Lighting türkçesi Lighting nedir

  • İnmek.
  • Işık tutmak.
  • Denk gelmek.
  • Işıklama.
  • Neşelendirmek.
  • Tenvirat.
  • Bir yerleşim yerindeki konutların, konut dışında kalan yapıların, genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması.
  • Işımak.
  • Aydınlatma.
  • Düzenleme.
  • Sahnedeki oyuna uygun, sahneye özgü ışık dizgesinin kapsamına giren tüm konular.
  • Işıklandırma jüyesi.
  • Tutuşturma.
  • Yakmak.
  • Uzun hüzmeli far.
  • Yükünü azaltmak.
  • Hafifletmek.
  • Işık saçmak.
  • Bir tiyatro sahnesindeki oyuna uygun, dengeli ve özel ışık verme sanatı bilimi.
  • Aydınlatmak.
  • Yakma.
  • Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması.
  • Yanmak.
  • Aydınlanmak.
  • Işıklandırma.
  • Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması.
  • Lambalar.
  • Alıcının önünde yer alan konunun ya da görünçlüğün ışıklandırılması.
  • Rastlamak.
  • Konmak.
 
 

Lighting ile ilgili cümleler

English: I am lighting my cigar.
Turkish: Ben puromu yakıyorum.

English: The lighting is poor in this part of the city.
Turkish: Şehrin bu kısmında aydınlatma yetersiz.

English: She burned herself while lighting a cigarette.
Turkish: O bir sigara yakarken kendini yaktı.

English: Ali is lighting a cigarette.
Turkish: Ali bir sigara yakıyor.

English: I'm not lighting their candles.
Turkish: Onların mumlarını yakmıyorum.

Lighting ingilizcede ne demek, Lighting nerede nasıl kullanılır?

Lighting areas : Aydınlatma alanı. Işıklama çalışmalarında genellikle altı bölüme ayrılan sahnenin ışıldaklar ve dizi ışıklarla aydınlatıldığı alan.

Lighting bridge : Işık köprüsü. Sahne ağzının seyirciye görünmeyen iç üst kesiminden ışıldakların asıldığı ve ışıklamanın düzenlendiği köprü.

Lighting cameraman : Alıcı devinimlerinin düzenlenmesinden, görünçlüğün aydınlatılmasından, görüntülerin yönetmenin isteklerine uygun biçimde sağlanmasından, alıcı takımının denetiminden sorumlu kimse. Görüntü yönetmeni. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Lighting distance : Aydınlatma uzaklığı. Bir ışıldağın sahneyi aydınlattığı yere uzaklığı.

Lighting electrician : Işıkçı. Baş ışıkçının yönetiminde çalışan, görünçlüğün aydınlatılması için gerekli aygıtları düzenleyen ve kullanan kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Lighting flash figures : Yıldırım figürleri. Yıldırım çarpmasında oluşan, yüksek gerilimli elektriğin temas ettiği deri bölgelerinde ağaç dallarına benzer görünümde, epidermisin dermisten ayrılması sonucu oluşan, ikinci ve üçüncü derece kıl ve deri yanıkları, akım izleri.

Lighting gas : Havagazı. Aydınlatma gazı.

Lighting position : Işıklama durumu. Bir oyunun uygulanmasında her ışık değişiminde ortaya çıkan yeni durum. sahneye verilen ilk ışıklama durumundan başlayarak her oyun ışıklama açısından çok sayıda durumu kapsar.

Lighting equipment : Aydınlatma gereçleri. Aydınlatma donanımı. Aydınlatma gereci. Aydınlatma donatımı. Aydınlatmada kullanılan çeşitli boy ve yapıdaki yapma ışık kaynakları, bunların yardımcı araçları. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Lighting plot : Işıklama planı. Bir oyunun ışıklamasını saptamak için hazırlanan plan. bu planda, aydınlatma alanları, ışıldakların ve dizi ışıkların yerleri, aygıtlara o uygulama için verilen kod sayıları yer alır.

İngilizce Lighting Türkçe anlamı, Lighting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lighting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bites : Sokmak. Sızlamak. Kavramak. Oltaya gelmek. Dişlemek. Aşındırmak. Acımak. Acıtmak. Isırmak.

Clearing up : Aydınlığa kavuşturmak. Açıklamak. Açmak. Tamamlamak. Düzene koymak. Çözümlemek. Düzelmek. Bilgi vermek. Çözülmek.

Debarks : Karaya çıkarmak. Karaya ayak basmak. İndirmek. Gemiden inip karaya çıkmak. Boşaltmak. Karaya çıkmak.

Clearing : Parlatma. Ormanda açık alan. Ağaçsız yer. İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sayışma. Kliring. Açıklık alan. İkili ticaret anlaşması çerçevesinde ülkeler arasında dışalım ve dışsatımdan doğan alacak ve borçların döviz kullanılmadan karşılıklı olarak denkleştirilmesine dayalı dış ticaret biçimi. Açma.

Lamps : Lamba. Far. Fener. Işık. Ampul.

Cleared : Kurtarmak. Aklamak. Seyretmek (gemi). Elde etmek. Geçmek. Kaldırmak. Ödemek. Temizlemek. Limana giren ya da limandan ayrılan sevkiyat ya da gemi. İlişkisiz.

Gassings : Gaz ayrıştırma. Gazeleme. Zehirleme. Gaz verme. Zırva. Gazlanma. Saçmalık. Gaz çıkışı.

Assuage : Azaltmak. Dindirmek. Tatmin etmek. Bastırmak. Yatıştırmak. Kesmek.

Assuaged : Dindirilmiş. Dindirmek. Yatıştırmak. Bastırmak.

Be equal to : Eşi olmak. Uygun olmak. Bir olmak. Bir işin üstesinden gelmek. Denk olmak.

Lighting synonyms : balance, collocations, assuages, be suitable for, coordinations, flash, amuse, perches, flare, setup, lighten, clarifies, fulguration, enlightenments, coordination, allayed, cauterizing, brighten, brightened, animating, alleviate, apparatus, clarificate, backlighting, ignitions, civilize, come down, brightens, incineration, calcination, bump into, cutthroats, chance upon.

Lighting zıt anlamlı kelimeler, Lighting kelime anlamı

Dark : Esmer. Çepel. İzbe. Gizli. Bilgisizlik. Gölge. Koyu renk. Cehalet içinde. Koyu. Siyaha yakın.

Lighting ingilizce tanımı, definition of Lighting

Lighting kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A name sometimes applied to the process of annealing metals.