Leucotype türkçesi Leucotype nedir
- Lökotip.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Holotipin kaybolması ya da bozulması nedeniyle yerine yeniden seçilen birey.
Leucotype ingilizcede ne demek, Leucotype nerede nasıl kullanılır?
Leuco base : Ak boya. Lökobaz.
Leuco compound : Lökotürev.
Leuco dye : Löko boya.
Leuco : Ak. Löko. Beyaz.
Leucoblast : Olgunlaşmamış beyaz kan hücresi (ayrıca leukoblast). Lökoplast. Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre. miyeloblast. Kemik iliğinde bulunan farklılaşmamış granülsüz hücre, miyeloblast. Lökoblast.
Leucocytos : Lökositoz. Lökositozis.
Leucocytus : Lökosit. Akyuvar.
Leucocytozoonosis : Lökositozoonozis. Evcil ve yabani ördek ve kazlarda leucocytozoon simondinin neden olduğu simulium türü sinekler tarafından taşınan hastalık.
Leucocyan : Bazı alglerde bulunan bir pigment. Lökosiyan.
Leucocyte : Beyaz kan hücresi. Organizmayı savunmakla görevli olan, damar içinde etkin olarak yer değiştirme ve damar dışına çıkma yeteneğine sahip olan, nötrofil, eozinofil, bazofilleri içeren granülositlerle lenfosit, monosit içeren agranülositler olmak üzere iki gruba ayrılan kan hücreleri, beyaz kan küresi, lökosit, wbc. insan ve bazı hayvan türlerinde total akyuvar sayıları (x103 /mm3 olarak); insan : 7.0 (5.0-10.0), at: 9.0 (5.5-12.5) sığır: 8.0 (4.0-1 0) koyun: 4.0 (2.5-7.5) keçi: 9.0 (4.0-13.0) köpek. 11.5 (6.0-17.0), kedi: 12.5 (5.5-19.5). Akyuvar. Wbc. Lökasit. Sitoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davranışlarına ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü lökositler (bazofil lökosit, eozinofil lökosit, nötrofil lökosit) ve granülsüz lökosit (lenfosit ve monosit) olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde teşekkül eden, bazıları hücresel bağışıklıktan, bazıları da humoral bağışıklıktan sorumlu olan beyaz kan hücreleri. lökosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Lökosit.
İngilizce Leucotype Türkçe anlamı, Leucotype eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Leucotype ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Myelocyte : Miyelosit. İlik gözesi. Gelişmemiş kemik iliği hücreleri (anatomi terimi).
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.
Bush : Çalıya benzer şey. Çalıyla örtmek. Kaplamak. Gür saç. Burç. Çalı. Bilezik. Purinçina. Zıvana. Burç (mühendislik terimi).
Eosinophile : Asidofil. Asit seven, içindeki granülleri asidik doku boyalarıyla boyanan yapı veya hücreler. stoplazmasında çok fazla granül bulunduran ve genellikle iki loplu çekirdeğe sahip olan, eozinle kolayca boyanan, bazı patolojik durumlarda sayıları artan ve damar dışına çıkabilen beyaz kan hücresi tipi, eozinofil, oksifil. Eozinofil.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Lymphocyte : Genelde organizmanın yabancı proteinlere karşı korunmasında, doku ve organ nakillerinde doku uyşmazlığı ve ret olaylarında rol oynayan, kronik yangılarda ve ivegen enfeksiyonların iyileşme evresinde sayıları artan, sitoplazmalarında granül içermeyen kan, lenf ve lenfoid dokuda bulunan bağışık cevaba katılan bir akyuvar tipi. hücresel bağışıklıkta rol alan t lenfositleri ve antikor oluşturarak humoral bağışıklıka görev alan iki tipi vardır. lenfositlerin % 2si dolaşımdaki kanda, büyük bir kısmı ise kan yapan organlarda ve bağ dokuda bulunur. Ak kan hücresi. Lenfosit. Akkangöze. Akkanyuvar. Akyuvar.
Wbc : Akyuvar. Stoplazmasında bulunan taneciklerin kimyasal davaranışlarına ve çekirdeklerinin biçimine göre granüllü ve granülsüz lökosit olmak üzere iki esas tipe ayrılan, kemik iliğinde oluşan, bazıları hücresel bağışıklıktan sorumlu olan renksiz kan hücreleri, lökosit, beyaz kan hücresi, wbc. Amacı mikroplarla savaşmak olan kandaki minik organizmalar. Beyaz kan hücresi. Lökosit. Wbc.
Monocyte : Oval veya at nalı biçiminde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Kanda bulunan, kemik iliği kökenli, oval veya böbrek benzeri görünümde tek çekirdekli, sitoplazmasında azurofilik granüller içeren, fagositoz yapabilen en büyük beyaz kan hücreleri. dokulara göç ederek kuvvetli fagositik aktiviteye sahip olan ve kronik enfeksiyon hastalıklarında sayıları artan makrofajlara dönüşür ve kanda yaklaşık 24 saat süreyle kalırlar. Oval ya da at nalı şeklinde bir çekirdeği olan, farklılaşarak makrofajları oluşturan ve dokular arasına geçen, fagositoz yapan büyük kan hücresi. Monosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.
Leucotype synonyms : lymph cell, free phagocyte, genus leucothoe, white blood corpuscle, abductor muscle, a cell, neutrophile, blood corpuscle, basophil, aardwolf, neutrophil, granulocyte, acacia, eosinophil, basophile, abramis zone, white corpuscle, aardvarks, blood cell, abiotic factor, abambulacral area, leukocyte, corpuscle, aardvark, myeloblast, white blood cell, a chromosome, shrub, white cell, a cells, abiotic environment.

Bu kısımda Leucotype kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Leucotype ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Leucotype anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Leucotype ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.