Kullanmak. Süzülmek. Üst üste binmek. Arabayla gezmek. Taşımak (omuzunda vb). Gezinti. Gırgıra almak. Yüzmek.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Walk ingilizce tanımı, definition of Walk

Walk kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Advance without running or leaping. To go on at a moderate pace. Specifically, of two-legged creatures, to proceed at a slower or faster rate, but without running, or lifting one foot entirely before the other touches the ground. The act of walking, or moving on the feet with a slow pace. To traverse. In coffee, coconut, and other plantations, the space between them. To pass through, over, or upon. To perambulate. To move along on foot. To advance by steps. To train (puppies) in a walk. As, to walk the streets. To put or keep (a puppy) in a walk.