Levantine türkçesi Levantine nedir

  • Yakın doğu'lu kimse.
  • Yakın doğu'ya ait.

Levantine ingilizcede ne demek, Levantine nerede nasıl kullanılır?

Levantin : Doğu akdeniz ülkelerinde yerleşen ve ticari etkinliklerde bulunan avrupa kökenli kişiler. Levanten.

Levant sparrow hawk : Kuşlar (aves) sınıfının, kartallar (falconiformes) takımından, türkiye' nin batı ve kuzeybatı kısımlarında yazın, diğer kısımlarında kışın görülen, bahçe ve ormanlık alanlarda yaşayan göçmen bir tür. doğu atmacası, kısa parmak atmaca. Yoz armaca.

The levant : Doğu akdeniz bölgesi.

Levant : Maine eyaletinde yerleşim yeri. Levant. Ankara keçisi derisinden yapılan ve ciltçilikte kullanılan çok iyi cins marok derisi. Borçlarını ödemeden kaçmak. Doğu akdeniz ülkeleri.

Levanter : Doğu akdeniz rüzgarı. Borçlarını ödemeden kaçan kimse. Levanten. Doğu rüzgarları. Levanter rüzgarları. Akdenize doğudan esen rüzgar. Doğu rüzgarı.

Irrelevant variable : İlgisiz değişken.

Irrelevant answer : İlgisiz yanıt. Alakasız cevap. Soru'nun içeriğiyle açık ya da örtük bir ilişkisi bulunmayan yanıt.

If relevant : Yerinde ise. Uygun ise. Alakalı ise. İlgili ise.

Irrelevant : Alakasız. Mevzu dışı. İlgisiz. Rabıtasız. İpe sapa gelmez. Önemsiz. Yersiz. Konu dışı.

Independence from irrelevant alternatives : Iıa. İlgisiz almaşıklardan bağımsızlık.

 

İngilizce Levantine Türkçe anlamı, Levantine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Levantine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Indigen : Bir bölgenin yerlisi. Yerli insan. Yerli.

Native : Bilgisayar, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yerli. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması. İlkel. Natif. Kendi doğal alanında bulunma. Katısız, saf ve kendine özgü özelliklerini kaybetmemiş olan. Doğal. Doğal, doğuştan, basit, yerli. Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum.

Indigene : Bir yerin yerlisi olan şey veya kimse. Yerli insan. Aborijin. Asıl. Oralı. Yerli. Yerli kimse.

Aborigine : Yerli halk. Avustralya yerlisi. Bir bölgenin orijinal yerleşikleri olduğu değerlendirilen insanlardan olan kimse. Bir yerin yerlisi. Yerli. Aborijin. Avustralya kıtası yerlileri. Asıl yerli. Yerli kimse.

Aboriginal : Çok eski çağlarda var olan. Asıl. Aborijin. İlkel. Ataları çok eski çağlardan bu yana belirli bir yerde yaşamış olan. İptidai. Çok eski çağlardan kalan. Yerli. Asıl yerli. Yerlisi olan.

Levant : Ankara keçisi derisinden yapılan ve ciltçilikte kullanılan çok iyi cins marok derisi. Borçlarını ödemeden kaçmak. Maine eyaletinde yerleşim yeri. Levant. Doğu akdeniz ülkeleri.

Levantine ingilizce tanımı, definition of Levantine

Levantine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to the Levant. A native or inhabitant of the Levant.