Liners türkçesi Liners nedir

Liners ingilizcede ne demek, Liners nerede nasıl kullanılır?

Airliners : Hava yolları. Dev uçak. Büyük yolcu uçağı. Yolcu uçağı.

Aliners : Sıraya koyan kimse. Sıraya dizen. Eşyaları bir araya getirerek dizen kimse.

Berliners : Berlin (almanya'nın başkenti) yerlisi veya burada yaşayan. Berlinli.

Decliners : Alçalan. Reddeden kimse. Kabul etmeyen veya geri çeviren kimse. Reddeden. Alçalan kimse.

Discipliners : Düzen ve disiplin sağlayan kimse. Disiplinci. Düzene sokan kimse. Cezalandıran kişi. Disipline eden kişi. Disipline eden kimse.

Hardliners : Kendi görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olan. Tutucu. Boyun eğmeyi reddeden kimse. Kendi fikir veya görüşlerine sıkı bir biçimde bağlı olan kimse. Muhafazakar. Sabit fikirli.

Recliners : Yaslanan. Televizyon koltuğu. Yatar koltuk.

Cylinder liner air port : Silindir gömleği hava deliği.

Jetliners : Ticari jet uçağı.

Milliners : Tuhafiyeci. Şapkacı (kadın). Şapkacı. Kadın şapkacısı.

İngilizce Liners Türkçe anlamı, Liners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Liners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bile duct : Safra arnası. Safra kanalı. Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal, öd kanalı. Ödyolu. Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal. öd kanalı, koledok kanalı. Safrayı ciğerlerden veya safra kesesinden ince bağırsağa taşıyan kanal (anatomi terimi). Öd yolu. Öd kanalı.

 

First coat : İlk boya katı. İlk kaplama. Birinci tabaka. Birinci katman. Birinci kat. İlk örtü. Birinci kat sıva.

Chorus line : Dansçılar ve şarkıcılar hattı.

Mouthpiece : Avukat. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Deri gibi kaf. Hayvanın ısırmasına veya zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel. Film kesme ünitesi ağızlığı. Sigara ağızlığı. Sözcü. Ağızlık.

Cruise ship : Turistik gezi bir ya da daha fazla değişik istikamet ziyaret etmek için kullanılan yolcu gemisi.

Linings : Balata. Kaplama. Astarlama.

Circulatory system : Sirkülasyon sistemi. Organizmada kan dolaşımının görevini sağlamak üzere bir araya gelmiş olan kalp ve kan damarları topluluğu, sirkulasyon sistemi. Açık dolaşım sistemi. Organizmada kan dolaşımının görevini sağlamak üzere bir araya gelmiş olan yürek ve kan damarları topluluğu. sirkülasyon sistemi. Dolaşım jüyesi. Kan dolaşım sistemi. Dolaşım sistemi.

Back gray : Baskı astarı.

Chorus : Koro. Ezgili ya da esgisiz ve tartımlı sözleri uyumlu bir biçimde birlikte söyleyen topluluk. antik yunan tiyatrosunda önce dans edilen yere sonra da ezgili dansa ve bir de bunu yapanlara verilen ad. Asıl sese, ona çok yakın frekansta sesler ekleyerek eserin birden fazla çalgıyla seslendirildiği duygusunu uyandıran efekt ve bunu sağlayan cihaz. Oyundaki olayları arada açıklayan kişi. Proloğu söyleyen kişi. Toplu olarak melodili ya da ritimli sözleri söyleyen topluluk. yunancada önce dans edilen yere, sonra da şarkılı dansa ve bir de bunu yapanlara verilen ad. antik tragedyada birbirlerine benzeyen ezgilerde seslerini birbirine uyumlayan ve dramatik olayın kahramanı karşısında onu gözleyen, yorumlayan, değerlendiren, kimi kez de olaya karışan topluluk. koronun bölümleri: parodos (giriş ezgisi-kommos) (yakınma ezgisi-hareketlerle) stasiman (olanları saptama ezgisi) - exodas (çıkış çizgisi). ortaçağda dinsel yapıtlarda ayrı ayrı bölümler arasında anlatım (epik) biçimde korolar vardır. elizabeth tiyatrosunda ya da shakespeare'de koro adlı tek bir oyuncu, çok kez soytarı rolünde. klasik yapıtlarda koro, antik yapıtların etkisi altında yeniden kullanılmıştır. örnek: schiller: "braut von messina" (-messina'lı gelin). Nakarat. Koro topluluğu. Şarkının koro bölümü. Koro (efekti).

 

Inner tube : İç lastik. İç boru. Şambriyel. Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik. Şambrel. İçlastik.

Liners synonyms : systema alimentarium, venae interlobulares hepatis, rivet line, hepatic duct, internal organ, hepatic lobe, vena hepatica, biliary ductule, hepatic vein, gastrointestinal system, hepatic artery, kupffer's cell, viscus, sleeves, lineup, passenger liner, tenoned, cabin cruiser, sleeve, doublure, adhesive substratum, mortise, passenger ship, primers, diagonal, common bile duct, coating, mortice, interlining, systema digestorium, linemen, arteria hepatica, rabbet.

Liners zıt anlamlı kelimeler, Liners kelime anlamı

Nonlinear : Doğru olmayan. Doğrusal olmayan. Lineer olmayan.

Arrive : Gelip çatmak. Başarı kazanmak. Bir ereğe ulaşmak. Yetişmek. Üstesinden gelmek. Gelip dayanmak. Ayak basmak. Dönmek. Gelmek. Dayanmak.