Walk along türkçesi Walk along nedir

  • Yanı sıra yürümek.
  • Yanında akmak.
  • Yanından yürümek.
  • Yanı başında gitmek (nehir vs gibi).
  • Yanı başında gitmek.
  • (bir şeyin) yanından geçmek.

Walk along ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary are enjoying a walk along the pilgrims' trail in France.
Turkish: Ali ve Meryem Fransa'daki hac yolu yürüyüşünün keyfini çıkarıyor.

English: He said, "Let's take a walk along the river."
Turkish: O, "nehir boyunca bir yürüyüşe çıkalım." dedi.

English: I love to walk along the river in the mornings.
Turkish: Sabahları nehir boyunca yürümeyi severim.

English: I like to walk along the river.
Turkish: Nehir boyunca yürümeyi severim.

English: Ali and Mary went for a walk along the beach.
Turkish: Ali ve Mary sahil boyunca yürüyüşe gittiler.

Walk along ingilizcede ne demek, Walk along nerede nasıl kullanılır?

Walk : Gezdirmek. Dolaşmak. Gezinti. Adımlamak. Yürüyüşe çıkarmak. Dolaştırmak. Yürüterek yormak. Yürüyüş. Üzerinde yürümek. Yürümek.

Along : Oraya. İleriye. Kıyısında. Orada. Birlikte. Süresince. Uzunluğuna. Burada. Boyunca.

Walk a thon : Katılımcıların yapabildikleri kadar yürüdükleri ve bağışların her etap (mil, kilometre vs) için belirlendiği bağış toplama etkinliği.

Walk about : Kolaçan etmek. Gezinmek. Amaçsızca dolanmak. Etrafta gezinmek. Dolaşmak. Gezdirmek. Dolaştırmak. Etrafta dolanmak.

Walk across the bridge : Köprüden geçmek.

Walk across the street : Karşıdan karşıya geçmek. Karşıya geçmek.