Let some fresh air into türkçesi Let some fresh air into nedir

Let some fresh air into ile ilgili cümleler

English: Open the window and let some fresh air into the room, please.
Turkish: Pencereyi aç ve odaya biraz temiz hava girsin, lütfen.

Let some fresh air into ingilizcede ne demek, Let some fresh air into nerede nasıl kullanılır?

Let : Vermek. Başlama atışını türlü nedenlerle sayılmaz kılan ve atışın yenilenmesini bildiren hakem kararı. Tenis, masa tenisi alanlarında kullanılır. Dirmek. Dürmek. İhale etmek. Müsaade etmek. İzin vermek. Ses çıkarmamak. Bırakmak.

Some : Birtakım. Bir parça. Bir miktar. Oldukça çok. Aşağı yukarı. Bir bölümü. Kimi. Bir. Birkaç. Bazı.

Fresh : Serinlik. Körpelik. Arsız. Zinde. Küstah. Taze. Giyilmemiş. Günlük. Hayat dolu. Işıl ışıl.

Air : Teneklendirmek. Caka. Tenek atmak. Caka satmak. Nağme. Arya. Yayına sokmak. Açılmak. Söylemek. Esinti.

Into : İçine. Şekline. -in içine. -e. -a. İçeriye. E. Haline. Biçimine. Ye.

Let somebody have it : Hakkından gelmek. Saldırmak. Ağzının payını vermek. Azarlamak. Bırakmak.

Let somebody pass unchallenged : Kimlik sormadan geçmesine izin vermek.

Let somebody know : Bildirmek. Haber vermek.

Let somebody into the secret : Sırını açmak. Sırrı söylemek. Sırdaş etmek.

Let somebody in for : Başına sarmak. Başına açmak.

 

İngilizce Let some fresh air into Türkçe anlamı, Let some fresh air into eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Let some fresh air into ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aerate : Gaz doldurmak. Havalanma. Teneklendirmek. Solunum yoluyla kanı oksijen ile birleştirmek. Havayla temas ettirmek. Havayla doyurma. Sıvıyı havayla doyurma. İçine tenek karıştırmak. Hava vermek.

Air : Gökyüzü. Çalım. Söylemek. Bir opera yapıtında ya da oratoryoda ezgi. Hava. Nağme. Açılmak. Herkese söylemek. Caka. Eda.

Fanning : Körüklemek. Yelpaze şeklinde açılmak. Fanlama. Yelpazelenmek. Yelpazelemek. Yayılmak. Hava vermek. Boşa üfleme. Alevlendirmek.

Air condition : Klima. Klima sistemi kurmak. Bir odada veya binada nemi ve dereceyi soğutmak ve kontrol etmek. İklimlendirmek. Hava-düzenleyici. İklimlendirici. Teneği temizlemek. Havayı temizlemek. Teneklendirmek.

Clear the air : Sis bulutunu dağıtmak. Sürtüşmeyi gidermek. Temiz hava. Olanları açığa kavuşturmak. Havayı yumuşatmak. Gerginliği gidermek. Atmosferi arındırmak. Şüpheleri gidermek. Havayı temizlemek.

De aerate : Havasını değiştirmek.

Aerating : Teneklendirme. Hava vermek. Havalandırma. Gaz doldurmak.

Vented : Delik açmak. Bacalı. Çıkarmak. Havalandırılmış. Hava almaya çıkmak. Belli etmek. Açığa vurmak.

Ventilated : Açığa vurmak. Belirtmek. Oksijen vermek. Açıkça tartışmak. Havalandırma sistemi. Havalandırılan. Havalandırılmış.

Vent : Döşemin açık hava ile ilgisini sağlayan boru. Çıkarmak. Delik açmak (gaz veya sıvının giriş çıkışını sağlamak için). Delik açmak. Havalık. Dışa vurmak. Hava almaya çıkmak. Belli etmek. Havaiık.

Let some fresh air into synonyms : aerates, fanned, give something an airing, ventilate, aired.