Licker türkçesi Licker nedir

  • Yalayıcı.
  • Yalayan kimse veya şey.

Licker ile ilgili cümleler

English: The candle's flame is flickering in the soft breeze.
Turkish: Mumun alevi hafif rüzgarda titriyor.

English: This fluorescent lamp is starting to flicker. We'll have to replace it.
Turkish: Bu floresan lamba titreşmeye başlıyor. Onu değiştirmemiz gerekecek.

Licker ingilizcede ne demek, Licker nerede nasıl kullanılır?

Arse licker : Kıç yalayıcı. Yalaka.

Ass licker : Yalaka.

Lickerish : Kadın düşkünü. Ağzının tadını bilen. Obur. Ahlaksız. Anasonlu şeker.

Lickers : Yalayıcı. Yalayan kimse veya şey.

Bootlicker : Yağcı. Kıç yalayıcı. Yaltakçı. Yalaka. Dalkavuk. Çanak yalayıcı. Yaltak.

Flicker effect : Kırpışma etkisi. Kırpışma olayı.

Bootlickers : Kıç yalayıcı. Yalaka. Yaltak. Yaltakçı. Çanak yalayıcı. Dalkavuk. Yağcı.

Clickers : T.v. uzaktan kumanda cihazı (argo terim). Kağıdın yerleştirilmesini denetleyen ve metin kopyalarını dağıtan kimse (baskı, tab). Ayakkabının üst parçasını kesen ve onu diğer çalışanlara veren baş ayakkabı yapıcısı.

Flicker : Titreşme. Işık titremesi. Oynamak (ışık veya gölge). Gözlenen (algılanan) değişme frekansı, saniyede birkaç devir (birkaç hertz) ile "görüntü erime frekansı" arasında parıltı ya da renkte olan çalkantı, titreme izlenimi. bk. görüntü erime frekansı, dalgalılık, düzensiz çalkantı. Hızla ve sessizce önünden geçmek. Alazlanmak. Titremek. Titrek ışık veya alev. Sönüp yanmak.

 

Flicker free : Kırpışmasız. Göz kırpıştırmayan.

İngilizce Licker Türkçe anlamı, Licker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Licker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enjoy : Kullanmak. Anlamak. Sahip olmak. Tadına varmak. Tadını çıkarmak. Sevmek. Hoşuna gitmek. Haz almak. Hoşlanmak. Zevk almak.

Love : Sevgi. Sevgi duymak. Sevgi beslemek. Sevda. Aşk. Aşık olmak. Sevmek. Bayılmak. Muhabbet beslemek.

Approve : Kabul etmek. Doğru bulmak. Razı gelmek. Uygun bulmak. Tasvip etmek. Olumlu bulmak. Hoş karşılamak. Uygun görmek. Onaylamak. Razı olmak.

Care for : Bakımını üstlenmek. Hoşlanmak. İstemek. Bakmak. İlgilenmek. Sevmek. Çocuk yetiştirmek. Sevmek (birini veya bir şeyi). Çocuk büyütmek.

Compartment : Bölüntü. Kompartıman. Bölüm. Kompartman. Alan. Bölme. Göz. Kısım. Hücre. Bölge.

Cabinet : Ses dalgaları üzerinde mekanik olarak yükseltme ve filtreleme görevlerini yerine getiren ayrıca hoparlörü taşıyan ve koruyan bölüm. Dolap. Camlı ve raflı dolap. Küçük oda. Çekmeceli dolap. Bakanlar kurulu. Kabine. Televizyon veya teyp bölmesi. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Vitrinli dolap.

Lazaretto : Cüzzamlı fakir insanlar için devlet hastanesi. Lazaret. Gemi ambarı. Kumanyalık. Cüzzam hastanesi. Karantina yeri. Fakir hastanesi. Karantina istasyonu. Erzak ambarı.

Prefer : Yeğlemek. Tercih etmek. İleri sürmek. Yeğ tutmak. Atamak. Beğenmek. Tayin etmek. Öncelik tanımak. Üstün tutmak. Sunmak.

 

Cotton : Pamuk (bezi). Uzlaşmak. Pamuklu bez. Anlaşmak. Pamuklu dokuma. Pamuk ipliği. Dost olmak. Pamuk. Pamuklu.

Licker synonyms : storage locker, glory hole, lickers, locker room.

Licker zıt anlamlı kelimeler, Licker kelime anlamı

Dislike : Sevmemek. Hoşlanmamak. Antipati duymak. Beğenmemek. Hoşuna gitmemek. Nefret etmek. Beğenmeme. Hoşa gitmeme. Hoşlanmama.

Disapprove : Beğenmemek. Onaylamamak. Karşısında olmak. Reddetmek. Tasvip etmemek. Kabul etmemek. Onamamak. Kınamak. Uygun görmemek.

Different : Başka. Ayrı. Diğer. Ayrışık. Başka türlü. Özge. Farklı. Çeşitli. Değişik. Muhtelif.

Licker antonyms : unlike.

Licker ingilizce tanımı, definition of Licker

Licker kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, licks.