Lifts türkçesi Lifts nedir

Lifts ile ilgili cümleler

English: My mother is afraid of lifts.
Turkish: Annem asansörden korkar.

English: English people call elevators "lifts".
Turkish: İngilizler asansörlere "lift" diye seslenir.

English: The wind lifts the leaves.
Turkish: Rüzgar yaprakları kaldırır.

Lifts ingilizcede ne demek, Lifts nerede nasıl kullanılır?

Liftstage : Mekanik olarak parça parça ya da bütün olarak yükselip alçalabilen düzey. Yükselir alçalır sahne.

Airlifts : Hava yoluyla taşıma. Uçakla taşımak. Havadan taşımak. Hava köprüsü. Havadan taşıma. Uçakla taşıma. Hava yoluyla taşımak. Hava yoluyla götürmek.

Clifts : Uçurum. Çatal. Çatlak. Yarık.

Facelifts : Yaşlanma izlerini kapatmak amaçlı yüze uygulanan estetik ameliyat. Kırışıklıkları gidermek ve diğer yaşlanma işaretlerini ortadan kaldırmak için yüz üzerinde gerçekleştirilen estetik cerrahi. Makyajlı. Yüz germe. Yüz gerdirme.

Forklifts : Çatallı istif aracı. Çatallı kaldırıcı. İstif makinesi. Çatallı yükleyici. Ağır yükleri kaldırıp nakletmek için kullanılan makina. Yük kaldırma veya istifleme aracı. Yük kaldırma aracı. Yük kaldırma arabası. Forklift.

 

Lift stage : Asansörlü sahne. İner-çıkar sahne. Dekor değişmelerini kolaylaştırmak için yapılmış inip çıkabilen sahne.

Lift off : Havalanmak. Yerden kalkmak. Kalkmak. Rampadan ayrılma. To lift off. To take off. (uçak vb) havalanmak. Rampadan ayrılış. Roket havalanmak.

Shoplifts : Dükkan soymak. Dükkanlardan malzeme aşırmak. Mağaza soygunculuğu. Mağaza soygunculuğu yapmak.

Lift out : Çekip çıkarmak.

Lift net : Kıyının bazı kesimlerinde belirli zamanlarda kurulan, demirlenmiş kayıklarla sabitleştirilen, uzunluğu yaklaşık 128 m, genişliği 24 m olan deniz dibine indirilip balıklar üzerinden geçerken kenarlarındaki ipler yardımıyla kaldırılarak balıkları yakalayan bir ağ dalyan, çardak dalyanı ismi altında tanınan çökertmeler, kenarlarından yakalara donanmış kare veya dikdörtgen ağlar. Çökertme dalyanı.

İngilizce Lifts Türkçe anlamı, Lifts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lifts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chime : Ahenkli bir sesle çalmak (saat veya zil veya çan). Uymak. Çan çalmak. Ahenkle çalmak. Çalmak (çan). Ahenk. Saat çalmak. Vurmak (saat başlarını).

Bump up : Artırmak. Artmak. Çıkmak. Fırlamak. Yükselmek.

Arises : Kaynaklanmak. Ortaya çıkmak. Doğmak. Ayağa kalkmak. Yükselmek.

Leave : Terk etmek. Bırakmak. Vazgeçmek. Veda. Ayrılmak (sevgileden vb). Müsaade. Ruhsat. Bakımına bırakmak. Ayrılmak.

Rears : Şahlanmak. Arka. Bakmak. Art. Yetiştirmek. Yükselmek. İnşa etmek. Dikmek.

Wind : Kıvırmak. Sonuçlandırmak. Zemberekli alıcılarda, motoru çalıştıran zembereği kurulu duruma geçirmek üzere kolu ya da anahtarı çevirmek. Yel. Bükülmek. Kıvrılmak. Bilgisayar, coğrafya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hava cıva. Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan, yatay yönde, esiş yönü, süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi. Rüzgar.

 

Deterrers : Mezardan çıkarmak. Meydana çıkarmak.

Disinters : Mezarından çıkartmak. Kazmak. Mezardan çıkarmak. Eşelemek. Gömülü olduğu yerden çıkartmak.

Ennoble : Soylular sınıfına almak. Yüceltmek. Asalet unvanı vermek. Soylulaştırmak. Asilleştirmek.

Uplifted : Coşkun. Yukarı dikmek (göz). Mutlu. Canlandırmak. Yüceltmek. Kalkındırmak. Sevinçli.

Lifts synonyms : heft up, hike up, trice up, heft, distend, abstract, uphold, pump, arise, adopts, flown, heave up, departs, disinterring, jack, arouses, elevators, underlay, amplifies, flew, pinnacle, fly, get off the ground, hop, rearing, rear, add, prove, go up, axe, bear off, extend, abstracts.

Lifts zıt anlamlı kelimeler, Lifts kelime anlamı

Lower : Kırmak (gurur). Alt. Karartmak. İndirmek. Küçültmek. Satakdaki malın isteklerden daha çok olması nedeniyle bunların satışlarını sağlamak amacıyla ederlerinde yapılan indirim. aynı konu üzerinde çalışan ve aynı özellikte nesneyi yapıp satan kişilerin karşıtı ile tecimsel bir yarışta bulunmak ve onun etkilerinden kurtulabilmek amacıyla satış ederleri üzerinde yaptıkları indirim. Eksilmek. Alçaltmak. Eder indirimi. Küçük düşürmek.

Fall : Azalma. Vurmak. Dağılmak. Hastalanmak. Yıkılmak. Düşüş göstermek. Eğimli olmak. İşgal edilmek. Aşağı sallanmak. Dalmak.

Stay in place : Yerinde kalmak.